confessions

mamma mia

Yıldız Yazar  · 26 Haziran 2017 Pazartesi

  1. toplam giri 14
  2. takipçi 0
  3. puan 1445

denizci pusulası

mamma mia
Denizci pusulaları, pusula dolabı denen bir kutuya yerleştirilmiştir; bunlar, fırtınalı hava­larda gemi yalpalarken bile kullanılabilecek biçimde tasarımlanır. Denizci pusulala­rında hareketli parça, karton ya da mikadan yapılmış, disk biçimindeki pusula kartıdır; bu karta pusula gülü de denir. Pusula kartı 360° ya da 32 "kerte"ye ayrılmıştır. Her kerte ,25°'lik (11 derece 15 dakikalık) bir açıya eşittir. Bu bölümlemedeki 32 kertenin her birinin ayrı bir adı vardır; örneğin kuzey (yıldız), kuzey kerte doğu (yıldız kerte poy­raz), kuzey-kuzey doğu (yıldız-yıldız poyraz) bu adlardan bazılarıdır.
Pusula kartının altına, demet halinde çok sayıda magnetik çelik şerit ya da iğne bağlan­mıştır. Kart, pirinç bir çanağın ortasında bulunan bir pimin mihveri (ince ucu) üzerinde dengelenmiştir. Pim, zor aşınan ve paslanmaz bir metalden, örneğin osmiyum-iridyum ya da tungsten karbürden yapılır. Kartın oturduğu mihver ise, alüminyumun içine oturtulmuş değerli bir taştan oluşur. Pirinç çanak, gemi ne kadar yalpalarsa yalpalasın, hep yatay konumda kalacak biçimde yerleştirilmiştir.

körü körüne bağlı insan

mamma mia
buyuk asklarin, buyuk bagliliklarin icinde daima biraz acima da bulunuyor; bizi uzduklerinde, bize ihanet ettiklerinde bile bu yaptiklarinin onlarin zayifligindan kaynaklandigini dusunup, icinde cirpindigimiz derin kedere ragmen onlar icin endise ediyoruz.

hamlet'i ofelya'ya, romeo'yu julyet'e baglayan neydi?

guzellikleri mi?

yoksa onlarin delilige ve olume digerlerinden daha yakin durmasinin, ilk bakista anlasilmayan, gizli ve hastalikli cekiciligi mi?

otello'yu desdemona'ya baglayan neydi peki?

ihanetine o kadar cabuk inanabilecegi bir kadina niye tutkundu?

bir insani bir baska insana kuvvetle baglayan bag nedir?

ibrisim gorunumlu celik bir yumak gibi insani sarmalayan o bagin nedenini ilk bakista gorup, anlayabilir miyiz?

kadinlar ve yazarlar, gorunenin altindakileri kurcalayarak bu sorulara cevap ararlar, icguduleriyle de olsa, gercegin daha altlarda bir yerlerde sakli oldugunu sezerler.

anna karenina niye voronski'ye tutuldu?

yakisikli oldugu icin mi yoksa daha sonra ortaya cikacak bencilliginin kokusunu aldigi icin mi?

neden edebiyat dunyasinin buyuk asklarina baktigimizda, baglanilanlarin delilige, olume, ihanete, bencillige yakin duranlar oldugunu goruyoruz?

en degerli pullarin yanlis basilmis hatali pullar olmasi gibi en sevilen insanlar da aslinda hatali olanlar mi?

genc bir psikiyatri docenti bir keresinde bana yazdigi bi mektupta, "ne zaman kalabalik bir yerde erkeklerin baslari ayni anda kapiya donse, iceri bir borderline tipi kadin girdigini anlarim" diye yazmisti.

"borderline" dedigi, degisken ve huzursuz bir kisiligi tanimlayan bir ruhsal rahatsizligin adiydi.

meyvelerin bozulmasindan lezzetli ve yakici ickiler elde edilmesi gibi insanlarin bozulmasindan da basdondurucu bir cekicilik mi doguyordu?

niye hamlet delirecek olani, romeo olecek olani, otello kuskulanilacak olani, anna karenina bencil olani seciyordu?

ve, hangisi, bagliliginin nedeni olarak "deliligi, olumu, kuskuyu, bencilligi" isaret ederdi?

kuvvetli baglarin iplikleri boyle zayifliklarla dokunuyorsa, bu, baglananlarin da zayifliklarini, bozukluklarini gostermez miydi?

neye baglandigimizi biliyor muyduk?

bize birisine niye baglandigimizi sorduklarinda, "cunku guzel" diyorduk, "yakisikli, zeki, guclu, yetenekli;" bir insanin sevilmesi icin gecerli oldugunu kabul ettigimiz nedenleri siraliyorduk.

ama belki de gucsuzluklere, zayifliklara, bozukluklara baglaniyorduk.

biz, "baglanmayi" hep zirvelere dogru bir ucus olarak anlatmaya calisirken belki de baglilik, olumun, deliligin, kuskunun, bencilligin, bozulmanin karanlik ucurumlarina dogru bir kendini birakisti.

baglandiklarimizda, her zaman baskalarinin gormedigi bir "acinacak" yan bulmuyor muyduk, bize en cok aci cektirenlerde bile daima bizde sefkat uyandiracak bir kirilganligi gormuyor muyduk?

baglandigimiz insanlar, baskalarina ne kadar guclu, akilli, guzel, yetenekli gorunurlerse gorunsunler, biz onlarin baslarina safliklarindan, cocuksuluklarindan, gucsuzluklerinden dolayi kotu bir seyler geleceginden tedirgin olup, onlari korumaya calismiyor muyduk?

bir insana baglanmak bizi ne kadar zayif ve caresiz kilarsa kilsin, bizim canimizi ne kadar yakarsa yaksin, biz gene de baglandigimizda kendimizinkinden daha zayif ve caresiz bir yan sezmiyor muyduk?

genellikle de bu sezdiklerimiz dogru degil miydi?

sanirim kuvvetli baglari, baglandiklarimizdaki buyuk zayifliklar guclendiriyor.

buyuk asklarin, buyuk bagliliklarin icinde daima biraz acima da bulunuyor; bizi uzduklerinde, bize ihanet ettiklerinde bile bu yaptiklarinin onlarin zayifligindan kaynaklandigini dusunup, icinde cirpindigimiz derin kedere ragmen onlar icin endise ediyoruz.

kendimize dahi aciklamadan, onlarin oleceginden, delireceginden, yalniz kalacagindan, hastalanacagindan, bizi ceken o karanlik zayifliklarinin icinde bizsiz yokolacaklarindan korkuyoruz.

baskalari, onlarin en parlak yanlarini gorurken, biz en karanlik yanlarini goruyoruz.

o pariltiyla, o zifiri karanligin birlikte olusturdugu tuhaf girdap cekiyor bizi icine; pariltilarina geliyor, karanliklarinda kayboluyoruz.

hamlet ofelya'ya romeo julyet'e niye baglandi?

ikisi de cok guzeldi.

biri delilige biri olume yakindi.

olume, delilige, ihanete degen bir guzellige, bir guce, bir basariya kim bigane kalabilir ki?

kalamaz ve baglaniriz.

birine baglanmadan once, "baglandigimda aci ceker miyim" diye korkarken, baglandiktan sonra "acaba o aci cekecek mi" diye korkmaya baslariz; kendi acilarimiz bize tahammul edilebilir gozukurken, kendimizi her aciya dayanabilecek gibi hissederken, onlarin hicbir aciyi tasiyamayacaklarindan, kendi acilarinin altinda ezileceginden cekiniriz.

terkedildigimizde bile, butun kizginligimizin arasinda "simdi bensiz ne yapacak" diye sorariz kendimize.

bir insan bir insana niye baglanir?

niye baglandigimizi kendimiz bilir miyiz?

akilli nedenler buluruz duygularimiza ama asil neden aklin sizmadigi kuytuluklarda gizlidir.

o gizli kuytulardaki zayifliklar niye ceker ki bizi?

kendi zayifligimizdan mi?

yoksa, baglanan, kendini baglandigindan daha saglam mi gorur, kendi cektiklerine baglandigi insanin dayanamayacagina mi inanir; baglanmak bir gucsuzluk gibi gorunurken acaba baglanan kendi gucunu mu hisseder bu baglilikta?

guzel ve guclu bir zayiflik, karanligi isikli bir siyahliktan olusan bir ucurum gibi ceker bizi, bir kere egilip baktiktan sonra gozlerini almak kolay degildir.

karanliklara baglaniriz ama parlak ve alevli olanlarina.

boylesine parlak karanliklar ise ancak olumde, derinlikte, ihanette, yalnizlikta bulunur.

ve, baskalari onlarin parlakligina hayran olurken biz karanligina acir ve esir duseriz.

onun icin baglanmak ayirir bizi diger insanlardan.

digerlerinin meyveleri toplayip yedigi bir bahcede, o meyvelerin bozulmasindan elde edilmis lezzetli ve yakici ickileri icmenin sarhosluguna, o ickiyi kesfetmis olmanin ve kalabaliklardan ayrilmanin hazziyla birakiriz kendimizi.

"niye baglaniriz bir insana" diye soruldugunda, "ickileri meyvelerden cok sevdigimiz" icin deriz.
ahmet altan'ın bağlanmak adlı yazısından alıntıdır.

a haber

mamma mia
A haber Dünya düz dese bile ben bir bildikleri vardır der A Haber'e inanırım kardeşim. Bana tutanakla değil A haberle gelin. Benim siyasi ve maddi sıkıntilardan moralim bozulduğunda hemen A Haber'i açıyorum Yarım saat izliyorum, dünya bir anda güzelleşiyor, hiçbir şeyim kalmıyor

zekasıyla erkeği ezen kadın

mamma mia
aşırı özgüven kaynaklı küstah kadınla karıştırılabilen kadın. yanılmıyorsam zekayla ezmek, karşındaki insanın tartışılan bir konuda ya da geliştirilen bir fikirde senden daha sağlam bir argüman öne süremediği durumda gerçekleşir. aslında ezmek değildir ve cinsiyeti yoktur. bence ezmek fiili yanlış kullanılmış. ama bu kadından anladığımız aslında içten içe erkeklere düşmanca hisler besleyip saldırgan fikirlerle bazı erkekleri susturan kadınsa çok yanlış gelmişim. bu durumda, bazılarında neden seksle bağdaştığıysa başka bir psikolojik meseledir. daha başka mesele ise yıllardır insanlığın içine işlenen "erkekler daha zekidir onu zekasıyla alt eden kadın sıra dışı olmalıdır" fikrinin bu kadını süper kahraman gibi görmeye sebep olmasıdır. ondan etkilenilir, onunla sevişilir ama ilişki düşünülemez.

öğrenci evi

mamma mia
benim için çok çeşitli versiyonları mevcuttur.

tek başına yaşamak;

ilk sene yaptım bunu. ev arkadaşımın sevgilisi bize yerleşince, her gece içip kızı dövmeye başlayınca ve bir gece ona bıçak çekip benim de üzerime yürüyünce (evet kendisi psikopattı), gecenin 3'ünde eve polis getirtmiştim. sonra yalnız kaldım bir dönem. tek kişilik yemek yapmayı öğreniyorsun yalnız yaşarken. bazen akşamdan yapılıyor hatta o yemekler. evin salonu bile kullanılmıyor hatta doğru düzgün. ilk sene olduğu için herkesle samimi de değilim, gelenim gidenim de olmuyor. yalnız doğum günü partisi verilecekse sizin eviniz bunun için uygun görülür, muzur arkadaşlar tarafından pasta savaşı yapılabiliyor evde. sonra kalkıp gidiyorlar bi de. tavandan bile pasta temizleyebiliyorsunuz. dikkat etmek lazım.

koloni halinde yaşamak;

tek başına yaşamaktan hızlı bir geçiş oldu benim için bu. esasında başta 3 kişiydik ve gayet sakin bir evimiz vardı. sonrasında yurttan çıkmak zorunda kalan bir arkadaş taşındı yanımıza. 4 kişiyi de sevdik. sonrasında evinden ayrılan biri daha geldi ve 5 kişi olduk. o dönem salondaki büyük yemek masasının üzerine bilgisayarları kurup toplu halde oyun oynadığımız zamanlardı. yemek için ise mutfaktaki küçük masayı kullanıyorduk. hiç akıl kârı değilmiş. yalnız pek misafir ağırlanmıyor böyle evlerde, sevgililer gelince bile haddinden fazla kalabalık oluyorduk zaten.

karşı cinsle yaşamak;

ilk evimdeki sorunlardan sonra düşünmüştüm ben bunu aslında şartlar pek uygun değildi. sonunda evsiz kalan bir arkadaşı yanımıza almamızla gerçekleşti bu olay. evde tek çalışan insan ve tek erkek olduğu için, 4 kızla kaldığı için, kendisi yaşadığı yere cennet diyordu. sabah evden çıkıyor, bu arada eşyaları toplanıyor, ev temizleniyor, yemek yapılıyor, bulaşıklar yıkanıyor ve üzerine kahvesi bile yapılıyordu. ondan sonra eve talip olan bir dolu arkadaş oldu ama almadık hiçbirini.

çalışma hayatı;

eğer öğrenciyken çalışmaya başlarsanız ve ev arkadaşlarınız da çalışıyorsa o ev sizin için otel gibidir. son 2 senemi böyle geçirdim ben mesela. şehir dışı gezilerim de oluyordu. bildiğin özlüyorsun birbirini böyle olunca. işten gelip, yemek yapıp, bir yandan ortalığı toplayıp, akşam yemeklerinde günden bahsetmek, pazar kahvaltılarını mümkün olduğunca uzatıp o gün için ortak planlar yapılıyor böyle olunca. aslında içindeyken öyle görünmese de bir nevi evlilik provası bu tür yaşam.

her ne kadar kişiden kişiye değişiyor olsa da, özellikle kızsanız hiçbir zaman öyle çok dağınık olamıyor eviniz ama. çok pis olamıyor hiç. gelen giden belli oluyor hep.

zeki olmak vs aptal olmak

mamma mia
sana anlatılanı sonuna kadar dinlemek zorunda olmak. ben sana zaten leb demeden çorum ve civarını anlatabilecek bir insanım niye uzatıyosun kardeşim ya...

tumevariyorum zaten kısa kes diyemiyosun. senelerdir fiks lafim "anladım". karşınızda olayları kafasında şip diye bağlayan biri varsa lütfen kısa kesin arkadaşlar. sonra zeki insanlar asosyal olmaz diye agliyorsunuz. olur kardeşim sizi 2 saat dinlememek için asosyal olur ne bekliyordun ?

gelmiş bana 2 saat konuyu başından sonuna anlatıyor. yahu bana sadece bir iki kelime söylesen ben nedeni de sonucuda sana anlatacagim zaten sadece 2-3 kelime kurman yeter insanı canından bezdiriyorlar.

yıldız teknik üniversitesi " ytü " teknopark'ın başarısı

mamma mia
Gelişmekte Olan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri kategorisinde 1'inciliği kazanan Yıldız Teknopark adına ödülü, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk ÖZLÜ‘nün elinden, üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Bahri ŞAHİN ve Yıldız Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Mesut GÜNER birlikte aldılar.

2017 sıralamasında ytü teknopark genel sıralamada ise 5. Oldu.

(resim

anneler günü

mamma mia
Sonsuz sevgi ve fedakarlıklarla dünyanın en yüce görevini üstlenmiş, karşılıksız emeğin adı, şefkatin sembolü annelerimizin haklarının ödenemeyeceği bilinciyle başta en kıymetli varlıklarını kutsal değerlerimiz adına yitirmiş şehit annelerimize saygı, minnet ve şükranlarımızı sunuyor, ebediyete intikal etmiş annelerimizi rahmetle anıyor, YTÜ çatısı altındaki tüm annelerin bu anlamlı gününü kutluyoruz.

yıldız teknik üniversitesi " ytü " kulüpleri

mamma mia
AKTİF KULÜPLER



1- Alternatif Enerjili Sistemler Kulübü (AESK)



2- BEST Kulübü



3- Bilim Kurgu ve Fantastik Kulübü (BKFK)



4- Bilim ve Matematik Kulübü



5- Çevre Kulübü (YTÜÇEV)



6- Çocuk ve Eğitim Kulübü



7- Dağcılık Kulübü



8- Dijital Oyun Geliştirme ve Dijital Oyunculuk Kulübü



9- Eğitim ve Bilişim Teknolojileri Kulübü



10- Ekonomi Kulübü



11- Fotoğraf Kulübü



12- Gemi ve Denizcilik Kulübü



13- Girişimcilik Kulübü



14- Gıda ve Sağlıklı Beslenme Kulübü



15- Havacılık Kulübü



16- Hayvan Hakları Kulübü



17- IEEE Kulübü



18- İşletme Kulübü



19- Kalite ve Verimlilik Kulübü



20- Kimya Teknolojileri Kulübü



21- Makine Teknolojileri Kulübü



22- Münazara Kulübü



23- Müzik Kulübü



24- Plastik Sanatlar Kulübü



25- Robotik ve Otomasyon Kulübü



26- Rüzgâr Enerjisi Kulübü



27- Satranç Kulübü



28- Malzeme Bilimleri Kulübü



29- Sinema Kulübü



30- Sosyal Sorumluluk Kulübü



31- Spor Kulübü



32- Tarih ve Medeniyet



33- Tasarım Kulübü



34- Tiyatro Kulübü



35- Uluslararası Staj Değişim Kulübü



36- Yapı Kulübü



37- Yelken Kulübü



38- Yeşilay Kulübü



39- Yıldız Erasmus Kulübü



40- Zekâ ve Akıl Oyunları Kulübü



41- Biyoteknoloji ve Genetik Kulübü



42- Jeoenformatik Kulübü



43- Quidditch Kulübü



44- Gezi ve Kampçılık Kulübü



45- Psikolojik Danışmanlık Kulübü



46- Kızılay Kulübü



47- Yönetim ve Diplomasi Kulübü



48- Türk Musikisi Kulübü



aktif kulüplerimiz tüm öğrencilerin katılımına açıktır.

yeni kulüp kurmak isteyen öğrencilerimiz için başvuru formu linki

http://kalite.yildiz.edu.tr/login/sys/admin/subPages/img/FR-1312-YT%C3%9C%20Kul%C3%BCp%20Kurmak%20%C4%B0%C3%A7in%20Ba%C5%9Fvuru%20Dilek%C3%A7esi.doc

temel reklam fotoğrafçılığı eğitim programı

mamma mia
Reklam Fotoğrafçılığı son yıllarda istihdamı artan bir sektör görüntüsü veriyor. Özellikle e-ticaret sitelerinin fotoğrafçı ihtiyacı talebin artmasına neden oldu. Bu nedenle profesyonel fotoğraf alanında yeterli bilgisi olmayan kişiler talep nedeniyle Reklam Fotoğrafçılığı alanına yöneldi. Oysa Reklam Fotoğrafçılığı en az “Lisans” düzeyinde eğitim almayı ve usta-çırak ilişkisi içinde mesleki deneyim kazanmayı gerektiren bir zenaattır. Ülkemizde fotoğraf eğitimi ihtiyacı karşılamaya yetmemektedir. Üniversitelerin dışında da yeterli düzeyde eğitim veren kurumların olmayışı sektörün eğitimli insan kaynağı açısından sıkıntı yaşamasına ve katma değeri düşük işler yapmasına neden olmaktadır.

Yakın gelecekte yürürlüğe girecek “Fotoğrafçılık Meslek Standartları”nın gerektirdiği koşulları sağlayabilmek için Mesleki eğitim almak ve sertifikalandırmak gerekecek.

Bu noktada Fotoğraf ve Video Anasanat dalı Türk Fotoğraf sektöründeki mevcut personelin niteliğinin artırılması, yeni istihdam edilecek kişilerin eğitilerek sektörde çalışabilecek düzeye getirmesi için “Sertifikalı Temel Reklam Fotoğrafçılığı Eğitim Programı”na başladı. Temel teorik bilgilerin verilmesinden sonra Uygulama ağırlıklı yapılacak eğitimde her katılımcının uygulama yaparak temel stüdyo ekipmanlarını tanıması, kullanması, amaca göre gerekli set ortamını oluşturması sağlanacak.

Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümü mezunları, ve Meslek liselerinin Fotoğraf-Grafik bölümü mezunlarınında Uygulama eksikliğini giderebileceği programımız sonunda başarılı olanlar sertifika alacaklar.

Fotoğraf ve Video Anasanat dalı stüdyolarında gerçekleştirilecek eğitime katılımcılar sadece kendi kameraları ile katılacaklar.eğitim süresi 36 saattir.

Konu başlıkları:

STÜDYO FOTOĞRAFÇILIĞINA GİRİŞ
İŞ GÜVENLİĞİ, SAĞLIK SORUNLARI
AMACA YÖNELİK STÜDYO OLUŞTURMA
STÜDYO TEMEL EKİPMANLARI
KAMERALAR + OBJEKTİFLER + POZOMETRE + AKSESUARLAR
PARAFLAŞLAR + JENERATÖRLER
SÜREKLİ IŞIK KAYNAKLARI
ŞIK YÖNLENDİRME EKİPMANLARI (SOFTBOX-ŞEMSİYE-REFLEKTÖR VB)
STILL LIFE MASASI, FON VS. EKİPMANLAR
AYDINLATMA TEKNİĞİ VE EKİPMANLARI
TEMEL AYDINLATMA TEKNİĞİ
AYDINLATMA AÇILARI
SOFTBOX, ŞEMSİYE, YANSITICI KULLANIMI
POZLANDIRMA TEKNİĞİ
STİLL LİFE KONSEPT OLUŞTURMA
METAL OBJE ÇEKİMİ
CAM OBJE ÇEKİMİ
KUMAŞ ÇEKİMİ
MODA FOTOĞRAFI ÇEKİMİ
E-TİCARET SİTELERİ İÇİN ÇEKİM TEKNİĞİ
GÖRÜNTÜ İŞLEME + BİTİRME SINAVI
RENK + KONTRAST + NETLİK AYARLAMA
DEKUPE VE TEMİZLİK İŞLEMİ
UYGULAMALI BİTİRME SINAVI
Katılım Koşulları:

Temel fotoğraf bilgisine sahip olmak. (Varsa belgelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.)
Fotoğraf makinesi, objektif vb ekipmanlara sahip olmak. (Uygulama yapmak için gerekli)
TAKVİM

Eğitim Tarihi Başlangıç: 10.03.2018, Bitiş: 14.04.2018

Eğitim Süresi Cumartesi

Saat: 10:00 - 16:50

Eğitim Yeri: YTÜ. Sanat ve Tasarım Fakültesi, Fotoğraf ve Video Anasanat dalı. Stüdyo-1, No: B-2020 Davutpaşa Kampüsü Esenler, İstanbul

Sertifika Sınavı: Sınav notunun hesaplanmasına Teorik ders %30, Uygulama dersi %70 oranında etki etmektedir. Sertifika almaya hak kazanmak için 100 üzerinden 60 ve üzerinde not ortalaması gerekiyor.

http://sem.yildiz.edu.tr/sertifikali-egitim-programlari/temel-reklam-fotografciligi-egitim-programi.html

r ile veri bilimi eğitimi

mamma mia
uzaktan eğitim (uzem ) kapsamında verilen eğitim programında, R programlama dili ile istatistiksel analiz ve büyük veri uygulamalarına giriş pratiği sağlanması hedeflenmektedir.eğitim süresi 4 haftadır.

Herhangi bir önsel bilgi veya deneyim gerektirmeyen bu eğitim programı, veri bilimine giriş yapmak isteyen tüm katılımcılar için uygundur.

Eğitim süresince verilen proje ödevlerinden başarılı olan kursiyerlere "R İLE VERİ BİLİMİ EĞİTİMİ" sertifikası verilecektir.

Eğitim faaliyetleri uzaktan öğretim yöntem ve teknikleri kullanılarak, Öğrenme Yönetim Sistemi (ÖYS/LMS) alt yapısı içerisinde internet tabanlı olarak gerçekleştirilecektir.

Eğitim dökümanları; video ve ders notlarından (pdf, ppt, uygulama verileri) oluşmaktadır. Ayrıca haftada 90 dakika internet üzerinden sanal sınıf aracılığı ile hoca ve öğrencinin birarada olacağı dersler yapılacaktır.

Sanal sınıf dersleri Çarşamba günleri 20:00-21:30 saatleri arasında yapılacaktır. Eğitimin son haftası Cuma günü 20:00-21:30 saatleri arasında genel değerlendirme dersi yapılacaktır. Tamamlanan sanal sınıf dersleri Öğrenme Yönetim Sistemine video olarak yüklenecektir.

Eğitim içeriği, örgün (yüz yüze) kurslarda verilen 48 saatlik eğitime denk gelmektedir.

İndirim Koşulları

YTÜ Personeli, Öğrencileri, Mezunları ve bunların 1. derece yakınlarına (Kişinin çocukları, Kişinin annesi, babası ve eşi) %20 indirim uygulanır.
İndirimden yararlanmak için, kendinizin yada 1. derece yakınınızın; YTÜ Personel Kartı, YTÜ Öğrenci Kartı, YTÜ Mezun Kartı yada YTÜ Diploması evraklarından herhangi biri ve Nüfus Cüzdanı ibraz edilmelidir.

http://www.uzem.yildiz.edu.tr