confessions

fadiyez

Yıldız Yazar  · 13 Nisan 2018 Cuma

  1. toplam giri 188
  2. takipçi 2
  3. puan 1966

yemen trajedisi

fadiyez
trajedi demenin yetersiz olduğu bir katliam sürdürülüyor yemen'de .bu katliamın tek sorumlusu prens muhammed bin selman 'dır .türk ve dünya medyasının olan bitene bu kadar duyarsız kalması ,trump'ın suudilerin milyarlarca dolarından vazgeçmeyeceği açıklamasıyla anlamlanıyor.
1. dünya savaşında binlerce askerimizin şehit olduğu yemen,yemen türküsü olmasa aklımıza bile gelmeyecek .bir el var ve bu el dünyaya vahşeti,ölümü ,gözyaşlarını tattırıyor .kimdir bu el ? derdi nedir ? amacına ulaşana dek kaç bebek ,kaç çocuk kaç insan ölecek ?
binlerce çocuk ölüyor yemen'de ,binlercesi haberlere konu olmuyor .siyasilerimiz prense dur demiyorlar .kaç okkadır bu prens ardına saklandığı trilyon dolarları olmasa ? bu adam daha dün ülkemizde gazeteciyi öldürtmedi mi?
prens ve yardımcısı kahtaniyle birlikte bir şizofren ,bir ruh hastası olmasın ? kendini mehdi olarak gördüğü yardımcısının adından belli değil mi?
mehdi hikayesini adnan oktar'dan biliyorduk ,fethullah'la kandırılanları ve hüsranlarını görmemiş miydik ?
şimdi emrinde suudi ordusu ,suud paracıklarıyla daha tehlikeli bir çakma ,şizofren ve çok daha fazla güçle yepyeni bir mehdi faciası var .kabe imamının prensin seçilmiş reformist olduğu açıklaması mehdi ilanı değil mi? onca stratejist var memlekette ve dünyada ve kimse bu durumun farkında değil mi?
dünya bu çakma şizofrenlerden ne zaman kurtulacak ve en önemlisi bu rezilliğe kim dur diyecek ?
katliama uğrayan yemen halkına verecek bir yemen türkümüz mü var ?

vicdan azabı

fadiyez
vicdansızlar , vicdan azabı çekenleri anlamazlar .tıpkı iyinin yaptığı kötülüğün , kötü olanlar tarafından anlaşılamaması gibi .tam tersi durumda da iyi insan , kötü olanın yaptığı kötülüğü gördüğünde 'bunu neden yaptı ' modunda takılır .kötü insanlar vicdan azabı çekmezler .vicdan azabı iyilerin ajanda başlığıdır .

bumerang

fadiyez
tarihin en eski ve en ilginç silahlarından biridir. Bumerang tahtadan yapılmış, kıvrık bir fırlatma sopasıdır. Havaya fırlatıldığında, geniş bir çember çizer ve atıcıya geri döner. Avustralya Yerlileri ve Arizona'daki Hopiler'den başka Kuzeydoğu Afrika ve Güney Hindistan'da da özellikle avlanma amacıyla kullanılır.
Bumerangların iki türü vardır: Atıcıya geri dönen ve dönmeyen. Geri dönmeyen bumeranglar geri dönenlerden daha uzun, daha ağır ve daha düzdür. Av sırasında hayvanları, savaşta da düşmanı ağır biçimde yaralayabilir, hatta öldürebilir. Geri dönen bumeranglar oyun amacıyla kullanılır. Geri dönmeli bumerang 30-75 cm uzunluğunda sert ve hafif bir tahtadan yapılmıştır. Kenarlarının açısı 90°-120° arasında değişir. Bir yüzü yassı, öbür yüzü şişkincedir. Bu özelliklerinden dolayı, fırlatıldığında kendine özgü bir çevrim hareketiyle havada uçar ve atıcısına geri gelir.
Avustralyalı Yerliler'in fırlattığı bumerang, önce düz bir doğrultuda yaklaşık 30 metre gittikten sonra, 50 metre çapında bir çember çizer ve atıcısına geri döner. Yere çarparak fırlatılırsa büyük bir hızla yukan sıçrar, havada geniş bir çember çizerek geri döner.
Bumerang Nasıl Fırlatılır?
Bumerang düz arka yüzü dışa dönük olarak, sağ elle bir ucundan tutulur. Öbür ucu yukarı¬ya dönük biçimde, yere dikey durmalıdır. Yüz rüzgâra dönük olmalı ve bumerang hafifçe sağa yatırılmalıdır. 25 metre uzaklıkta ve yerden yaklaşık 5 metre yüksekte bulunan bir noktaya nişan alınır. Fırlatırken, sert bir bilek hareketiyle bumeranga hız kazandırmak gerekir.
Bumerang, zararsız görünümüne karşın dikkatsiz kullanılırsa, birine çarparak ağır biçimde yaralayabilir. Bu nedenle bumerangı çevrede kimsenin bulunmadığı, açık bir arazide denemekte yarar vardır.



çim hokeyi

fadiyez
ÇİM HOKEYİ, dünyanın birçok bölgesinde oynanan bir açık alan oyunudur. Oyun, kadınlar, erkekler ya da karma takımlar arasında oynanır. Amaç, küçük sert bir topu ucu kıvrık bir sopayla sürerek karşı takımın kalesine sokmak ve gol atmaktır. En fazla gol atan takım maçı kazanır. Oyun 25'er dakikalık iki devreden oluşur.
Ters tutulmuş bir bastona benzeyen hokey sopası yaklaşık 1 metre boyundadır. Bir ucu kıvrıktır. Sopanın bir yanı düzeltilmiş, öbür yanı yuvarlak bırakılmıştır. Vuruşlar için yalnızca düz yan kullanılır. Hokey topu beyzbol ya da kriket topuyla aynı büyüklükte ve genellikle beyaz olur. Oyun, 91,4 metre boyunda, 55 metre genişliğinde çoğu zaman çimle kaplı dikdörtgen bir alanda oynanır. Her kalenin önünde yarım daire biçiminde bir "şut alanı" bulunur. Gol olabilmesi için rakip oyuncunun vuruşunu bu "şut alanı" içine girdikten sonra yapması gerekir.
Çim hokeyi tehlikesi az olan bir oyundur. Bunun da nedeni, oyun kurallarının rakibin engellenmesini ve oyuncuların birbirlerine dokunmasını yasaklamasıdır. Top ancak hokey sopasıyla durdurulabilir ya da ilerletilebilir. Kaleci dışında hiçbir oyuncu topu elle ya da başka bir yolla durduramaz ve ilerletemez. Kalecinin, o da yalnızca kendi şut alanı içindeyken topa ayağı ile vurmasına ya da atılan topları elle durdurmasına izin verilir.

çilek

fadiyez
ÇİLEK kendine özgü hoş kokusu ve tadıyla en sevilen meyvelerden biridir. Oysa çileğin kırmızı renkli, etli ve sulu bölümü çiçekteki dişi organın yumurtalığından gelişmediği için botanik açısından gerçek bir meyve sayılmaz. Bu yuvarlakça kırmızı bölüm çiçek sapının ucundaki çiçek tablasının genişleyip etlenmesiyle oluşan bir "yalancı meyve"dir. Gerçek meyveler ise bu yalana meyvenin yüzeyindeki küçük, esmer san renkli çekirdekçiklerdir. Fazla boylanmayan bu otsu bitkinin üç parçalı yaprakları ve beyaz çiçekleri vardır. Türlerden çoğunun gövde saplarından yere yatay olarak uzanan sürgünler çıkar; bunlar toprağa değdikleri yerde köklenir ve yeni yavru bitkiler oluşturur. Daha sonra, anaç bitkiyle bağlantıyı sağlayan bu sürgün kolu kuruyup çürür ve köklenen her sürgün bağımsız bir bitkiye dönüşür. Bitkinin bu yayılma özelliği çilek tarımında verimi artıran etkenlerden biridir. Çilek bahçelerine dikilen bir tek anaç bitki çevreye uzattığı sürgünlerle 150 kadar yeni bitki üretebilir. Ama yabani çileklerde anaçtan gelişen yeni bitkilerin sayısı genellikle beş-altıyı geçmez. Çünkü insan eliyle yetiştirilen çileklere hem yayılacak kadar geniş bir alan verilir, hem de toprak özel gübre ve minerallerle zenginleştirilir. Oysa yabani çilekler doğada var olan besini ve yeri paylaşmak için birbirleriyle savaşmak zorundadır. Sürgünlerinden çoğaltılan çilek bitkisi serin ve nemli iklimleri, humusça zengin, iyi akaçlanmış toprakları sever. Sürgünler genellikle 1 metre aralıklı sıralar halinde dikilir. Bitki çiçek açtıktan sonra, yağmur yağdığı zaman meyvelere çamur sıçramaması için yaprakların ve çiçek kümelerinin altına saman serilir. Gülgiller familyasının Fragaria cinsini oluşturan çileklerin en yaygın türlerinden biri Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da bulunan orman çileği ya da dağ çileğidir {Fragaria vesca). Doğada kendiliğinden yetişen bu tür ilk kez 14. yüzyılda Paris'teki Louvre bahçelerinde tarıma alınmış, sonradan pek çok çeşidi geliştirilmiştir. Meyveleri küçük ve çok kokulu olan bu türden daha çok reçel yapılır. Tarımına daha sonraki çağlarda başlanan frenk çileğinin {Fragaria moschata) meyveleri orman çileğinden daha iri ve daha tatlıdır. Günümüzde taze olarak en çok tüketilen koyu kırmızı renkli ve çok iri meyveli çilek çeşidi ise anayurdu Amerika olan iki yaban çileğinin {Fragaria virginiana ile Fragaria chiloensis) melezidir.

sirkler

fadiyez
çocukluğumun izmir'i ,ailemle birlikte gittiğim sirk en güzel anılarımdan biridir . internette sirkle ilgili arattığımda ,Sirkler Hayvanlar İçin Eğlence Değil İşkencedir, Şiddettir, Kafeslerde Hapsedilmektir, sirkler yasaklansın ,göz yumulan vahşet gibi başlıkları görünce ,gelecek nesilllerin sirkleri ancak okuyabileceklerini düşünerek ,bir kaynak olur ümidiyle sirklerle ilgili araştırma yazılarımı ,ki tamamen özgündür, sözlüğe bırakayım dedim .

sirk , müzik eşliğinde binicilik, hayvan terbiyeciliği, palyaçoluk, cambazlık, güç ve denge numaralarından oluşan görkemli ve canlı bir gösteridir. Sirkler büyüklük, içerik ve sunuş bakımından birbirinden farklıdır. Bununla birlikte başlıca ortak yanları, her yaştan izleyiciyi eğlendirirken onlara heyecanlı dakikalar yaşatmaktır.

Sirkin Tarihçesi
Eski Roma'da araba yarışlarının ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı daire ya da elips biçimindeki amfitiyatro ve stadyumlara circus denirdi. Sirk adı, Latince'de çember ya da daire anlamına gelen bu sözcükten türemiştir.
Eski Roma'nın en ünlü sirki, Roma kentindeki Circus Maximus. Bu dev yapı, bir araba yolunun çevresinde binlerce kişinin oturabileceği basamaklı sıralardan oluşuyordu. Roma sirklerinde çeşitli yarışlardan başka yabanıl hayvanlar, hokkabazlar ve ip cambazları da gösteri yapardı. İki, dört ya da daha çok sayıda at koşulan arabaların yarışları üzerine halk bahse tutuşur, Hıristiyanlar'ın yabanıl hayvanlara atıldığı, kölelerin birbirleriyle ölesiye dövüştürüldüğü kanlı ve acımasız gösteriler eksik olmazdı.
Günümüzdeki anlamıyla ilk sirk 1770'te Londra'da, usta bir binici olan Philip Astley tarafından kuruldu. Astley, "amfitiyatro" ya da "binicilik okulu" olarak adlandırdığı bu yerde öğrencileriyle birlikte müzik eşliğinde gösteriler düzenledi. Bu cambazlık gösterilerinde, merkezkaç gücünün etkisiyle, daire çizerek dörtnala giden bir atın sırtında düşmeden durmayı başarıyordu. Astley'e rakip olan Charles Hughes 1782'de Londra'nın hemen dışında Kraliyet Sirki'ni kurdu. Binicilerin, akrobatların ve palyaçoların yer aldığı bu gösteriyi ilk kez sirk olarak adlandırdı. Sirk adıyla bilinen bu türden gösteriler Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da da yaygınlaştı.
Astley ve oğlu, İtalyan Antonio Franconi ile birlikte 1770'lerde ilk Fransız sirkini kurdular. Sirk gösterilerine Lyon'da aslan terbiyecisi olarak başlayan Franconi, eğitilmiş kanaryalarla Fransa ve İspanya'da yaptığı gösterilerle ün kazandı. Yaşamı boyunca pek çok ülkeyi dolaşan Astley, Avrupa'da 19 sirk kurdu. Rusya'ya sirki tanıştıran ise Charles Hughes oldu, 1793'te Rus Çariçesi II. Katerina'nın onuruna bir at cambazlığı gösterisi düzenledi.
19. yüzyılda Avrupa'da kuşaktan kuşağa binici, akrobat ya da hayvan terbiyecisi yetiştiren sirk aileleri yaşıyordu. Bu aileler arasındaki evlilikler sonucunda sirkler daha da genişledi.
ABD'de ilk sirk 1785'te Philadelphia'da, John Bili Ricketts tarafından kuruldu. Kapalı bir yerde gösteri yapan Ricketts Sirki daha öncekiler gibi atlar, biniciler, akrobatlar ve bir de palyaçodan oluşuyordu. Ricketts, Philadelphia'yı merkez edinerek zaman zaman çevre kent ve kasabalarda gösteriler düzenledi. Böylece ilk gezici sirk ortaya çıkmış oldu. İlk sirklerde baş gösteriyi atlar ve at cambazları oluşturuyordu. Atlar günümüz sirklerinin de önemli bir öğesidir. Eğersiz ata binmekte usta olan biniciler, müzik eşliğinde ringi dolaşan atların sırtında çeşitli akrobasi numaraları yaparlar. Ayrıca binicisiz atlara komut vererek de onlara önceden öğretilmiş belli hareketler yaptırılır.
18. yüzyılın sonlarında atlardan başka hayvanlar da sirk gösterilerinde yer almaya başladı. Paris'teki Olimpik Sirk'te Henri Martin fil, aslan ve boğa yılanıyla gösteri yaptı. 19. yüzyılın ilk yansında yırtıcı hayvanlarla gösteriler yapan ABD'li hayvan terbiyecisi Isaac Van Amburgh, bir aslanın ağzına başını sokarak cesaretiyle dünya çapında ün kazandı.
1830'larda sirklere çeşitli hayvanlar katıldı. 1870'lere gelindiğinde artık her sirkin hayvanlara ayrılmış bir bölümü vardı. Daha sonra gösteriler, birinde sirk numaralarını, ötekinde hayvanların becerilerinin sergilendiği iki aynı çadırda sunulmaya başlandı. Yabanıl hayvanlar demir kafeslerde tutulurken, bazı hayvanlar için özel kafesler gerekiyordu. Örneğin zürafalar, uzun boyunların yolculuk sırasında incinmemesi için yumuşak bir malzemeyle kaplanmış yüksek tavanlı arabalarda taşınıyordu. Su aygırının arabasında ise onu alacak büyüklükte bir havuzun bulunması gerekiyordu. Ünlü Barnum-Bailey-Ringling Sirki'ndeki Büyük Gargantua adlı dev goril ise, doğal ortamına yakın koşullarda, havalandırma sistemi bulunan camdan bir vagonda yaşardı. Bu önlemlerle hayvanları doğal ortamlarından çok değişik olan yeni çevrelerinde sağlıklı ve güvenlik içinde yaşamalarına çalışılırdı.
Aaron Turner Sirki ABD'nin ilk gezici sirklerinden biriydi. 1830'larda ilk kez büyük bir çadırda gösteri yapmaya başladı. Turner' ın çadırının çapı 28 metreydi. Gösteri pistinin çevresine, sökülerek bir at arabasıyla taşınabilen birkaç yüz iskemle konabiliyordu.
1871'de Phineas Taylor Barnum, "Dünyanın En Büyük Gösterisi" olarak ilan ettiği bir sirk kurdu . Barnum daha önce New York'ta birbirine yapışık Siyamlı ikizlerin, 82 cm boyundaki bir cücenin, sonradan göz boyamak için yapıldığı anlaşılan, gövdesi balık, başı insan bir deniz-kızının sergilendiği bir "müze" kurmuştu. 1881'de rakibi James Bailey ile bir araya gelerek sirki dev bir kuruluşa dönüştürdü; unutulmaz gösteriler sergiledi.
1870'lerden sonra ABD'de demiryollarının gelişmesiyle gezici sirkler büyük bir hızla yayıldı. Bu yıllarda sirk sahipleri tren vagonları alarak bir yerden bir yere eşyalarım trenle taşımaya başlamıştı. 1884're Alman asıllı John, Charles, Albert, Otto ve Alfred adında beş kardeş Ringling Sirki'ni kurdu. 1908'e gelindiğinde Ringling adamakılı büyümüştü. Bundan bir süre sonra Barnum ve Bailey'nin Dünyanın En Büyük Gösterisi'ni satın alan Ringling Kardeşler, sahibi bulundukları başka sirklerle birlikte ABD'deki sirklerinin sayısını 11'e çıkarttılar. Barnum-Bailey-Ringling Sirki ününün doruğundayken ABD' de 20'şer metrelik 107 vagondan oluşan dört trenle dolaşıyordu.
Gösteriler iki futbol alanını kaplayacak büyüklükte ve 20 metre yükseklikteki büyük bir çadırda yapılıyordu. Bu çadırda yedi gösteri pisti vardı ve 12 bin izleyici alabiliyordu. Aynı anda birkaç gösterinin yer aldığı bir de sahnesi vardı. Ayrıca soluk kesici trapez gösterileri yapılıyor, gösteri çadırın içindeki görkemli bir geçit töreniyle son buluyordu.
Akrobatlar, palyaçolar, hayvanlar, hayvan terbiyecileri, yemek ve temizlik işlerinde çalışanlardan ve teknisyenlerden oluşan böylesine dev bir kadronun sorunları da, giderleri de büyüktü. İzleyici sayısının milyonları bulmasına karşın, giderler gelirleri aşmaya başlamıştı. ABD'de 1930'larda yaşanan büyük ekonomik bunalım Ringling'e ağır bir darbe indirdi. 1944'te çadırda 168 kişinin ölümüne yol açan büyük bir yangın çıktı. 1950'lerde sinemanın, daha sonra da televizyonun rekabeti karşısında, Ringling büyük çadır gösterilerini bırakarak artık spor salonlarında gösterilerini sürdüreceğini açıkladı.
Avrupa'daki sirkler hiçbir zaman ABD'dekiler gibi büyük olmadı. Bunların genellikle tek gösteri alam vardı. Çalışanlar çevredeki binalarda yaşıyordu. Avrupa'daki sirk aileleri gezici kumpanyalarla İran'a, Hindistan'a, Afrika'ya, Güney Amerika'ya ve Avustralya'ya kadar gittiler. I. Dünya Savaşı'ndan sonra gümrük ve pasaport engelleriyle gezi özgürlüğünün kısıtlanması sirklerin bir ülkeden ötekine geçmesini zorlaştırdı. 1852'de Paris'te kurulan Cirque d'Hiver (Kış Sirki), Londra' daki Bertram Mills ve Kopenhag'daki Schumann kalıcı sirklere örnektir.
Sirk gösterilerinin sanatsal bir düzeye ulaştığı SSCB'de sirklere eleman yetiştiren okullar vardır. Bu ülkede kalıcı sirklerin yanı sıra, yüzlerce gezginci çadır sirki bulunmaktadır. Sirkler uluslararası bir niteliğe sahiptir. ABD, İngiltere ya da herhangi bir ülkedeki büyük sirklerde çeşitli ülkelerden akrobatlar, palyaçolar yada hayvan terbiyecileri çalışır. Çin ve Japonya'da çok yetenekli akrobatlar, İngiltere, SSCB, Belçika ve İtalya'da biniciler, Almanya ve ABD'de hayvan eğiticileri, Meksika'da trapezciler sirk geleneğini kuşaktan kuşağa sürdürmektedir.

Sirkte Neler Var
Sirkler 18. yüzyıldan bu yana değişime uğradıysa da, 13 metre çapındaki pist her zaman ve her yerde aynı büyüklüktedir. Ayrıca sirk programları da genellikle birbirine benzer. Her sirkte palyaçolar, hokkabazlar, at cambazları, akrobatlar, trapezciler ve yabanıl hayvanların gösterileri yer alır. Dörtnala giden eğersiz atların sırtında akrobasi numaralan yapan biniciler vardır. Eğiticisinin uyarılarıyla yönlendirilen atlar binicisiz ve dizginsiz gösteriler yapar. Bir atlama, cambazlık ve denge sanatı olan akrobasi sirklerin vazgeçilmez gösterileri arasındadır. Önceleri sırık, tek tekerlekli bisiklet, top, ip gibi gereçlerle yapılırken, 1859'da Fransız akrobat Jules Leotard'ın trapezi buluşu ile akrobasi sirklerde olağanüstü bir ilgi görmeye başladı. Trapez, uçlarından iki düşey ipe tutturulmuş silindir biçiminde bir çubuktan oluşur. Akrobatlar çadırın tepesinden sarkıtılan trapezlerin birinden öbürüne atlar, izleyiciyi büyüleyen taklalar atarlar. Bu numaralar yapılırken genellikle güvenlik için çadıra bir ağ gerilir. Heyecanı yükseltmek için ağsız gösteri yapan trapezciler de vardır.
Ayrıca, büyük sirklerin hepsinde eğiticilerin yönetiminde yırtıcı hayvanların gösterileri yer alır. Bu numaralardan birçoğu eğiticilerin olağanüstü yetenek ve cesarete sahip olmasını gerektirir. Üstün beceri isteyen her işte olduğu gibi sirkin de yıldızları vardır. Van Amburgh'un bir aslan ve kaplan kafesine girerek izleyicileri şaşırttığı 1830'lardan beri, yabanıl hayvan gösterileri sirk gösterilerinin en heyecanlı anlarını oluşturur. ABD'li hayvan eğiticisi Clyde Beatty, 40 Afrika aslanını ve Bengal kaplanını aynı anda başarıyla yönetmesiyle ünlüdür.
20. yüzyılın ortalarında yedi kişilik Alman Wallenda ailesi telin üzerinde gösteriler yaparak yetenek ve cesaretleriyle seyircileri büyülemişlerdi. Bu akrobatlar yerden 12 metre yükseklikte gerili bir telin üzerinde bisikletlerle bir piramit oluşturuyorlardı. Bohemya' da doğan ve bir Alman sirkçi aileden gelen Lillian Leitzel fiziksel dayanıkhlığıyla ünlüydü. Leitzel çadırın tepesinden aşağı doğru sarkan bir ipe tek eliyle tutunarak akrobasi numaraları yapardı.
Sirklerin ilk kurulduğu günden bu yana palyaçolar gösteriye renk ve neşe katarak her zaman büyük ilgi uyandırmıştır . Sirk çadırlarının küçük olduğu dönemler¬de, palyaçolar konuşmaya ve şarkıya dayalı komiklikler yaparak insanları eğlendirirdi. 1870'lere gelindiğinde artık sirk çadırları palyaçoların seslerinin seyircilere ulaşamayacağı kadar büyümüştü. O zamandan beri palyaçoların çoğu, pantomim gösterileri yapar. Emmett Kelly ve Otto Griebling bu yüzyılın en ünlü iki palyaçosudur. Moskova Sirki'nde gösteri yapan Oleg Popov, sirkteki oyuncuların numaralarını beceriksizce taklit etmeye çalışırken izleyicileri kahkahaya boğar. Sirklerde bazı oyuncular da alışılmamış gösteriler yaparlar. 1897'de Barnum ve Bailey Sirki'ndeki Alar, ilk kez dev bir arbaletten "ok" gibi havaya fırlatıldı. Büyük Peters, boynunda bir cellat ilmeğiyle sirk çadırının tepesinden atladı. Zacchini ailesinden bir akrobat bir toptan, gülle gibi fırlatılarak ağa düşünce, izleyiciler neye uğradığını şaşırdı. 1950'lerde işaret parmağının üzerinde dengede durarak gösteri yapan Unus'un becerileri de herkesin hayranlığına yol açtı.
Sirk oyuncuları gibi başarılı sirk hayvanları da vardı. Bunların en ünlülerinden biri Jumbo adlı, yaklaşık 6,5 ton ağırlığında ve 3,5 metre boyunda bir fildi. 1882'den bir lokomotifin çarpması sonucu yaşamını yitirdiği 1885'e kadar Barnum ve Bailey Sirki'nin ilgi odağı oldu. Bugünün jumbo jetleri gibi büyük olan herhangi bir şeyi tanımlamak için kullanılan "jumbo" adı bu filden kalmadır.
Geçit Törenleri
Eskiden ABD'de sirkler mutlaka bir geçit töreniyle kente girerdi. Bayraklar ve çiçeklerle donatılmış arabalarda bandolar, kafeslerinin içinde yabanıl hayvanlar, hortumlarıyla birbirinin kuyruğuna tutunarak ilerleyen filler kent sokaklarında yol alır, bu renkli kalabalığın en arkasında, kömür ateşiyle elde edilen buharla çalışan koskocaman bir org sevilen marşları çalardı. Sirklerin sokaklarda gösteri yaptığı zamanlar geride kaldı. Ne var ki, Wisconsin'in Milvvaukee bölgesinde her yıl 4 Temmuz'da hâlâ bu türden bir geçit töreni düzenlenir. Atların çektiği çok sayıda güzel ve eski sirk arabası Wisconsin'deki Baraboo' da bulunan Dünya Sirk Müzesi'nden Mil waukee'ye getirilir.

argo

fadiyez
argonun oluşması için, sözcüklerin alışılmışın dışında bir anlamda kullanılması, yeni anlamlarla donatılması yeterlidir. Aktarılacak bilgi, sözcüklerin anlamlan değiştirilerek gizlenmiş olur.Kullanım amacında gizlilik yatan argo, yapı bakımından genel dilden ayrılmaz. Bu özel dilde, ortak dilden bağımsız biçimler yaratılmaz, dilbilgisi kuralları da değiştirilmez
Argo sözcükler çoğu zaman, genel olarak kullanılan dilde var olan bir sözcüğe başka bir anlam yükleyerek türetilir. Örneğin çalışkan ve saf öğrenci anlamına gelen inek ve para anlamına kullanılan arpa sözcükleri böyle türetilmiştir. Yabancı dillerdeki sözcük ya da sözcük parçalarını değiştirmeden ya da bozarak alıp Türkçe'deki sözcük parçalarıyla birleştirerek türetilen argo sözcükler de vardır. Örneğin, Türkçe'deki atma sözcüğünü Fransızca tion ekinden bozma syon'la birleştirerek oluşturulan atmasyon, uydurma, yalan haber anlamına gelir.
Kimi argo sözcükler ise Türkçe'den ya da yabancı dillerden yararlanıp uydurma, yakıştırma, benzetme yoluyla türetilmiştir. Boş, değersiz anlamına gelen pofyoz, yalan karşılığı kullanılan maval ya da aptal anlamındaki keriz bu tür argo sözcüklerdir. Sözlük hazırlayanlar, dilbilimciler, öğretmenler ve uzmanlar arasında hangi sözcüklerin argo olduğu konusunda bir anlaşma yoktur. Çünkü, argonun birçok sözcüğü öbür dil grupları arasına karışmıştır. Ama, kesin bir ayrım yapılamasa da argoyu insanlar arasındaki senli benli konuşmada kullanılan dilden, halk dilinden ve kaba konuşmadan ayırmak gerekir.
argonun gelişmesinde külhanbeylerin, eski dönemlerin itfaiyecileri olan tulumbacıların ve ayak takımının büyük rolü olmuş
Argo kullanımının nedenlerinden biri de, konuşmaya ya da yazıya canlılık getirmesidir. Pek çok argo sözcükte şaka ya da mizah duygusu gizlidir. Edebiyat alanında argodan, gülünç durumlar yaratma, gündelik dile yaklaşma, dile yeni ve canlı bir boyut getirme gibi amaçlarla yararlanılır.
Argonun yazı diline geçmesi, gizliliğin ortadan kalkmasına neden olur. Argo sözcükler herkesçe kullanılır hale gelince argo olmaktan çıkar. Kimi argo sözcükler yalnızca belli bir süre kullanılır, daha sonra kaybolup gider. Bu değişkenlik ve kendini yenileme argonun başlıca özelliklerinden biridir. Buna karşılık kimi sözcükler de günlük dile kabul edilir. Eskiden argo olan sözcükler zamanla gündelik dilde kullanılmaya başlar. Örneğin, eskiden argo sayılan ve tembel, kaytancı anlamında kullanılan hayta sözcüğü günlük dilde yaygın bir kullanım kazanarak argo olmaktan çıkmıştır. Bu olguya aşağı yukarı bütün dillerde rastlanır. Tümü de Latince'den türemiş olan Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca'daki pek çok sözcük, kitaplarda kullanılan klasik Latince'den değil, halkın günlük yaşamında kullandığı Latince'den ve Roma ordusunun argo sözcüklerinden kaynaklanır. Sözgelimi, Fransızca'da baş anlamına gelen tite sözcüğü Latince'de baş anlamına gelen caput sözcüğünden değil, Latince bir argo sözcük olan ve testi ya da toprak kap anlamına gelen testa'dan türemiştir. Eskiden daha çok ağızdan ağıza yayılan argo sözcükler, günümüzde çeşitli kitle iletişim araçları aracılığıyla çok kısa sürede yaygınlık kazanıyor


kast

fadiyez
hinduizm zaten sıkıntılı .kast sisteminin hindistan kökenli olması gayet normal geliyor.hindu kültürüne göre
fakirlik sevap Sayılarak ,insanların isyanını bastırıyorlar .

yok olan hayvan türleri

fadiyez
Ne yazık ki bitki ve hayvan türlerinin çoğu insana da, insanın çevresinde yarattığı hızlı değişikliklere de kolayca uyum sağlayamaz. Çünkü doğadaki olağan değişiklikler çok uzun bir zaman dilimi içinde, yavaş yavaş gerçekleşir. Üstelik birçok canlı doğal çevresinin koşullarına öylesine uyum sağlamıştır ki en küçük bir değişiklik bile onun için öldürücü olabilir. Sözgelimi yalnızca Havvaii'deki yanardağ kraterlerinin kenarında yetişen çok ilginç bir bitkiyi ele alalım. Dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanmayan bu ender tür, çiçek açabilmesi için yeterli suyu ancak 20 yılda depolayabilir. Çok uzun bir sapın ucunda açılan bu çiçeğin ise yalnızca üç haftalık ömrü vardır ve çiçek solarken bitki de onunla birlikte ölür. Bütün yaşamı boyunca bir kez çiçek açıp tohum üretebilen bu bitkinin soyunu sürdürme şansı doğal olarak çok azdır. Gümüş kılıç (Argyroxiphium sandwicense) adıyla anılan bu bitkinin kılıç gibi uzun ve etli, gümüş sanılıyor. Bu türlerin yarıdan çoğu tropik yağmur ormanlarında yaşamaktadır. Yağmur ormanları alan olarak yeryüzünün ancak yüzde yedisini kaplar, ama dünyanın hiçbir yerinde yabanıl yaşam böylesine zengin değildir. Örneğin Büyük Okyanus'un güneyindeki Yeni Kaledonya ormanları 18.000 km2' lik bir alanı kapladığı halde en azından 3.000 bitki türünü barındırır. Üstelik bu bitkiler yalnızca o bölgeyle sınırlı kalmış, dünyanın başka hiçbir yerine dağılmamıştır.
Uzmanlar, kerestelik ağaç kesimine ve küçük tarım işletmeleri için ormanda tarla açma uygulamasına derhal son verilmedikçe, Yeni Kaledonya'daki yağmur ormanlarının 2000 yılına kadar tümüyle yok olacağına dikkati çekiyorlar. Uydulardan alınan fotoğraflardan, her yıl sayısız böcek, kuş ve öbür hayvan türleriyle birlikte 76.000 km2'den fazla yağmur ormanının yerle bir olduğu anlaşılıyor. Başka bir deyişle, yağmur ormanlarında her yıl Karadeniz Bölgesi'nin yarısına yakın büyüklükte bir boşluk açılıyor. Ürkütücü boyutlardaki bu tür doğa kıyımları sürdükçe soyu tükenen canlı türlerinin listesi hızla kabaracaktır. Biyologlar, çok sıkı önlemler alınmazsa, 2500 yılına kadar dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin dörtte bir ile üçte bir arasındaki bölümünün yok olacağını belirtiyorlar.
Kuzey ve Güney kutup bölgeleri de bugün tehlikede olan en büyük yabanıl yaşam ortamlarıdır. Aslında, yalnızca kutup iklimine uyarlanmış çok ender türleri barındıran bu bölgeler insanların yerleşmesine elverişli olmadığından böyle bir tehlikenin söz konusu olmaması beklenirdi. Ama bölgedeki zengin doğal kaynakların çekiciliği kutuplardaki yabanıl yaşamı da kısa sürede tehlikenin eşiğine getirmiştir. Örneğin Antarktika'daki uçsuz bucaksız balıkçılık alanları ve kril denen küçük deniz canlıları sürekli ilgi odağıdır. Karidese benzeyen bu küçük canlılar bugün bazı balıkların ve ender bulunan balina türlerinin başlıca besinidir, ama yakın bir gelecek¬te insanların da temel protein kaynaklarından biri olacağı öngörülüyor. Kuzey Kutup Bölgesi'nde ise dünyanın en büyük demir, kömür, kurşun, bakır, çinko, altın, tungsten (volfram), uranyum, elmas ve fosfat yatakları ile henüz el değmemiş çok büyük petrol ve doğal gaz rezervleri bulunur. Bu nedenle Kuzey Kutup Bölgesi, içinde çok değerli hazineler bulunan, ama içine girildiği anda kırılıp dağılacak olan billurdan bir saraya benzetilebilir. Petrol kuruluşları bölgede sürekli kuyular açtıkça ve doğal gaz taşıyan dev tankerler Amerika kıtasının kuzeyindeki Kuzeybatı Geçidi'nden buzları kırarak gidip geldikçe, Kuzey Kutbu çevresindeki duru ve temiz okyanusların 20. yüzyılın sonlarında ne duruma geleceğini kestirmek pek güç olmasa gerek.

kış sporları

fadiyez
Kışları karlı geçen bölgelerde yaygın olan paten, kızak, kayak gibi sporların genel adıdır. Bu sporların bazılarını olimpiyatlardan felan az çok biliriz zaten.
Kızak, paten ve kayağın ulaşım için eskiden beri kullanıldığı ülkelerde yaşayanlar, doğal olarak kar ve buz üzerinde yapılan sporları severler. İngiltere gibi pek soğuk olmayan ülkelerde yaşayan insanlarsa, 19.yüzyılda temiz havanın, karlı dağların ve kış sporlarının tadını çıkarmak için İsviçre gibi dağlık ve karlı ülkelere gitmeyi tercih ederler.

yüz kızartan yıldız teknik haberleri

fadiyez
Okulun pr çalışması hangi ellere bırakıldıysa acilen görevden alınmalı ve okulun paspaslarından başka hiçbir şeyin sorumluluğu verilmemelidir kendisine ,hoş onu bile yapacağından şüpheliyim .diğer üniversiteleri kıskandıran haberlerimiz çıksın bizi utandıracak haberler değil .bu tarz haberler ytüye yakışmıyor .keşke bu tarz olaylar olmasa hadi oldu bunun haber olması engellense iyi olurdu .
Başlığın ilk yüz kızartan haberi inşattan .
Doç.dr uzantılı bir hocanın sigara içtiği için alalade bir şekilde uyardığı kız öğrenci ,uyarış şekline tepki gösterdiği için hocadan yumruk yemiş ,araya giren diğer öğrenciler de yumruklardan nasiplerini almışlar. Hoca şova devam edip ben hocayım o ise öğrencim.o bir kız değil ,insan bile değil demiş.
İki taraf birbirlerinden şikayetçi olmuş.
Edit:link
https://www.superhaber.tv/yildiz-teknik-universitesinde-kavg-ytu-yumruk-atan-ogretim-gorevlisi-haber-144000

total station

fadiyez
Yıldız sözlük hesabını satan bir yazar ,foruma ilan vererek hesabını 250 türk lirasına satmış.eksi hesap kadar degerliymiş .sen neymişsin be yıldız sözlük ,bir hesap bu kadara satılabiliyormuş.bizim hesaplarda para eder herhalde.

yüz yıl içinde toplumun hali

fadiyez
Bütün zamanlar içinde değişmeyen ,değiştirilemeyen insan sınıflandırması çok basittir .bu sınıflandırmanın ,bu yüzyıl ya da gelecek yüzyıllarda da değiştirilemeyeceğini varsayıyorum.
1. Avcı insanlar
2.toplayıcı insanlar
3.hem avcı hem toplayıcı insanlar

Avcı insanlar günümüzde daha çok ticaretle uğraşan daha önceki zamanlarda ganimet peşinde başka ülkelerle savaşan insan tipidir.paylaşmayı sevmezler.
Toplayıcı insanlar
aklınıza ev kadınları gelmiş olabilir ama günümüzde memur kesimi buna en güzel örnektir.memur kafası risk almayı sevmez .toplayıcı insanlar da risk almayı sevmeyen ama kazanmayı seven insan türüdür .
Hem avcı hem toplayıcılar toplumlara yol veren dahiler arasından çıkar .bu isimlere tarihsel kişilikler örnek verilebilir .sayıları azdır.
İnsan sınıflandırmasını yaptıktan sonra toplumların halinin ne olacağına dair tespitleri daha rahat yapabiliriz.
Edit

yıldız teknik üniversitesi " ytü "

fadiyez
Ytü ile ilgili olmayanların yıldız teknik üniversitesi özel midir diye sorularına muhattap olmuş biri olarak ,okulun tanıtımına biraz daha bütçe ayrılması gerekir diye düşünüyorum.yıldız sözlük gibi üniversitenin internet platformları da desteklenmelidir .
En iyi reklam ise ytülü olanlarca yapılır ama bizde beğenmeme timi güçlüdür

gelir adaletsizliğine çözüm önerileri

fadiyez
Vergi politikalarının sil baştan duzenlenmesi ,asgari gelir düzeyinde yaşayanlardan alınan dolaylı vergilerin iadesi,üst segment kazananlardan alınan vergilerin arttırılması gerekir .
Örneğin inşaat sektörü destekleniyorsa bu mütahitin cebine değil,inşaat sektöründe emekçilerin durumlarını düzeltmek şeklinde yapılmalıdır .
Bir de fransa'nın yakın zamanda çıkardığı varlık vergisi örneğinde bir varlık vergisi alınarak toplumun geneli zenginleştirilebilir .bugün bütün zenginler akp saflarında ,bunu beklemek saflık olsa da oneri olarak kayıtta kalabilir .kimbilir cumhurbaşkanı akpli zenginlere ,yeter fazla zenginlediniz der.
2 /

yılın yıldızları ödül töreni


Yıldızca

ünlü korsanlar

Yıldızca

Astronot Eğitimi