confessions

yamuk prenses

Moderatör  · 13 Eylül 2018 Perşembe

  1. toplam giri 97
  2. takipçi 2
  3. puan 1039

şairlerin fazla abartılması

yamuk prenses
İki satır yazanın kendisini şair ilan etmesi sonucu ortaya çıkabilecek olan durumdur, zira şairlik basite indirgenemeyecek kadar beceri ister.

Birkaç kelimeyi birbirine uydurup şiir diye önümüze iten kişiyle kendi ölümüne şiirle tarih düşüren kişi bir olabilir mi şimdi allasen? bunu ben abartırım, yapmış çünkü adam.

parya koma

yamuk prenses
T: can bonomo'nun 2018'de yayınladığı şiir kitabıdır. kitaba adını veren şiir de kitabın en başında yerini almıştır.

...
parya koma

it bu karabasanı omuzlarından doğru sabaha
gözlerinde girdaplanan uykusuz bu şeyin adı artık yaşamaktır
sür sabanı taralı topraklarında mazinin yaralı
kan ve terle kirli her bu şehrin sonu artık uçurum
parya uyan
düş güzelliği ve dışlanmanın aslan parçası
dıştan güzelin sosyal birlikçi yapısında tüzel
sokak seni itti diye mesele bitti sanma
kaldır başını siyah bu duman acıtır
çek romansın tetiğini şiir kurusun acı yapraklarda
travma dediğin nedir ki gökte kuş
savrulur ahengiyle tül perde ve diğer imgesel namussuzluklar
parya koşma burası i̇stanbul etrafın yokuş
sokağın iti gibi ulu onlara bildiklerini
dertli başın biti gibi yükün yükü
ses de
zamanı tutan hangi mevsimin gardiyanlarına
bir baba daha çocuğuna silah tutmayı öğretiyor
ne acı ses de
büzme dudaklarını çocuksun
şiire karşı çocuksun evvela bu yavaş yolun kıyısında
cam binalardan çocuksun ve topraktaki elektrikten
sen de çocuksun aliminyum ve plastiğin uğultusunda
demir yollarında çocuksun karbon ve sudan
aradığın şefkat yarım ekmek ve kan taşında
güneşin öpücüğünde öpücüğün ve
karın merhametinde fırtına
parya uyan
çavdarlar oldu harman dövülecek
yak bir ağıdı kafa kağıdın arka cebinde
yak bir ağıdı gece görünürde kibarken
ulu bir meşenin gölgesine göm neşeni
tahmin ettiğinden ne kadar eksiksin
ve göründüğünden ne kadar fazla
parya uyan
şehrin ağzında çevirdiği yutulmaz eleman
tükürüp attığı et artığı kapıların köşesine
sıska bir gece yoldan karşı bastı bak
sıska bir gece
parya susma
mantığın dindiği yerden doğacak yeni güneş
bildiğin her şeyi unut ya da
parya uyan yağmur geliyor
parya umut
parya

koma
...

onlar hırka değil pil

yamuk prenses
T: bir alper gencer şiiri.

bu şiiri yazmak için söküp attım pansumanı yaramdan
tam olarak bıçağa kaptırdığım tarafımla sancıyorum al
al bu hayat kiminse billahi ben yaşamıyorum
al bu hayat kiminse billahi ben
sarılan bir yarayı fışkıran bir damardan daha çok sevmiyorum
saat kim bilir kaç olacak yine, kaç!
bugün bitip dün olacak gece yine gün olacak
tam ağzını bozduğun tebessümlü bir sıra
parantezler basacak cümlelerimi
peşimizde bağlamdan kopmuş bir güruh
eğer hakkım olsaydı yağmuru yağdırmaya
bana tufan derlerdi sana ise nuh!

kaçıp kaçıp sana geliyorum, ne diye?
gidecek bir yerim olmadığından değil
bir yerlere senden gidiyor olmamdan belki de
borç olsak geçirmişiz tarihimizi
çoktan kalkmış bir treni bekliyoruz biletsiz
yabana atılacak şeyler var bavulumuzda
şu havuza çakılırım şu ummana nefessiz
şu kazanda yakılırım şu nazarda hevessiz
gitmiyorum diyorsam ve ne kadar gidiyorsam
yüzme bilmiyorsam ve ne kadar yüzüyorsam
şu yüzmediğim suların da cümlesinin dibisin
çok sarhoş olsam dediğim her dakika
şaraba testisiz yakalanmak gibisin

sonra bir süre her yanıma dökülüyorsun -dökül!-
ne önemi var geçmeyen bir izin unutkanlığımız karşısında
zaten kırık bir gökyüzüdür artık mutlu olmanın damı
hayat böyle dımdızlak ortada bırakır işte adamı
ben bir kere görmüştüm çokça cenazelerde
topraktan gayrısı tortop edip saklamıyor insanı
gözlerin yeter ki sözlerime ilişkin olsun
istersen gövdeme ihanetler sırt sırta yuva yapmıştır
boş bulduğun yere saplan senin de canın sağ olsun

ellerimi ceplerimde kaybedip unutmuşum
ben senin bildiğin dervişlerden değilim
ceplerim ellerimden misli ile büyüktür
ellerimi bir yerde ceplerimle yutmuşum
o kadar yorgunum ki o kadar ki yorgunum
uykumdan çalıyorum uyumak için
ben ölümden gayrı yazmayı bilmiyorum
sen hırkalara bakıyorsun şallara niçin?

havalar ısınıyor yar bahar diye
ölümlü şeylerle avunmamak vaktidir
gözlerin çocukluğumun bozulmamış aktidir
ve üzerime dökülmenin üç kurşunu vardır mavzerimde:


1- dökene kurban olayım.
2- dökülen dökendendir.
3- hiç çıkmasın izin benden.

tam da bu yüzden
dol ya da dökül
şaraba meyyal bir üzüm gibi serpil
hiç çıkarmasan da üzerinden yine de bil
yine de bil yine de bil yine de bil
onlar hırka değil, pil!

dil bayramı

yamuk prenses
T: 1932'de, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün katılımıyla Dolmabahçe Sarayı'nda toplanan ilk Türk Dili Kurultayı'nın açılış günü olan 26 Eylül, ülkemizde her yıl “Dil Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

“...
Bu hadis doğru ise Türk dilini öğrenmek vaciptir; doğru değilse aklın gereği Türk dilini öğrenmektir.”

-Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti't-Türk.

Dil bayramımız kutlu olsun!

sıradaki ezan sevip de kavuşamayanlar için gelsin

yamuk prenses
T: bir alper gencer şiiri.

sevdiğini alamayan bütün müezzinlere...


bir trapezin durması gibi suya
içime çok yüksek bir yerden atlar mısın leyla
başın kaşın yarılsa diplerime çarparak
kanın karışsa suyuma
yerin bütün kanunlarına kusarak
ben sana bulanayım sen bana...

kapımı çalmanı istiyorum leyla
o kadar evde yokum ki anlatamam
insan insana aşık olmaz güzelim
insan insanın yanında bile durmaz
bak hala görmedin mi yoksa mecnunu
sen sanıp çölün öpmedi mi kumunu
şundandır her dem kalbe yayılan sızı
neyi sevdiysek dolandı kanatarak
dikenli bir tel olup seven her tarafımızı
elbet her fani gibi ben de bir faniyim
sen de bir fanisin leyla jiletin varsa göstereyim

yine de kapımı çalmanı istiyorum leyla
evde yokum evim yok dışardayız cümbür cemaat
seni de istemiyorum beni de bu başka
öyle bir yol ki nasıl güzel nasıl dar
benim de bu dünyada ödünç bir kapım var
olmuyor tutamıyorum kendimi leyla
kapımı çalmanı istiyorum hepsi bu kadar

aşure

yamuk prenses
Hz. Nuh'un gemisinden bizlere miras kalan aşure, Türk-islam kültürünün günümüze kadar ulaşmış en köklü geleneklerinden biridir.

İlaveten; Alevi-bektaşi kültüründe aşure pişirme işi bir ritüel olarak görülmekteydi. dev kazanlarda zikirlerle pişirilen aşure, tarikat mensuplarınca sırayla ve belirli sayılarla karıştırılarak dağıtılırdı.

nazire

yamuk prenses
t: karşılık olarak, benzetilerek yapılan davranış, söz.

edebiyat terimi olarak nazire;
bir şairin tanınmış bir şiirine veya şiirlerine sonradan başka bir şair veya şairin kendisi tarafından, kafiyeleri veya kafiye ve redifleri aynı olan, aynı vezin ve konuda yazılan, çoklukla gazel ve kasidelerde görülen benzer şiirlerdir.

arap edebiyatında terim olarak nazire yerine “mu'âraza” yanında “ihtizâ” ve “muhâkât” kelimeleri de kullanılmış, çok sonraları “taklîd”, “nazîr” ve “mesîl” terimlerine de yer verilmiştir.
fars edebiyatında ise nazire, “cevâb” kelimesi ile karşılanmış, ayrıca “istikbâl” ve “tazmîn” gibi terimler de kullanılmıştır.

nazire yazılırken örnek alınan şiire “zemin şiir” veya “model şiir” denir. bu şekilde şiir yazmaya “nazîre yazmak”, “tanzîr etmek” veya “nazîre demek” adları verilir. yazılan şiir de “nazîre” olarak adlandırılır.
nazireyi yazan şair de “nazîre-gû” veya “nazîre-perdâz” olarak anılır. nazire olarak yazılan şiirlerin toplandığı kitaplara ise, “nazire mecmuası” denilir.

hatırlat da haziran sonlarında çocukluğumu yakalım

yamuk prenses
t: bir ah muhsin ünlü şiiri.

sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün,
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.

yumuşama

yamuk prenses
t: 1. yumuşamak işi.
2. dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti, detant.
3. dil bilgisinde sert ünsüzlerin yumuşak ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu, ötümlüleşme.

(bkz:detant)
(bkz:ötümlüleşme)

mesnevi

yamuk prenses
t: arapça "s-n-y" üçlü kökünden türemiş bir kelimedir.
edebiyat terimi olarak mesnevi; her beyitte dizeleri kendi içinde kafiyeli olan bir nazım şeklidir.
türk edebiyatına iran edebiyatından giren bu nazım şeklinde beyit sınırlaması yoktur. beyit sayısının çok olması nedeniyle daima aruzun kısa kalıpları kullanılmıştır. mesneviler üç bölümden oluşur;
1. giriş
2. konunun işlendiği bölüm
3. hatime (bitiş)
0 /