confessions

spencereid

Yıldız Yazar  · 25 Ekim 2017 Çarşamba

  1. toplam giri 510
  2. takipçi 9
  3. puan 5463

hannibal

spencereid
seni seviyorum
ama açıklanamaz biçimde
sendeki bir şeyi
-objet petit a-
senden de çok sevdiğim için
seni sakatlıyorum.



Sevilen gittiğinde nefret yer bulur ve seven sevilene dönüşür. Arzu, onu istemek miydi yoksa o olmayı istemek miydi bilmiyorum.
senin için büyük "a" oldum senin için bütün büyük "a" ların yerine kendimi koydum.

i forgive u

zeki olmak vs aptal olmak

spencereid
insanın anlarına özgüdür. istatistiksel olarak aptallık yüksek olan bir bireyde söz konusu kendisi olduğunda zekice hamleler yapmakta olup bazı zeki insanlar da söz konusu kendisi olduğunda büyük aptallıklar yapabilir.
zeka farkında olmayla alakalı ise yani "transitive consciousness" a giriyorsa ve beyin geçmişte yaşadığı şeyleri kaydettikten sonra onu yorumlayarak yeni kararlar sunuyorsa aptalığımız bilinç dışından da geliyor olabilir. bu yüzden olduğumuz şeyle ilgili düşünürken onun ne kadar açılabileceğini ve bazı kararları sık sık kontrol edip bilinç dışının ne kadar etki ettiğini de düşünmek gereklidir.

kendini kalıplara sokmak

spencereid
kendini kalıplara sokmak, çok farklı yerlerden tutulabilecek bir cümle. "ben şuyum, ben buyum, ben de öyleyim", iki yıl sonra "ben öyleydim o zamanlar.."
ben şunu yapmam
yaparsın.
"kendini kalıplara sokmak." toplumda varlığımızı korumak adına bir şeyler olmalıyız, öğrenciyken bile sadece öğrenci olmanın yetmediği öğrenci toplulukları vardır, sorsan denk gelen insanlardır onlar fakat bir yerde ortak bir şeyler vardır ve bir kimlik kazanmak için senin de bir şeyin olmalıdır. bomboş bir kitap gibi girdiğin üniversitede (kimse farkındalığı açılmamış kafasıyla okuduğu kitabı bir şey sanmasın) kendini türlü kalıpların insanı yaparsın, topluluklardan yalınlığa geçersin uyuşmazsan.
üstünde türlü kalıpların izleriyle.
ya da şu yoldasındır, bir kalıba tutulup o kalıptakiler doğrultusunda ortak bir bilinçte ilerliyorsunuzdur. dikkat et okul bitecek, dikkat et babanın evinden çıkacaksın, dikkat et o yurdu terk edeceksin, dikkat et bir gün o telefonu kimse açmayacak, dikkat et bir gün telefonu eline alıp rehbere sadece bakacaksın.
kendi kalıbını kendin yaz, kalıpsız geçmez bu ömür. ben şuyum bu an, belki başka an belki başka bir yerde başkası olacaksın ama bir kimliğin olmalı. bir şey ifade etmezsen toplumda hayaletleşirsin ve evrim denen eleme, içinden geçer. bunun sonucu olarak üç beş tane ilacın kölesi olma yolunda ya da maddeyle arttırılmış hormonların insanı olursun.
kendini kalıplara sokmak... herkes özgürüm der evet özgürüz, şartlar değiştiğinde başka özgürüz. o an özgürlüğü o şekilde adlandırırız. kalıplara sokmak özgürlükle mi alakalıdır? toplumla alakalıdır ve toplumun içinde olduğu evrede özgürlük biter. çünkü türlü zorluklarla öğretmen olursun bir gün bir takımın bayrağını çiğnediğin için işinden olursun, özgürlük böyle bir şeydir.
sırf fikrinden ötürü terörist damgası yersin, özgürlük böyle bir şeydir.
belki evren sonsuz ama biz sınırlılıkların arasında yaşıyoruz, yaşıyoruz ki her şeye bir isim vermişiz. sınırları olan bir ülkede, sınırları olan insanların içinde şimdi susup göz yumup bir gün yaşayacakların uğruna sınırlı bir insan olman gerek.

wong kar-wai

spencereid
"olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında;daha fazla umma açıkçası. endişelerim ideallerim halletmeye çalıştığım meselelerim var. başkalaşmaya çalışıyorum.gözardı edilmiş tutumlar edinmek has.
değişmek hiç de zor değil. yalnızca özgür olabilsem sorun kalmayacakmış gibi sanki. anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. evet, tıpkı bu.sese ahenge kapılırken kendini müziğin ritmine verirken,yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sevişebilmek.
birlikte dans etmek gibi,sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. arada bir alnındaki teri silmesi,üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. bir başkası için hayatta kalma çabası sanki.
ölmek için değil yaşamak için uğraşmak gibi. ummadan,hayal etmeden,sıradan olduğu gibi.doğal. ve ciddi. ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü.bu gücü yan yanayken yaratabilme yeteneği. ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana.
masallarla geliyorum.efsanelerle geliyorum. herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum.aslında art niyetsizim. inan,
bir nedeni yok yalnızca öptüm."
*küçük iskender*
aşkı bir şiirde bir hikayede okurken en güzel filmlerde yaşadık. bir nedeni yoktu aşkımızın, durağan öylesine çarpışan hayatlardaydı. ve biz o tren garında hiç beklemedik, o karşı peronda durduğunda hiç göz göze gelmedik.
wong kar-wai öylesine çarpışan hayatların aşklarını anlatır, hayatın içindendir. bazıları bir peron aşkı bazıları kiralık katilin aşkı, aşk mı bu filmleri güzel yapan?
aşkın nasıl yaşandığı. her şeyin o kadar da kırmızı olmadığı. belki de düşünülenden fazla kırmızılaştığı**
tarantino hastasıdır wong kar-wai'nin. neyse çok şey söylemek istemem. tanım, hong kong'lu yönetmen.
bana hitap etmiyor diyorsanız, my bluberry nights filminden başlayabilirsiniz

boris brejcha

spencereid
6 ekim 2018'de zorlu'da sahne alacak olan dj, deneysel çalışır. boris brej size minimal techi sevdirir, gürültülü ve karanlık dünyanızı renklendirir. genelde sahnede maske takar.
(bkz:high-tech minimal)



maceo plex

spencereid
gerçek adı eric estornel olup 7 eylül 2018'de hypnos hallda sahne alan dj.
bilinenin aksine deep house yerine tech house yapar. techno dünyasında şöyle bir laf vardır '"good house music keeps your soul clean'" bu adam bu lafın hem hakkını verir hem de kafanızı alt üst eder.
en sevdiğim, yeri bende ayrı olan parçasıyla giriş yapalım. norveç asıllı röyksopp 'un sordid affair adlı parçasını remixlemiştir

en çok konuşulan parçaları ise conjure serisidir.
conjure drama, yavaştır.
conjure bass , kulağınıza bass şovu yaparken sonunu gelmeden kapattırır.
conjure baleria, şaheserdir. techno dünyasında dinleyebileceğiniz en güzel parçaların içinde yer alır. dördüncü dakikadan sonra başka bir şey esir alır sizi sonra bir anda balyoz gibi giriş yapar.

conjure dreams, güneşin batışı ve yağmurlu bir gün.
edit: ellum boy
0 /