confessions

yıldız sözlük

Admin  · 24 Haziran 2017 Cumartesi

  1. toplam giri 99
  2. takipçi 15
  3. puan 4010

yıldız teknik üniversitesi " ytü " öğrenci mutluluk endeksi anketi

yıldız sözlük
Yıldız Teknik Üniversiteli yazarlarımızın bilgi ,sosyal içerik ,anket ,Quiz paylaşımı yapabilecekleri yeni sitemiz yıldızca'nın son düzenlemeleri yapılıyor.
yıldızca 'da ilk anketimiz öğrencilerin mutluluklarıyla ilgili ,
ankete katılmak ve yıldızca okumak için;https://yildizca.com/snax_poll/yildiz-teknik-universitesi-ogrenci-mutluluk-endexi/

yazarlarımıza önemli duyuru

yıldız sözlük
Sözlüğün yeni temaya geçişiyle birlikte bazı yazarlarımızın giriş yapabilmeleri için , giriş sayfasından yeni şifre almaları gerekebilir .Giriş mailini hatırlamayan yazarlarımız , sayfa altında bulunan iletişim bölümünden destek talebinde bulunabilirler .
Yeni temamızı beğeneceğinizi umuyoruz . İyi sözlükler

yıldız sözlük’e açık mektup

yıldız sözlük
sözlük kuralları gereği 3 modumuzun talebiyle ban işlemi yapılabilmektedir .3 modumuz tarafından ban talebi ulaştığından @drummer bunny sözlükten süresiz uzaklaştırılmıştır .diğer hesapları kapatılmıştır.YENİDEN HESAP AÇMASI DURUMUNDA TESPİT EDİLİR EDİLMEZ AÇTIĞI HESAP YASAKLANACAKTIR .
yıldız sözlük sözlük ortamının bozulmasına izin vermeyecektir.

iletişimin çeşitleri

yıldız sözlük
iletişim olgusunun kapsamı oldukça geniştir.yalnızca insanlar için değil yeryüzünde yaşayan bütün canlılar için geçerlidir.insan,konuşarak akıl ve yeteneğini kullanarak iletişim becerisini geliştirmiştir.
insan akıl ,zeka ,yetenek ve yaratıcı gücünü hayatı boyunca ön planda tutmaktadır.
insanlar için iletişim ,gazete okumak ,radyo tv değildir.geniş bir iletişim ağı insanlık tarihi boyunca geliştirilmiştir.aile ve iş yaşamı kadar ,toplumsal yaşantının bütün evrelerinde iletişim ağı içerisindedir.iletişim yönlendiren ,bilgilendiren özelliği sayesinde insanın fiziksel ,ruhsal deviniminde son derece etkili ve önemlidir.
sağlıklı toplumlar yaratmada en etkili araç iletişimdir.
iletişimsiz toplumlar kendi içine kapalı ,yeniliklerden habersiz,bilgisiz,yorum yapma ve ifade etme gücünden yoksunlardır.
insanın olduğu yerde iletişim vardır.insan iletişim becerileri sayesinde yalnızlıktan ,bilgisizlikten ,medeniyet dışı yaşamdan kurtulmuştur.
iletişimin çeşitleri
bireysel iletişim
iki insan arasında iletişim araçları veya yalın yapılan haberleşmede konuşma eylemidir.
kitlesel iletişim
kitle iletişim araçlarıyla yapılan ,bilgi ve haberin aynı anda iletilebildiği iletişimdir.
siyasal iletişim
siyasi parti yöneticileri ya da devlet yöneticileri tarafından kamuya yapılan açıklama,bilgi aktarımının toplum tarafından algılanmasıdır.
toplumsal yaşama ilişkin iletişim
toplumsal olay ve gelişmelerin iletişim araçları kullanılarak kamuoyuna aktarılmasıdır.eğitimden sağlığa ,kentsel yaşamdan iş yaşamına,ekonomiye ,hak ve özgürlüklere,yasalara kadar geniş yelpazede iletişimin en çok kullanıldığı alandır.
ses ve görüntüye dayalı iletişim
kullanılan iletişim araçları arasında ses ve görüntü aktarımı yapılabilen iletişim çeşididir.
görsel iletişimin önemli öğelerinden biri de fotoğraftır.
yazılı ve işarete dayalı iletişim
konuşma ve ses yerine yazı ,şekil ve işaretlerin ön plana çıktığı iletişim çeşididir.gazete,afiş ,reklam panoları ,bildiriler gibi.
elektronik iletişim
telefon ,bilgisayar ve cep telefonları gibi elektronik araçlar kullanılarak yapılan iletişimdir.

sokrates

yıldız sözlük
Heykelci Sophroniskos ile ebe Phainarete'nin oğlu olan Sokrates'in kimliği başlı başına bir felsefi sorundur. Filozofların ve tarihçilerin üzerinde tartıştıkları Soktates konusunda anlatılanlarda birbirini tutmaz. Yani herkes kendine göre bir "tarihsel Sokrates" veya "kuramsal Sokrates" portresi çizmiştir (Büyük Larousse 1994.



Düşünmeyi kendisine ilke yapmış Yunan filozofu Sokrates, doğruların bulunabileceğine inanırdı. Fikirlerini doğrudan, doğruya yaşaması büyük etki yaratmış ve kendi sonunu hazırlamıştır. Uzlaşmanın önemi üzerinde durmuştur. Bilimsel yöntemin uygulanması konusunda ısrar etmiştir.



Yönetime ahlaki açıdan bakmıştır. Demokrasinin Atina'da yeniden kurulmasına çalışmış.

adam smith

yıldız sözlük
İskoçyalı iktisatçıdır. İş bölümü, uzmanlaşma ve denetime ilişkin görüşleriyle yönetime önemli katkıda bulunmuş ve 20. yüzyıl yönetim bilimcilerine ışık tutmuştur (Kaya 1993.(1723-1790)

Adam Smith'e göre:

• Her türlü servetin kaynağı insan etkinliği yani emektir. Modern toplumlar ilkel toplumlardan zenginliğin artmış olmasıyla ayrılırlar ve bu artışın nedeni de bir yandan iş bölümü, bir yandan da emeğin - verimin artmasını sağlayan sermaye birikimidir.

• İnsanın kişisel çıkarının dürtüsüyle hareket edebildiği her toplumda, mutlu bir iktisadi düzen kendiliğinden gerçekleşir (bu bir "görünmeyen el" tarafından yoluna konan doğal düzendir)

• Hükümetler ulusal üretime ve uluslararasıticarete tam bir serbestlik tanımalıdır. Çünkü insan "kendi çıkarı peşinde koşarken, çoğu kez,aslında arzu ettiğinden çok daha fazlasıyla, toplumun çıkarını gerçekleştirir (Büyük Larousse 1994."

Adam smith adillik, kesinlik, kolaylık ve tasarruf diye dört kural halinde tanımlanan "klasik vergi ilkeleri"ni formülleştirdi.
Adam Smith'in savunduğu liberal siyasal ve ekonomi görüşü bürokrasiyi yönlendirmiştir.(1723-1790)

sir thomas more

yıldız sözlük
(1478-1535) İngiltere şansölyesi olup soylu bir ailedendir. Sokrates'in "ideal devlet" düşüncesinden esinlenen Thomas More düşsel bir öykü perdesi arkasında ideal bir yönetim sistemini cesaretle anlatan "Ütopya" (Ütopia-1516) adlı önemli bir eser yazdı. Bu yapıtın çok büyük etkileri oldu (Büyük Larousse 1994.


Sir Thomas More "Utopia"sında ideal yönetimin tanımını yapmış, uzmanlık ve insan gücünden en etkili biçimde yararlanılması gerektiğini savunmuş; kişisel yeteneklere uygun iş sağlanması gerektiğini ileri sürmüştür (Kaya 1993.

niccolo machiavelli

yıldız sözlük
İtalyan siyaset adamı ve yazar, 1469 yılında Floransa'da doğdu. Floransa Cumhuriyetinde ulusal milis örgütünü kurmaya çalıştı. Yaşadığı dönemde İtalya siyasi ve askeri açıdan büyük sorunlar içerisinde olmasına karşın ekonomik ve kültürel açıdan çok gelişmiş durumdaydı. Ve aynı İtalya'da "Rönesans" doğmak üzereydi.

Siyasal düşünce tarihinde "amaca ulaşmak için her şey meşrudur" görüşünü savunan makyavelist siyasal sistemi oluşturmuştur. Bu sistem, yönetmek için her yolun geçerli olduğu görüşüne dayanır ve hiç bir ahlaki değeri dikkate almaz. Ancak ahlaki açıdan bir suçlama sayılabilecek bu görüşün, siyasal açıdan bir gerçekliği de dile getirdiğini yadsıyamayız. Makyavelizm, siyaset biliminde hala geçerliliğini sürdüren bir anlayış, yüzyıllardır eskimeyen bir olgudur.


Machiavelli'nin gerçekliğe dayanan siyasal düşüncesi "Discorsi Sopra La Prima Deca Ti Livio" (Titus Livius'un İlk On Yılı Üzerine Konuşmalar 1513-1519) adlı yapıtında yavaş, yavaş biçimlendi. Bu yapıtında Vico'dan önce "çevrimsel bir tarih kuramı "m ortaya koydu. Buna göre monarşi Tiranlığa yol açıyor, aristokratlık oligarşiye, demokrasi de anarşiye dönüşüyordu. Bunun üzerine monarşi yeniden ortaya çıkıyordu (Büyük Larousse 1994.


1524 yılında yazdığı "İl Principe" (Hükümdar) en ünlü eserinde yönetime ilişkin yönetimin halk rızasına dayanması, yetkinin yönetilenlerin kabulüne dayanması, yönetimin sorumluluğu, liderlik teknikleri yönetimin sürekliliği, rüşvet ve kayırmanın sakıncaları konularına değindi. Çeşitli devlet tiplerini, bu devletlerin çeşitli kuruluş biçimlerini (güç, hainlik, talih vb.) ve bu devletleri korumanın çeşitli yollarını inceledi. Hükümdarın erdem ve kusurları, sevgi mi yoksa korku mu uyandırması, sözünü tutması mı yoksa tutmaması mı gerektiği gibi sorunları hep bu açılardan ele aldı. Machiavelli "Hükümdar"da siyasal olayları bir kimyagerin kimyasal tepkileri incelediği gibi inceledi (Bağdatlı .

"İl Principe"de ileri sürdüğü görüşler şunlardır:

"Hükümdarlıklar ya soydan geçmedirler -ya da yenidirler." (s.15)


"Soydan geçme hükümdarlıklarda yapılacak şey ataların koydukları ölçülerin dışına çıkmamak ve zaman içerisinde suyun akışına uymaktan ibarettir." (s. 16)

"Eğer hükümdarlık büsbütün yeni değil de başka bir hükümdarlığın parçası gibi ise-bu durumda tümüne birden karma hükümdarlık denebilir. Silahlı gücünüz ne olursa olsun bir ülkeyi ele geçirmek için o ülke halkının sizden yana olmasına ihtiyacınız vardır." (s. 18)

"Fethedilen devleti elde etmenin 3 yolu vardır. Çarelerden biri, işgal edilen devlete bizzat gidip yerleşmek; bu daha sürekli bir egemenliği sağlar, Türkler öyle yaptılar. Diğer bir çare ülkenin kilit bir-iki bölgesine göçmen yerleştirmektir. Diğer bir çare de göçmenlerin yerine askerlerden yararlanmaktır; Bunda devletin masrafları çok fazlalaşır." (ss.20-21)

"Adetleri kendi ülkesinden farklı olan bir ülkeyi ele geçiren hükümdar, kendisinden daha zayıf komşusu devletlerin koruyucusu ve lideri olmalı, kuvvetli olanları zayıflatmaya çalışmalıdır. Kendinden daha güçlü devletin ayak basmasını mutlaka önlemelidir."(s.21)

"Fethedilen devletlerin kendi yasaları içinde özgür yaşama gelenekleri varsa bu devletleri elde tutmak için birinci yol onları yıkmaktır, ikincisi bizzat gidip yerleşmektir, üçüncüsü de devleti kendi yasaları ile bırakmaktır. Fakat bu durumda devleti haraca bağlamak, burada kendisine bağlı bir yönetim kadrosu oluşturmak gerekir." (s.31)

"Sıradan bir insan iken hükümdar olmak ya yetenek ya da talih işidir. Güçlüklerin çoğu ya birincisinin ya da ikincisinin yardımı ile ortadan kalkar." (s.33)
"Sıradan bir kişi iken talihin yardımı ile hükümdar olanların çok az güçlükleri olur. Fakat hükümdar olduktan sonra yerlerini korumaları çok güçtür. Bu hükümdarları yerlerinde tutan iki şey, onları oraya getirenlerin iradeleri ve talihleridir." (s.37)


"Hiçbir yeteneğe ve talihe sahip olmadan, sıradan bir insanı hükümdarlığa getiren iki yol ya kötülük ve cinayet veya yurttaşların yardımıdır." (.45)

"Bir ülkeyi ele geçiren kişi, uygulamak zorunda olduğu sert önlemleri her gün tekrarlamamak için bir anda hepsini uygulamalıdır. Yapılacak bütün kötülükler bir anda yapılmalı, böylece daha az acı verir; buna karşılık iyilikler azar-azar yapılmalı, böylece tadına daha iyi varılır, (ss.48-49)

"Bir yurttaş yurttaşlarının yardımı ile hükümdarlığa gelirse, bu hükümdarlığa sivil hükümdarlık denir. Bunun için kurnaz olmak yeterlidir." (s.50)

"Akıllı hükümdar, yurttaşlarını her zaman ve her durumda kendisine muhtaç bırakmalıdır. Onların sürekli olarak bağlılığını sağlayacak tek yol budur." (s.53)

"Dinsel hükümdarlıklar ya talih yada yetenekle elde edilir. Bunlar o kadar güçlü kurumlardır ki ne şekilde yönetilirlerse yönetilsinler hükümdar her zaman yerini korur." (s.57)

"Bütün devletlerin başlıca temelleri iyi kanunlar ve iyi ordulardır. İyi orduların bulunmadığı yerlerde iyi kanunlar bir işe yaramayacaktır. Paralı ve yardımcı askerler faydasız ve tehlikelidir. Bir hükümdar kendi askerine sahip değilse hiçbir zaman güvenlik altında olamaz, kaderin oyuncağı olur." (ss.60-69)


"Askerlikle uğraşmaktan çok eğlenceyi seven hükümdarların devletlerini kaybettikleri görülür. Pratik olarak askerlerini her zaman harekete hazır halde tutunmanın yanında hükümdarın av ile ilgilenmesi, böylece vücudunu yorgunluğa alıştırması gerekir." (ss.72-73)

"Varlığını sürdürmek isteyen bir hükümdarın iyi olmamayı öğrenmesi ve koşulların gereklerine göre davranmayı bilmesi gerekir." (s.74)

"Hükümdar olma yolundayken cömert gözükmenin yararı vardır. Başa geldikten sonra bir hükümdar cimri diye tanınmaktan fazla yüksünmemelidir. Yeter ki halkı soymasın, kendi-kendini savunabilsin, yoksulluk" ve itibarsızlığa düşmesin. Dünyada cömertlik kadar insanı bitiren bir şey yoktur." (ss.77-78)

"Her hükümdar zalim değil, merhametli gözükmeyi istemelidir. Bununla beraber bu merhametin yerinde kullanılması gerekir. Hükümdar kolay inanıp harekete geçmemeli, kendi gölgesinden de korkmamalıdır." (ss.79-80)

"İhtiyatlı bir hükümdar, kendine zararı dokunuyorsa, verdiği sözü tutmaz. Söz vermesini gerektiren şartlar değişmişse yine sözünde durmasına gerek yoktur. İnsanlar iyi olsalardı bu davranış biçimi kötü olurdu. Fakat insanlar kötü olduklarına ve onlar verdikleri sözlerde durmadıklarına göre siz de verdiğiniz sözde durmak zorunda değilsiniz." (s.84)

"Hükümdar kendisini küçük düşürecek ya da nefret uyandıracak davranışlardan kaçınmasını bilmelidir. En önemlisi uyruğunun mallarına ve ırzlarına dokunmamaktır. Çünkü * genellikle insanlar mallarına ve onurlarına dokunulmazsa rahat dururlar." (s.87)

"Hükümdarlar kin yaratacak davranışları başkalarına yaptırmalı, kendileri sadece halkta iyi duygular uyandıracak işlerle uğraşmalıdırlar. Hükümdar seçkinleri korurken halkın nefretini çekmemelidir." (s.90)

"Bir hükümdar ülkesine yeni bir ülke kattığı zaman bü ülke halkını kendisinden yana olmuş olanların dışında silahtan arındırması gerekir." (s.99)

"Büyük girişimlerde bulunmak ve kişiliğiyle ilgili saygın örnekler vermek vermek kadar hiç bir şey hükümdarı değerli kılamaz." (s. 103)

"Hükümdar hiç bir zaman başka birine saldırmak için kendisinden daha güçlü birisiyle işbirliği yapmamalıdır. Aynca hükümdar, her sanat dalında başanlı olmuş kişileri benimseyip övmeli, böylece erdemden yana bir insan olduğunu göstermelidir." (s. 106)

"Hükümdarın bakanlarını seçmesini bilmesi küçük bir iş değildir. Bir bakam iyi tanımak için şaşmaz bir kural vardır. Sizden çok kendini düşünüyor, yaptığı tüm işlerde kendisine bir pay ayırıyorsa bu kişi hiçbir zaman iyi bir bakan olamaz; ona hiçbir zaman güvenilmez. Hükümdar bakanını gözetmeli, ona ikbal ve zenginlik sunarak kendisine bağlanmasını sağlamalıdır." (ss. 108-109)

"Dalkavuklardan korunmak için, doğruyu size söylemelerinden yüksünmeyeceğinize insanları inandırmanız gerekir. Fakat size herkes doğrulan anlatabildiği zaman da saygınlığınız azalır. Bu
nedenle hükümdann üçüncü bir yol bulması; ülkesindeki akıllı insanları seçerek onlardan sadece kendi sorduğu sorular konusunda bilgi alması, geri kalanlara kanşürmaması gerekir." (s. 110)

"Çoğu kişi dünya işlerini insanların değiştiremeyeceğine, bunların karşı konulmaz bir şekilde talihe ya da Tanrının isteğine bağlı olduğuna inanır, Bununla beraber, irademizin sonsuz olduğunu kabul etmeden, işlerimizin yansım talihe bağlayarak diğer yansının bizim elimizde olduğuna inanıyorum." (s. 115)

"Zamana ayak uydurabilen hükümdar mutlu, uyduramayan ise mutsuz olur." (s. 116)

Machiavelli'nin her türlü ahlaksal kaygıdan arınmış: kendi kurallarını

kendi koyan.

aquinotu st. thomas

yıldız sözlük
(1225-1274) Albertus Magnus'un büyük öğrencisi Thomas. yalnız skolastiğin yükseliş döneminde değil, bütün skolastik çığırın en büyük düşünürüdür; öğretisi bugün de Katolik kilisesinin resmi felsefesidir.

Aquinumlu St. Thomas'a göre en iyi yönetim biçimi krallıktır (Sönmez 1996.

...."Barış bağında Ruhun birliğini tutmaya gayret edin

"Bunun içindir ki yönetim barışı birliği sağlamakta etkili olduğu ölçüde faydalıdır: çünkü, amacını daha iyi sağlayan daha faydalı olur. Kendi içinde birlik olanın, birliği çokluk olandan daha kolay yaratabileceği açıktır: nasıl ki bir şeyler ısıtmak için de en uygunu kendi sıcak olandır. Bundan ötürü, tek bir kişinin yönetiminin çokluğun yönetiminden başarılı olması daha akla yatkındır.


Doğal bir sürece en çok yaklaşan en iyidir: çünkü doğa her zaman en iyiyi işler. Doğada ise yönetim hep bir tekin yönetimidir. Vücudun üyeleri arasında hepsini hareket ettiren bir vardır: yürek; ruhta da hepsinden baskın bir yeti bulunur; akıl. Arıların bir kralı olur; bütün evrende de her şeyin yaratanı ve efendisi olan bir Tanrı vardır. Bütün bunlar akla uygundur: çünkü her çeşitlilik birlikten kaynaklanır."

Devlet öğretisinde. Aristoteles gibi Thomas için de insan toplumsal bir yaratıktır. Devlet doğal bir zorunluluktur. Tanrının istemiş olduğu bir kurumdur itaat bir görevdir. Devletin amacı, erdemli bir yaşayış için insanı yetiştirmedir. İnsanı sonunda tanrı ile birleştirmeye hazırlamadır. Bu hazırlığa da başlıca kilise aracılık ettiği için. Kilise dünya devletinden üstündür (Gökberk 1990.

augustin

yıldız sözlük
Patristik (kilise babalan) felsefesi öğretisine sistemli bir birlik, bütünlük kazandıran; Hıristiyan inançlarını bilimsel bir sistem içine yerleştiren, dolayısıyla "Hıristiyan dogması"nı kesin olarak kuran düşünürdür (Gökberk 1990.


Piskopos olarak, cemaatini hem yönetti hem de eğitti. Dinsel, ahlaksal, çileci ve gizemci bütün büyük sorunlarla ilgilendi (Büyük Larousse 1993.


Devlet öğretisinde "Tanrı Devleti" -idesi bakımından - gelecekteki tanrı ülkesinin bütün yurttaşlarından kurulacaktır; buna karşı "Yeryüzü Devleti" ise, şeytana -kötüye- boyun eğmiş olanları kapsayacaktır (Gökberk 1990. Yeryüzünde gelip geçen insanlık tarihi de, bu iki devletin gitgide birbirlerinden ayrılmalarını sağlayan süreçtir. Amaç, Tanrfnın eğitimi altında "Tanrı Ülkesi "ne hazırlayan -gelip geçici ve eksik de olsa- bu ülkeyi yansıtan bir yeryüzü topluluğu kurmaktır.


Bu düşünceyi benimseyen Ortaçağ Hıristiyan Kilisesi, kendisini "Tanrı Devleti"nin yeryüzündeki temsilcisi saymış; kendisine "Tanrı Sözü" ile "Tanrısal İnayeti" bu dünyada yönetmek görevinin verilmiş olduğuna inanmıştır. (354-430)

aristoteles

yıldız sözlük
Bir hekim ailesinden olan Aristotoles 19 yaşında Atina'ya gelip Platon'un Akademia'sına girdi ve Platon'un ölümüne kadar burada kaldı. Akademi'ada kendini göstererek kısa zamanda öğretmen konumuna geçti. Platon'un ölümünden sonra Akademia'dan ayrılarak Büyük İskender'i yetiştirmek üzere hocası oldu (Büyük Larousse 1993.



Aristoteles'in devlet, toplum felsefesi ahlak anlayışına sıkı, sıkıya bağlıdır. İnsan sosyal bir varlık olduğu için, ahlak olgunluğuna ancak devlette, toplumda erişebilir. Devletin asıl amacı yurttaşları ahlak bakımından biçimlendirmek, olgunlaştırmaktır (Gökberk 1990.



Bir devletteki koşullar yurttaşları ahlak bakımından biçimlendirmeyi gerçekleştirecek şekilde düzenlenmelidir. Hükümet şekillerinin doğru yada yanlış olduklarını gösterecek ölçü ancak bu olabilir. Hükümet, topluluğun ahlakça düzelmesini, iyiliğini başlıca amaç olarak göz önünde bulunduruyorsa bu hükümet şekli doğrudur; bunu yapmayan bir hükümet şekli de yanlıştır.





Devletin başında bir kişi, birkaç kişi veya herkes bulunabilir; devlet de buna göre şekil alır. Bir kişinin egemen olduğu şekillerde krallık doğrudur, zorbalık yanlıştır; birkaç kişinin egemen olduğu şekillerde "bilgi ve düşünüşçe" en iyilerin başta bulunduğu aristokrasi doğru, doğuş ve zenginliğe dayalı oligarşi yanlıştır; herkesin egemen olduğu şekillerde yasal bir düzen olan politeia doğru, yığının bir anarşisi olan demokrasi yanlıştır (Gökberk 1990.





Aristoteles, Platon gibi bir ideal devlet tablosu çizmeye kalkışmamış; sadece çeşitli hükümet şekillerini devletteki en yüksek ödev, insanın ahlakça olgunlaşmasını sağlamak bakımından gözden geçirmiştir.



Platon gibi eğitimin devletleştirilmesi düşüncesine o da katılıyor. Devlet, yarınki kuşakların iyi yetiştirilmesi işini kendisi ele almalıdır. Eğitim, insanı kaba doğa durumundan kurtarıp, soylu bilginlerin yardımıyla onun ahlak ve düşüncesini oluşturmalıdır.
0 /