confessions

fadiyez

Yıldız Yazar  · 13 Nisan 2018 Cuma

  1. toplam giri 260
  2. takipçi 2
  3. puan 2549

kendini kalıplara sokmak

spencereid
kendini kalıplara sokmak, çok farklı yerlerden tutulabilecek bir cümle. "ben şuyum, ben buyum, ben de öyleyim", iki yıl sonra "ben öyleydim o zamanlar.."
ben şunu yapmam
yaparsın.
"kendini kalıplara sokmak." toplumda varlığımızı korumak adına bir şeyler olmalıyız, öğrenciyken bile sadece öğrenci olmanın yetmediği öğrenci toplulukları vardır, sorsan denk gelen insanlardır onlar fakat bir yerde ortak bir şeyler vardır ve bir kimlik kazanmak için senin de bir şeyin olmalıdır. bomboş bir kitap gibi girdiğin üniversitede (kimse farkındalığı açılmamış kafasıyla okuduğu kitabı bir şey sanmasın) kendini türlü kalıpların insanı yaparsın, topluluklardan yalınlığa geçersin uyuşmazsan.
üstünde türlü kalıpların izleriyle.
ya da şu yoldasındır, bir kalıba tutulup o kalıptakiler doğrultusunda ortak bir bilinçte ilerliyorsunuzdur. dikkat et okul bitecek, dikkat et babanın evinden çıkacaksın, dikkat et o yurdu terk edeceksin, dikkat et bir gün o telefonu kimse açmayacak, dikkat et bir gün telefonu eline alıp rehbere sadece bakacaksın.
kendi kalıbını kendin yaz, kalıpsız geçmez bu ömür. ben şuyum bu an, belki başka an belki başka bir yerde başkası olacaksın ama bir kimliğin olmalı. bir şey ifade etmezsen toplumda hayaletleşirsin ve evrim denen eleme, içinden geçer. bunun sonucu olarak üç beş tane ilacın kölesi olma yolunda ya da maddeyle arttırılmış hormonların insanı olursun.
kendini kalıplara sokmak... herkes özgürüm der evet özgürüz, şartlar değiştiğinde başka özgürüz. o an özgürlüğü o şekilde adlandırırız. kalıplara sokmak özgürlükle mi alakalıdır? toplumla alakalıdır ve toplumun içinde olduğu evrede özgürlük biter. çünkü türlü zorluklarla öğretmen olursun bir gün bir takımın bayrağını çiğnediğin için işinden olursun, özgürlük böyle bir şeydir.
sırf fikrinden ötürü terörist damgası yersin, özgürlük böyle bir şeydir.
belki evren sonsuz ama biz sınırlılıkların arasında yaşıyoruz, yaşıyoruz ki her şeye bir isim vermişiz. sınırları olan bir ülkede, sınırları olan insanların içinde şimdi susup göz yumup bir gün yaşayacakların uğruna sınırlı bir insan olman gerek.

yıldız sözlük ilanlar

alfa
Üniversiteli yazarlar için kullanışlı bir bölüm olacağına inanıyorum. Ev arayan ,ev arkadaşı arayan ,eşya satan -almak isteyen ,not alışverişi vs her konuda ilan verilebilecek . Sözlükte olmasını istediğiniz özellikler için çekinmeden mesaj çekin .

yıldız sözlük'ün doğum günü

alfa
Yıldız Sözlük'ün doğum günü kutlu olsun arkadaşlar.yıldız Sözlük 15 yaşına girdi.
2004 ilk temamız


2007 yazarlar buluşmasından bazı görüntüler


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto

Bütün eski yazarlara selamlar ,Umarım 15 yıl sonra bir yazar arkadaşta bizden bahsedecektir.
Nice 15 yıllara Yıldız sözlük

aç insanlara yardım

yildizrobotics
Yapılması gerekendir. Bugün Yemen için 2 defa bağışta bulundum. Çok bir para değil ama köşede birikenleri dağıtmayı seviyorum. Arada annemle birilerine erzak alıyoruz. Peynir, baklagil falan. Kendim inançlı değilim ama zekat gibi. Zaten kendi param dedelerden kalma gelen paralar, harcayacak çok yerim de yok, zaten kendim bitiremiyorum dedim, bari yardım olsun. 1000 TL'ye kadar yardım yaptığım oldu. (Bir ayda tabii) Dilerim bir işe yarıyordur. Dilerim mutlu ediyordur.

fidel castro

alakalı biri
bir ömür devrimci fidel,amacına ulaşabilmiş bir avuç devrimciden biridir.bugünün devrime değil devrim için mücadeleye aşık çakma devrimcilerden farklı tek örnektir bana göre.Küba'nın devrimci önderi Fidel Castro Oriente ilinde, Mayan'de doğdu. Babası şeker kamışı ve sığır yetiştiren orta halli bir çiftçiydi. Fidel Havana Üniversitesi'nin hukuk bölümünü bitirdi. 1950-52 arasında avukatlık yaparak yoksulların haklarını savunmaya başladı. 1952'de General Fulgencio Batista bir darbeyle Küba'da yönetimi ele geçirdi. Castro 1953'te Batista yönetimini yıkmak amacıyla bir örgüt kurdu. 26 Temmuz 1953'te 125 arkadaşıyla birlikte askeri bir kışlaya baskın düzenledi. Ne var ki eylem başarısızlıkla sonuçlandı. Castro ve arkadaşları tutuklandı. Yargılanması sırasında "Tarih beni aklayacaktır," cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı. Yargılanma sonucunda 16 yıla hüküm giydi. Ama iki yıl sonra serbest bırakıldı ve Meksika'ya geçti. Burada 26 Temmuz Hareketi adında bir örgüt kuran Castro arkadaşlarıyla birlikte ayaklanma hazırlıklarına başladı.
26 Temmuz Hareketi üyeleri 1956'da Küba'ya Granma yatıyla çıkarma yaptılar ve başarısızlığa uğradılar. Yalnızca, aralarında Arjantinli ünlü devrimci Che Guevara ve Castro'nun kardeşi Raûl'un da bulunduğu 12 kişi dağlardaki karargâha ulaşabildi. Oriente ilindeki bu dağlarda iki yıl boyunca gerilla savaşı yürüten ve çevredeki halktan destek gören Castro zamanla gücünü artırdı. 1959'da diktatör Batista'nın ülkeden kaçmasının ardından ordusuyla Havana'ya girdi ve yeni kurulan hükümette başbakan oldu. Yönetime gelince geniş çaplı ekonomik ve sosyal reformlar başlattı. Bunlardan en önemlisi köklü bir toprak reformunun gerçekleştirilmesiydi.
Bu toprak reformundan bazı şirketlerinin zarar gördüğü gerekçesiyle ABD, Küba'ya ekonomik ambargo uygulamaya başladı. ABD'ye satamadığı şekerini SSCB'ye satan Küba'nın bu ülkeyle ilişkileri gelişti. Ocak 1961'de ABD, Küba ile diplomatik ilişkisini kestiğini açıkladı. Aynı yıl ABD'de eğitilen ve silahlandırılan rejim karşıtı Kübalı sığınmacıların Domuzlar Körfezi Çıkarması başarısızlıkla sonuçlandı. Çıkarma girişiminin ardından Castro ünlü Havana Bildirisi'ni yayımlayarak Küba'nın sosyalist bir ülke olduğunu açıkladı.
1962'de SSCB'nin Küba'ya yerleştirdiği nükleer füzeler ABD'nin büyük tepkisini çekince SSCB füzeleri kaldırdı. Bu olay Küba ile SSCB'nin arasının açılmasına yol açtı. Castro 1963'te Birleşmiş Sosyalist Devrim Partisi'nin başına getirildi. Küba'nın SSCB ile ilişkilerinde, 1968'den başlayarak, yeniden bir yakınlaşma oldu.
1970'lerde ve 1980'lerde Castro önderliğindeki Küba, başta Angola ve Etiyopya olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerindeki bağımsızlık hareketlerini destekledi. Güney Amerika devletleri ile olan ilişkilerini geliştirdi.
1976'da Devlet Başkanı, Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu Başkanlığı'na getirilen Castro ülkesi için çok şeyler başarmış bir devlet adamıdır. Castro'nun dilimize çevrilmiş birçok kitabı vardır. Bunların en ünlüsü Türkiye'de 1977'de basılan Castro'nun Tarihi Savunması'dır (La Historia Me Absoluerâ; 1953).okumayı bilmeyen çakma devrimcilere öneririm

diplomasi

alakalı biri
bir ülkenin başka ülkelerle ilişkilerinde, kendi konumunu korumaya ve iyileştirmeye çalışırken, öbür ülkelerle dostluğunu yürütebilme uğraşı ve sanatıdır. Diplomatların işi zorbalığa dayanan çözümleri önleyici, barışçı çözümler getirmeye çalışmaktır. Diplomasi, devletlerin varoluşu kadar eskidir. Bir ülkenin bir başka ülkede sürekli temsilci bulundurması 16. yüzyılda başladı. 14.-16. yüzyıllar arasında topraklarını genişletmek ve güçlerini artırmak için birbirleriyle sık sık savaşan ülkelerin kralları ya da imparatorlukları çıkarlarını korumak, özellikle de ticaretlerini kollamak için başka uluslarla çeşitli antlaşmalar yaptılar. Yöneticilerin bu antlaşmaları yapmak üzere öteki ülkelere gönderdikleri kişiler başka işlerle de uğraştılar ama asıl işleri diplomasiydi.

diplomasi tarihi

alakalı biri
Eskiçağlarda devletlerarası kimi konuların görüşülmesi için ülkeden ülkeye elçiler gönderilirdi. Bu elçilerin ayrıcalıkları vardı ve yaşamları güvence altında sayılırdı. Ortaçağda devlet başkanlarının aracıya gerek duymadan, mektupla ilişki kurduklar. O dönemin en örgütlü devleti olan Bizans'ın ise elçileri vardı. Bu elçiler göreve başlarken and içerlerdi. Örgütlü diplomasi ilk kez İtalya'da doğdu. Ortaçağda İtalya çok sayıda krallığa bölünmüştü. Venedik, Floransa, Cenova, Pisa (Piza), Roma ve Napoli gibi kentler bağımsız birer devlettiler. Çoğu zaman bu krallıklar ya birbirleriyle savaşıyor ya da aralarında çeşitli dostluk antlaşmaları yapıyorlardı. Bu yüzden diplomasiye gereksinim duyuluyordu. İtalyanların başka ülkelere gönderdikleri temsilcilere büyükelçi ya da elçi, bu kişilerin yabancı topraklarda oturdukları yerlere de elçilik deniyordu. Başlangıçta genellikle belli bir soruna çözüm bulmak üzere gönderilen elçiler, iş bitince ülkelerine geri dönüyorlardı. Bunların birçoğu casus gibi hareket ediyor ve kendi ülkelerine yarayacak değerli siyasal belgeleri çalmak, rüşvet vermek ve yalana başvurmaktan hiç de çekinmiyorlardı. hoş bugün de birçok büyükelçi için aynıdır.Floransalı bir diplomat olan Niccolo Machiavelli kendi deneyimlerinden yola çıkarak, döneminin diplomatik uygulamalarını 1513'te yazdığı Hükümdar (II Principe) adlı ilginç kitabında anlatmıştır .
Başka ülkelerde sürekli elçilikler kuran ilk ülkenin Venedik Cumhuriyeti olduğu söylenir. Oysa, daha eski tarihli bir kayıtta Milano dükünün Cenova'da sürekli bir elçi bulundurduğu belirtilmiştir. 16. yüzyıl süresince, bağımsız İtalyan devletlerinden birçoğunda iki özel hükümet görevi geliştirildi. Bunlardan ilki siyasal konularla ilgili diplomatik görevlerdi. Öbürü de ticareti denetleyerek ülke yöneticisine rapor hazırlayan danışmanlık göreviydi. Bu iki görevin gelişimi, devletler arasında daha yakın ilişkilerin kurulmasını sağladı. Bugünkü uluslararası hukukun temellerinin böylece atılmış olduğu da söylenebilir .
Eski Türk yazıtlarından ve Çin belgelerinden anlaşıldığına göre Türkler ile Çin İmparatorluğu arasında diplomatik ilişkiler vardı. Oğuz boylarının Mezopotamya'ya indikleri sırada Gazne Hükümdarı Mesut ile Selçuklu beylerinin görüşmeleri de diplomasi belgeleri arasında sayılır. Osmanlı Devleti güçlü olduğu dönemlerde sınırlardaki ve devletler arasındaki anlaşmazlıkları gidermek için elçi gönderirdi. 1454'te Venedik, 1530'da Avusturya, 1532'de Fransa, 1583'te İngiltere İstanbul'da sürekli elçilikler kurdular.

emily dickinson

alakalı biri
Kimi edebiyat eleştirmenlerine göre Yunan şairi Sappho' nun dışında hiçbir kadın ABD'li Emily Dickinson kadar güzel şiir yazamamıştır. Dickinson 1700'ü aşkın şiir yazdı, ne var ki, ölümünden önce bunların yalnızca yedi tanesi, o da izinsiz olarak yayımlanmıştı. Kapalı ve toplumdan uzak yaşamış bir şair,belki bu nedenle bu denli güzel yazabilmiştir ,kimbilir. Ailesiyle de sınırlı ilişkiler kuran Dickinson, yaşamının son 30 yılında evinin dışına pek çıkmadı.
Emily Dickinson Massachusetts'de, Amherst'de doğmuş. Avukat olan babası bir dönem kongre üyesi oldu. Öğrenimine Amherst' te başlayan Emily, daha sonra Amherst Akademisi'ne, ardından da yükseköğrenim için bir yıl Mount Holyoke'a gitti. Babasını görmek üzere Washington, D.C.'ye yaptığı yolculuk dışında Amhers'ten hiç ayrılmadı.
Gençliğinde canlı ve neşeli bir kişiliği olan Emily, 20 yaşlarında kendi dünyasına çekilerek tüm zamanını şiire verdi ve dostlarıyla sadece mektuplaşarak ilişki kurdu. Kimilerine göre onun kendisini çevresinden bu denli soyutlamasının nedeni, mutsuz bir aşk ilişkisiydi.
Emily Dickinson yazdığı şiirleri el yapımı kitapçıklarda topluyordu. Şiirde geleneksel kuralların dışına çıkarak, yeni biçimler ve koşuk teknikleri denedi. Tanrı, din, ölüm, ölümsüzlük ve sevdayı konu alan Dickinson Amerikan İç Savaşı sırasında dostlarını yitirmenin acısıyla son derece duyarlı, içe dönük ve gerilim yüklü şiirler yazdı. Şiirlerinde kullandığı imgeler ,yaratıcı bir düş gücüne sahip olduğunu gösteriyor.şiirlerinin çoğunu ,ölümünden sonra kız kardeşi yayınlamış.
Anlatmaktan Vazgeçenler Susarlar '' şirine bayılırım .

Anlatmayı beceremeyenler s u s a r l a r.
Anlatmaktan vazgeçenler s u s a r l a r....
Anlaşılmayacağına karar vermiş olanlar s u s a r l a r.
Diğerlerinden ümidi kesmiş olanlar s u s a r l a r.
Hata yapmaktan korkanlar s u s a r l a r.
Kendilerini açığa çıkarmaktan korkanlar s u s a r l a r.
Zannettikleri kişi olmadıkları,
zannettikleri dünyada yaşamadıkları gerçeğini
hazmedemeyecek kadar güçsüz olanlar s u s a r l a r.
Olaylar ve olgular dünyasıyla
baş edemeyenler s u s a r l a r.
Herşeyi gördüğünü,
tüm olasılıkları yaşadığını düşünenler s u s a r l a r.
Güçlü olarak görülmeye
ölesiye ihtiyaç duyacak kadar
güçsüz olanlar s u s a r l a r.

ŞŞŞşşşş! ... Sessizlik!

Sonsuza dek konuşabilecek olanlar
en çabuk susanlardır genelde.
Sonra kadınlar gelir ki
onlarda bu kategoridedirler çoğunlukla.
Sonra şairler...
En son ölüler susar!

Mail hatası

yıldız sözlük
az önce gönderilen ve sistemden kaynaklanan hata nedeni ile mailler gönderdiğimiz yazar maillerine gitmiştir. güven sözlükte bu mail adreslerini bu şekilde ulaşmış olabilir. yazarlarımıza mail gönderimi sürdürülmesi halinde güven sözlük hakkında yasal işlemler başlatılacaktır.
yıldız sözlük olarak yazarlarımızın anonimliğine gereken özeni gösteriyoruz ve göstereceğiz. oluşan sistem hatasından kaynaklanan bu durumun farklı yorumlanmamasını rica ederiz.

üniversite gençliği sınava hayır

alakalı biri
öğretmenler gününde yazarak senede bir günlerini mahvetmemek için bugün yazıyorum . öğrencilerine geçer not verecek hocalarla öğrencileri arasında samimi bir sevginin oluşmasını beklemek saçmalıktır .çözüm ' üniversite gençliği sınava hayır' protestoları başlatmak .meşaleyi sözlükte yakıyorum.
. oku onca sene üniversiteye gel ,yine sınav ,ille de sınav .sistem sıkıntı zaten .memlekette değiştirilmesi gereken onca şeyden biri sadece .öğrencinin başarısını belirlenmiş bir kaç soruyla ölçmek zaten facia bir fikir . proje ver ,uygulama ver ,rapor hazırlat gibi bir sürü başarı ölçer sistem dururken ezbercilikle işin içinden çık ,olacak şey mi? evet ,tembel hocalardan ,ezberci sistemde yetişmiş hocalardan ne beklersin.

öyle ecüşlüğe böyle de şarkı yapılmış

bu yüzyılın en büyük dolandırıcısı google'dır

alakalı biri
ne sansürcüler gördü bu dünya .sen gibisini görmemişti google. bir blog açtım , yazdığım konularda en kapsamlı bilgileri de versem google beni ilk sıralara çıkarmadığı için okuyanı yok ,mecbur ben de sözlükte ve yıldızca 'da yazıyorum ,okunsun diyerek .
google düşünce özgürlüğünü savunduğunu anlatsa da arama sonuçlarına saçma alagoritma yalanlarıyla müdahale ediyor .bunun son örneği trump karşıtı google 'da idiot yazdığınızda trump'ın fotoğraflarının çıkmasıdır .
google 'a reklam verdiğinizde bazı kelime tıklamaları 8 dolar olarak fiyatlandırılsa da ,yayımcıya 0.01 kuruş ödüyor .reklam verenden 8 dolar alıp ,aldığı reklamı yayınlayan siteye 0.01 kuruş ödemek düpedüz sahtekarlıktır .
arama sıralamalarına müdahale ediliyor olması ,ülke politikalarına ,seçimlere ,siyasete ,ekonomiye müdahale derken google dünya ülkeleri tarafından yasaklanmaya doğru gittiğini bilmeli ve kendisine çeki düzen vermeye başlamalıdır.ab 'nin google 'a kestiği ceza ülkemizde de uygulanmalıdır .internet reklamcılığında tekel ,yayımcı sitelere eksik tıklanma bildirimi ,ödenmesi gereken yayımcı payının olduğundan çok daha düşük gösterilmesi,istedikleri siteyi arama sonuçlarında ileriye çıkartmaları ve daha bir çok dolandırıcılığıyla google türkiye'de de ceza almalıdır .


google Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt , video da şakıyarak en ,en şirket oldukları yalanına insanları inandırmaya çalışırken .

büyük hadron çarpıştırıcısı

baymayanbayan
Büyük hadron çarpıştırıcısı, ingilizcesi ( lage hadron collider ) Atom altı parçacıkların çarpıştırılarak karanlık madde atom yapısı ışık hızı gibi yıllardır uğraşılan ve sonuçları hala pek bilinmeyen big bank yani büyük patlama sonrası dağılan anti madde ve bir sürü maddeyi bulup araştırabilmek için kurulmuştur.
İsviçre'de bulunan büyük hadron çarpıştırıcısı 27 km uzunlukta ve 10 bin civarında bilim adamının çalıştığı bir alandadır. Neredeyse ışık hızında çarpıştırılan atom altı parçacıklarından hala elle tutulur bir sonuç bulunmadı ama bir ara kara delik oluşucak yok dünya yok olucak gibi haberler çıkmıştı. Evet kara delikler oluştu ama mikroskobik boyutlarda kara delikler oluşup saliseler içerisinde kaybolmaktaydı.

ara kafe

eboue
Sahibi fotoğraf sanatçısı ara güler olan, istiklal caddesi üzerinde ve Galatasaray lisesinin karşısında bulunan fiyatı uygun olup taksimde gidilebilecek en güzel kafedir. Ayrıca kış çayı da tavsiyemdir.

yıldız sözlük'te uygulanan sansür

alfa
azalarak çoğalalım öyleyse .sözlük experliği yapmaksa konu , 1999 'lu ekşi ile 2017'li yıldız'ı kıyaslamamak gerekir .yeni sözlük,zamanla yolunu bulacaktır .
sansür diyerek sözlüğü bitirdiğini sanan yazar arkadaşa , yeniden girdiği entrynin silinmemesi yeterli cevap olacaktır.
bir yıl sonra yıldız sözlük; 2 binin üstünde yazara ,12 bin başlığa ,50 bin girdiye,günlük 15 bin okuyucuya ulaşmış .daha iyi olacaktır .
kasmaya gerek yok ,dileyen istediğini yazar ,dilemeyen boş tespitlerle dikkat çekmeye çalışır .bir yaşında sözlüğe yüklenerek kendinizi fazla zorlamayın ,üstte yazara 1999'lu sözlükte ''iyi sözlükler '' diliyorum .

astroloji

alakalı biri
bir tür falcılık içerir.burada diğer falcılıklardan farklı olarak telveye,suya,çaya değilde gök cisimlerine bakılarak falcılık yapılır.
falcılık olarak yorumlanmasına karşı çıkan astrologların astroloji tarihi hakkında çok bilgileri yoktur.
kısa bir derleme yaparak meraklılarına astroloji nedir ,ne demektir yazayım .
yıldızların ve gezegenlerin in­san yaşamı üzerindeki etkilerinin incelenme­sidir. Astrologlar, gökcisimlerinin hareketle­rini gözlemleyip gökyüzü haritaları çıkararak gelecekteki olayları önceden haber verebile­ceklerini öne sürerler. Ama bu savlarını destekleyecek hiçbir bilimsel kanıt olmadığı için, astroloji çoğu kez "sahte bir bilim'' olarak nitelenir. Yüzyıllar önce astroloji ile astronomi birbirine sıkı sıkıya bağlıydı ve eski toplumlar için aynı anlamı taşırdı. Oysa bu­gün ikisinin alanları tümüyle farklıdır ve aralarında hiçbir bağlantı kalmamıştır.
Astrologlar, yıldızların konumuna ve hare­ketine bakarak bir insanın yaşamındaki olay­ları önceden haber verebilmek için "horoskop" denen bir gök haritası çizerler. O kişinin doğduğu anda gökcisimlerinin nerede bulun­duğu bu haritanın üzerinde işaretlenir. Sonra harita, yılın 12 ayını simgeleyen ve "ev" denen 12 eşit bölüme ayrılır. Yıldızlar da 12 takımyıldız halinde gruplanır ve her eve bir takım yıldız yerleştirilir. Bu takımyıldızların adı burçlar kuşağındaki 12 burcun adıyla aynıdır. Astrolog, Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin bu gökyüzü evlerine ve burçlara (takımyıldızlara) göre konumunu inceleyerek geleceğe ilişkin yo­rumlar yapar.
Bugünün astrologları, Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin bir insanın yaşamı üzerindeki etkilerini inceleyerek o kişinin karakterini ve geleceğini söyleyebileceklerini öne sürerler. Bir insan doğduğu anda bir gezegen kendi "evinde" ise etkisinin güçlü ve olumlu olaca­ğına, eğer kendi "evinden'" uzakta ise etkisi­nin zayıf, belki de olumsuz olacağına inanılır Bazı dergi ve gazetelerde yayımlanan yıldız falları da, aynı burçta doğan herkese uygun düşecek çok genel ve belirsiz "kehanetlerde" bulunur.
İlk insanlar gökyüzünü, gündüz Güneş, n, gece Ay ve yıldızların aydınlattığı büyük lir kubbe gibi görürlerdi. Bu ışık kaynaklan konusunda bilgileri yoktu ama, ekinle» un büyümesini sağlayan güneş ışığı ile yağmurun gökyüzünden geldiğini biliyorlardı. Bu yüz­den gökcisimlerine birer tanrı gibi tapnaya başladılar. Bu tanrıları nasıl memnun ede ek­lerini önceden kestirebilmek için de bütün dikkatleriyle gökyüzünü incelemeye koyul­dular.
Eskiçağlarda din adamlarının görevlerin­den biri de Güneş'i, Ay'ı, yıldızları ve geze­genleri izlemekti. Bu gözlemlerin astronomi­ye gerçekten büyük katkısı oldu. İÖ 6. yüzyılda Babilliler gezegenlerin gökyüzünde­ki hareketini gösteren haritalar yaptılar. Böy­lece Güneş ve Ay tutulmasının ne zaman olacağını önceden kestirebiliyorlardı. Bu tah­minlerinde yanılmadıklarını gören din adam­ları yalnız gökyüzü olaylarını değil salgın hastalıkları, savaşları ya da ordularının kaza­nacağı zaferleri de önceden görebileceklerine inandılar. Bu tahminlerin gerçek bir dayanağı yoktu, ama gene de gelecekten haber verdiği­ni öne süren astronomlar ya da din adamları artık "müneccim" ya da "astrolog" olarak önemsenmeye başlamıştı.
Astroloji Babil'den Eski Yunanistan'a, Mı­sır'a ve Hindistan'a geçerek bütün Asya ve Avrupa'ya yayıldı. İS 1066'da gökyüzünde parlak bir kuyrukluyıldız görünmüş ve bu alışılmadık olay insanları çok korkutmuştu. Müneccimler çok önemli olayların yaşanacağını, bu arada bir kralın öleceğini haber ver­diler. Gerçekten birkaç ay sonra İngiltere Kralı Harold, Hastings Savaşı'nda öldürül­dü. Birçok kişi bu olayı kuyruklu yıldızın gö­rünmesine bağladı. Ama sonradan, bugün Halley adıyla bildiğimiz bu kuyruklu yıldızın her 76 yılda bir Dünya çevresindeki yörünge­sinden kimseye zarar vermeksizin geçtiği anlaşıldı.
Astrologlar önceleri yalnız kendi ülkeleri ya da hükümdarları için önemli olan olayları haber veriyorlardı. Yaklaşık 300 yıl öncesine kadar hemen her hükümdarın biı 'saray müneccimi" vardı. Eskiçağlardaki ünlü astro­nomi bilginlerinden bazıları da astrolojiyle uğraşıyordu. Örneğin İÖ 2. yüzyılda Mısır'da yaşamış olan Eski Yunanlı astronomi bilgini Batlamyus (Ptolemaios) aynı zamanda bir astrologdu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Danimar­kalı astronomi bilgini Tycho Brahe astroloji dersleri verdi, Johannes Kepler ise Avusturya imparatorunun sarayında müneccimlik yaptı .kısa bir tarih araştırması astrolojinin insanların geleceği bilme meraklarıyla gelişen ve bugün bazı üniversitelerde ders olarak okutulan bir bilim dalı olana kadar insanlığın , astroloji serüvenininin hala sürdüğünü gösteriyor.

bodrum

alakalı biri
yaz tatillerinde rehberlik yaparak öğrenciliği tamamladığım bodrum'un , ben de yeri çok ayrıdır .bodrum aşklarımı ,rehberlik ettiğim kafilelerle anılarımı hayatım boyunca unutamam. anılarımı başka girdiye bırakarak bodrum tarihini yazarak , rehberliğimle okuyanlara bodrum'u yaşatmaya çalışacağım .
Rodos Şövalyeleri'nden kalma görkemli kalesinde Türkiye'nin ilk sualtı arkeoloji müzesi bulunan ünlü bir turizm kenti­dir. Bilinen en eski adı Halikarnas'tır (Halikarnassos). Halikarnas eskiçağlarda, günü­müzdeki Muğla ilinin tümü ile Aydın ilinin bir bölümünü kapsayan Karya ülkesinin bir ken­tiydi. Bu ülkede Homeros destanlarına göre Karyalılar ve Lelegler adı ile anılan halklar yaşardı. Karyalılar 10 yıl süren Trva Savaşı'na Truvalılar'ın yanında katıldılar.
Halikarnas doğumlu ünlü tarihçi Herodot'a göre kent Dor göçmenlerince İÖ 7. yüzyılda yeniden kurulmuştur. Anadolu'yu istila eden Persler'in İÖ 546'da Karya yöresine de ege­men olmaları ile Halikarnas, Persler'e bağlı yerli prensler tarafından yönetildi. Kral Mau-solos zamanında Karya'nın başkenti oldu. Bir süre sonra Büyük İskender'in orduları tara­fından ele geçirilerek yakılıp yıkıldı. Sırasıyla Mısır'ın, Roma'nın, Rodoslu denizcilerin, Pontos Krallığı'nın ve Bizans'ın egemenliği altında kaldıktan sonra 13. yüzyılın ikinci yarısında Menteşeoğullan Beyliği'nin ege­menliğine giren Halikarnas, 15. yüzyılın başlarında Rodos Şövalyeleri'nin eline geçti. 1522'deki Rodos Seferiyle, Kanuni Sul­tan Süleyman zamanında Osmanlı toprakları­na katıldı.
Bodrum'daki başlıca yapıtlar Mausolos'un anıt mezarı, Roma çağı tiyatrosu ve Bodrum Kalesi'dir. Eskiçağda Dünyanın Yedi Harika­sından biri olarak tanımlanan Mausoleion, ölen Kral Mausolos için karısı Artemisia tarafından yaptırıldı. Yüksek bir kaide üze­rinde duran 36 sütunla çevrili İyon üslubunda bir çeşit tapınak bölümü; onun üstüne yapıl­mış 24 basamaklı bir piramit ve en tepede yer alan, mermerden yontulmuş dört atlı bir arabada Mausolos ve Artemisia'nın mermer heykellerinden oluşan bu görkemli yapıt 42 metre yüksekliğindeydi. Anıtmezar karşılığı olarak kullanılan "mozole" sözcüğü Mausoleion'dan gelir.
Mausoleion mermerden yapılma bir duvar­la çevriliydi. Bu duvarın birçok bölümü son yıllarda yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Duvarın uzunluğu kuzeyde 242 metre, doğu­da ise 105 metreye yakındır.
Mausoleion'un günümüzde yalnız temelleri kalmıştır. Büyük İskender'in bile yakılıp yı­kılmasına izin vermediği ve yüzyıllar boyunca ayakta kalan bu görkemli yapı, zaman zaman depremlerde yıkılmış ve ortaçağda mermerle­ri Rodos Şövalyeleri'nce Bodrum Kalesi'nin yapımında kullanılmıştır. 18. yüzyılın ortala­rında kale duvarında bulunan ve Amazon-lar'la yapılan bir çarpışmayı canlandıran ka­bartma ile kazılar sonunda ortaya çıkarılan kabartmalar ve Mausolos ile karısı Artemisia' nın heykelleri, padişahın izniyle İngiltere'ye götürüldü. Bunlar British Museum'da sergi­lenmektedir. Son yıllarda yapılan kazılarda bulunan iki kabartma parça Bodrum Müzesi'ndedir.
Kentin üst kesiminden geçen karayolunun yanındaki küçük ama güzel Roma çağı tiyat­rosu büyük ölçüde onarılmıştır. Rodos Şö­valyeleri'nin yaptırdığı ve Anadolu'daki orta­çağdan kalma en sağlam yapılardan biri olan kalenin yüksek burçlarından denizin ve ken­tin benzersiz bir görünümüyle karşılaşılır.
15. yüzyılın başında yapımına başlanan kalede savunmayı güçlendirmek için değişik tarihlerde İngiliz Kulesi, Fransız Kulesi, İtalyan Kulesi, Alman Kulesi, İspanyol Kulesi adı verilen yeni kuleler yapılmıştır. Aziz Petrus adına kurulan kale iki koyun ortasın­da, bir zamanlar ada olan, daha sonra kara ile arası doldurulan Zephyria kayalığının üzerin­dedir. Kaleye Aziz Petrus'tan ötürü "Petrus' un Adası" anlamına gelen Petronium adı ve­rilmiş; bu da zamanla değişikliğe uğrayarak Bodrum'a dönüşmüştür.
İç içe üç surdan ve beş kuleden oluşan kale Bodrum'un her yerinden görülür. Günümüz­de müze olarak kullanılmaktadır. Müzede sualtı buluntularının yanı sıra Bodrum çevre­sinde çıkarılan toprakaltı buluntulan da yer almaktadır. Ortakent'te (Müsgebi) gün ışığı­na çıkanlan, İÖ 14.-12. yüzyıllara tarihlenen Miken çağı vazolan kalenin içindeki Gotik kilisede sergilenir. Bunlar Yunanistan'dakiler dışında en değerli Miken yapıdandır. Aynı bölümde Bodrum yöresindeki Gökçebel'de (Dirmil) ortaya çıkanlan ve Anadolu'da bili­nen en eski Dor yerleşmesine ait İÖ 9. ve 8. yüzyıla tarihlenen vazolar ile İÖ 9. yüzyıldan kalma ve pişmiş topraktan yapılmış bir lahit bulunmaktadır. Denizaltından çıkanlan de­ğerli ve eşsiz yapıtlann sergilendiği bölümler müzenin en ilginç yerleridir. Eskiden sünger­ciler ve balıkçılann ağlanna takılan amfora denen testiler, evde sulan serin tutmak için kullanılır ya da satılırdı. Bodrum Kalesi' nin içinde aynca Sualtı Arkeoloji Müzesi yer alır. Burada Tunç Çağı'na ait bir batıktan çıkarılan tunç külçe ve avadanlıklar sergile­niyor.
Maviliklerin gizinden gün ışığına çıkarılan en son hazine ise 935 yıl önce battığı saptanan bir Fatımi gemisidir. Bu gemiden çok çeşitli ve değerli eşya elde edilmiştir. Beş yıldır süren bilimsel sualtı kazıları sonunda gemi de çıkarılmıştır. Bodrum Müzesi'ndeki cam eşyalar dünyadaki dört büyük cam koleksiyonundan biridir. Kalenin girişindeki top kor gani sürekli sergilerin açıldığı sanat galerisine dönüştürülmüştür. Bodrum Kalesi ve müzesi, kente tatil için gelenlerin ilgiyle gezdikleri bir tarih hazinesidir.
Bodrum 1960 öncesine kadar küçük bir balıkçı ve süngerci limanıydı. Halikarnas Balıkçısı'nın Sabahattin Eyuboğlu ve Azra Erhat gibi sanatçı dostlarıyla düzenlediği "Mavi Yolculuk"larla Bodrum ve yöresi ünlendi ve çok ilgi çeken bir tatil kenti durumuna geldi.

ytü'lü olmak

allora
"Pişmanlık ama aynı zamanda ayrıcalıktır."
Dünyanın en saçma sapan çıldırtan, sabretmeyi öğreten ders seçme sistemine 'Usis'e (bkz:usis)sahip okul.
Hiç bir zaman ilk gün ders alamadığım okul.
Önceliğin üst sınıflara sağlandığı, 4. sınıf olduğumda dahi son gün ders aldığım lanet olası sistem.
Övündüğüm iki şeyden birisi bizim 'usis'imiz var. Diğeri banka kart özelliğine sahip giriş kartıydı. Eskiler bilir.
Bir daha görmek istemediğim okul. İş yüzünden diploma almaya gitmek zorunda bırakıldığım okul.
Ama piyasada namı iyidir, problem sistem.

yüz yıl içinde toplumun hali

kuaterik
Büyük çoğunluk şu kümeler içinde toplanacaktır
1) Sistemciler
Sistemi yürüten ve parçalanmaması için çalışan bireyler. Bu insanların eylemlerden önce oluşturdukları işleyiş şöyledir.
-Duygu hissedilir
a) kötü hissettiriyor. Öyleyse eylemi durdur!
b) iyi hissettiriyor. Öyleyse eylemi devam ettir.
Daha komplike durumlar olabilir. Örnek olarak yemek yerken(yemek yemek iyi hissettirdiği için devam etmesi gerekirken) aç birinin ona baktığını gören kişi yemeğini onunla paylaşır ve yemeğini yemekten mahrum kalır. Empati kurar, vicdan azabının kötü hissettirmesi>doymamanın kötü hissettirmesi olduğundan üstteki işlemleri gerçekleştirir, tutarlıdır.
Özellikleri: Çalışkan, pragmatist, aptal, çoğunlukla sakin ve mutlu, hareketleri tahmin edilebilir ve etkilerle kontrol edilmeye açık, koruyucu, empati kurabilen. Olayların az farkında. Kendisi riske atma ihtimali az
2) Deliler
Tek tahmin edilebilir olayları tahmin edinilebilir eylemleri harekete geçirmeyecek olan bireylerdir. Bazı türleri çok kısıtlı hareketler yaparlar. Bir döngü halinde yaşarlar aşağıdaki eylem o türü kapsamamaktadır. Hareketleri bazen duygularla yönlendirilir bazen fikirlerle. Davranış işleyişi sistemcilere göre daha karmaşık olduğundan öngörmek mümkün değildir. Biyolojik açıdan bu safhaya geçmeleri zor olduğu için elbet çocukluk dönemleri sıkıntılı geçmeli ya da herhangi bir zamanda travma yaşamış olmaları gerekir. Eylem şöyle tanımlanır
-Olay fark edildi/tanındı/yaşandı.
a) Duygu temelli hareket olacaksa eylem sonradan saçma ya da mantıklı fikirlerle desteklenir.
b) Fikir temelli ise, fikirlerinden döndürmeniz ihtimali yoktur. Kendi içinde tutarlı yapı oluşturmuşlardır çoktan. Fikir önceki edindikleri deneyim ya da başkaların deneyimlerinin birleşimidir.
Özellikleri: Israrcı, dogmatik, huzursuz, orta/yüksek zekalı. Olayların orta farkında, kendini riske atma ihtimali orta veya yüksek
3) Yalancılar
Diğer kitleler tarafından fark edilemezler tek amaçları bireysel çıkardır. Aileden yetişmeye başlarlar sonradan bu kümeye düşme ihtimali azdır çünkü tüm özellikleri bir arada kullanmak için (tıpkı dil öğrenmek gibi) çocukluktan bilinçaltlarına işlenmiş olmaları gerekir. Düşünemedikleri olay da tek budur çünkü görmek onlar için zordur, güven ve aidiyet duygusuna tutunur bu fikir. Eylem tanımı
-Olay yaşandı
a) fikir temellidir. Geçmiş tecrübelerden yararlanılır.
Özellikleri: İnsan kullanmaya meyilli, içten pazarlıklı, bencil, ikiyüzlü, zeki. Olayların çok farkında, kendini riske atma ihtimali çok az.

Bireyler bu kümelerin karışımı şeklinde de görülebilir.

Kümelerin eleman sayısı sıralaması
Sistemciler>Deliler>Yalancılar

Korkmayın ve aklınıza birini getirin. Üç kümeden birinin baskın olduğunu görürsünüz. Kendi adıma konuşursam sistemci olamam . Bir sistemcinin gözlemleyemediği şeyi yazdığımı varsayıyorum ve bu varsayımlarım kendinden emin şekilde yazıldı ki bu da delilerin özellikleriyle tutarlı. Tutarlı bir sistem olması için ben yalancıyım da diyemediğime göre kişiliğimin büyük çoğunluğu delilikte.

abartılı maaş alan meslekler

fadiyez
danışmanların maaşı daha fazla .bırakın cumhurbaşkanı danışman maaşını ,bakan ,milletvekili ve hatta belediye başkanı danışmanı olun .oturduğunuz yerden, bu böyle olsa şeklinde bir yazı döşeyin alın binlerce doları .
en son jölelinin maaşı 50 bin dolar falan dediydiler .

duyuru

alfa
sözlükle maceram devam ediyor . eğitimimle birlikte yıldız sözlük adminliğini sürdürmeye gayret göstereceğim .bütün yazar ve okuyuculara yeniden merhaba .

kur'an-ı kerim

alfa
Kuran özgürlüğü tarif eder.senin dinin sana benim dinim bana, senin inancın sana benim inancım bana ,sen benim taptığıma tapacak değilsin , bende senin taptığına tapacak değilim .(bkz:kafirun suresi )
Şems' e gelen bir ateist ona ; ya inandığın din doğru değilse dediğinde şems'in verdiği cevap bu başlık için yeterli bence :senin dedigin gibiyse ben inancımı yaşamakla kalırım ama benim dediğim gibiyse iste o zaman ben cennete sense cehenneme gidersin .
Bilim hala tanrı parçacığını araya dursun ;inanan , koşulsuz iman edenler için inanç kalplerindedir ve sorgulamak gereksizdir .

başörtüsü takıp üniversiteye gitmek

SabutayTürk
arabistan örneğinden yola çıkarak islam'ı yorumlayacaksak tartışmanın başında hatalı bir yol seçmiş oluruz, tartışma bütünüyle yanlış devam eder. mekke arabistan'da, peygambere vahiy inen yerler arabistan'da diye islam'ın merkezi, doğru uygulandığı yer orası olmuyor. aksine, dünyadaki müslümanların çoğunun da bildiği gibi oradaki aile ve devlet islam düşmanıdır, sizin yaptığınız gibi bu tarz argümanlara sebep olmak için varlar. neyse, islam'ı eleştirmek için izlenen yöntem baştan yanlış olduğu için tartışmaya girmeye gerek yok, yukarıda yazdığım her şey de kişilere yönelttiğim eleştiri ve cevaplardır.



bir şeyi nereden öğrenmek istiyorsanız oradan öğrenirsiniz, google bir kaynaktır, kitaplar bir kaynaktır, kişiler bir kaynaktır. din her yerden öğrenilebilir, eğer google'dan değil de kitaplardan öğrenmek istiyorsan başta büyük bir yanlışa düşersin. açalım hemen bir hadis kitabı ve okuyalım. birçoğumuz o kitabı yazanın seviyesinde değiliz, belki kullandığı bazı sözcüklerin anlamını bilmiyoruz, belki kavramları bilmiyoruz, belki olayları bilmiyoruz. eğer ciddi bir araştırmak yapmak istiyorsan bu yıllarını alır, kim verir yıllarını bu işe? bunu iş ve aşk olarak yapanlar, tartışmak için yapanlar değil. mesela örnek verelim, programlama öğrenmek istiyorsun ve bir yerden başlıyorsun. şimdi default olarak sahip olduğun özellikler şunlar: okuma, yazma, görme, mantık kurabilme, anlayabilme... ama görülüyor ki algoritma bilmiyorsun, yıllarca emek verilmeyle oluşturulan algoritmaları da kendi başına yazamayacağına göre, yazabilirsen zaten bir şey demiyorum, verimsiz bir iş çıkarmış oluyorsun, istenileni tam olarak yapamıyorsun. işte burada olduğu gibi olaya ortasından giriş yapmak hem kişiyi yorar hem de verimsiz araştırma ortaya çıkarır. insanların meslek ve aşk olarak sürdürdüğü şeyleri küçük tartışmalara cevap verebilmek için yapabileceğini zannetmek ahmaklıktır.

değnekçilik

dizincibaşı
bar yakını ara sokaklarda sıklıkla karşılaşabileceğiniz tiplerdir.yeni yasalara göre sizden zorlayarak para almaları gasp suçuna sokulduğu için ağız değiştirerek daha bir kibarlaşmış meslek koludur .değişen ağızdan sonra ,para vermenize ikna etmek için klasik ama farklı bir yönteme geçiş yapmışlardır .
''abi biz arabanı koruyoruz .itsizi ,uğursuzu var abi .çizip bırakırlarsa boya masrafı çıkar ,yırtarsın da ,arabanı uçururlar abi ,bulamazsın .biz arabanı koruyoruz hem de sadece 25 tl 'ye ''
(bkz:istersen ödemezsin abi)

değnekçilik

george costanza
keşke mühendis olacağıma değnekçi olsaydım lan.



artıları:

dolgun ücret

esnek mesai saatleri

tipinizin yamuk olması sebebiyle insanların sizden çekinmesi



eksileri:

sıcakta güneşin, soğukta yağmurun karın altında çalışmak

diğer otopark mafyalarının götünüzü kesme riski

mesleki dezenformasyondan orospu çocuğu olmak

türkiye'nin yeni sözlük konsepti

alfa
yıldız sözlük ,türkiye'nin sözlüğü olmak için farklı bir konsepte geçiyor.
türkiye ve dünyada bir ilk olacak yeni sözlük konseptini yazar görüşüne açıyorum .yazar görüşlerine göre konsept son halini alacak .

yeni konsept ,sözlük yazarlarının profil sayfalarından ulaşabildikleri bir tür sosyal medya sitesiyle sözlük yazarlarına daha fazla alan kazandıracak .profil sayfanızı düzenleyebilecek ,blog yazılar paylaşabilecek ,grup kurabilecek ,fotoğraf ,video depolayabileceksiniz.bir ,iki extra netleştiğinde onları da yazacağım .yazarlar burada sözlük formatından farklı olarak ,formata bağlı olmadan kendilerine ait olan bir alanda istedikleri gibi paylaşım yapabilecek ,arkadaş gruplarıyla etkileşime geçebilecek ,ister anonim isterlerse açık profil düzenleyebilecekler.
sözlük teması ,formata ek olarak ,temaya ek olarak düzenleniyor.sözlük artı sosyal medya birarada olacak .
ekran görüntüleri yeni eklenecek sosyal kısımla ilgili ;

(resim
(resim
(resim
(resim
(resim
(resim

cinselliğin artık sanalda yaşanıyor olduğu gerçeği

alfa
Bu gün çoğu kimsenin farketmediği fakat yükselişe geçen sanal sex endüstrisinin, toplumsal düzene olacak olan zararlarına karşı; devletler,
üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarınca ve hatta BM düzeyinde önlem alınması önemlidir,ilerleyen zamanlarda daha vahim sonuçlardan dünya toplumlarını koruyacaktır.

Camgirl kızları ve sanal sex ile ilgili incelemeyi yıldızca'dan okuyabilirsiniz.


https://yildizca.yildizsozluk.net/romanyanin-webcam-kizlari-cinsellik-artik-sanalda-yasaniyor/

cinselliğin artık sanalda yaşanıyor olduğu gerçeği

attila
Kişinin otokontrol mekanizmalarından sıyrılarak normal hayatta yaşayamadığı fantaziyi otokontrol mekanizmalarından sıyrıldığı için sanal ortamda rahatça yaşabiliyor. Bu durum kişideki doyum noktalarının kaymasına sebebiyet vererek fetişizmi tetikliyor. Sanal ortamda gerçek kimliğinden sıyrılıp istediği kimliğe bürünebilen insanlar kimliksizleşmenin getirdiği sorumsuzlukla hiç bir kaygı gütmeden hedonizmi doyasıya yaşıyor. Bir çok kişi aradığı don juanı ya da hayallerini süsleyen kadını burada bulabileceğini düşünüyor. Tüm bunlar sanal ortamı cazip kılıyor...

bedelsiz askerlik

posseiddon
sürekli bedelli askerlik deniyor .bu başlıkta bedelli olsun olmasın konusu değil ,bedelsiz askerliK tartışılsın .

askere gitmekten kaçınan insanların birçoğu zaten geçim sıkıntısı nedeniyle ailesinin ,anne babasının varsa eşi çocuklarının geçimini sağlayabilmek için gitmiyor .Burada belli bir ihtiyaç var ,bayramdan sonra tsk ile konuyu konuşacağız diyen cumhurbaşkanının ,bu konuyu da dikkate alması fakir fukarayı sevindirecektir.
ZATEN EKONOMİK ZORLUK YAŞADIĞI İÇİN ASKERE GİTMEYEN YÜZBİNLERCE insanın astronomik bir bedel çıkarılması durumunda ya bankalara ya da tefecilere peşkeş çekilmesi adaletli bir karar olmayacaktır .bu konu gerçekten çözülmek isteniyorsa herhangi bir bedel alınmadan topyekün bir af kararı yerinde olacaktır ve de zenginin çocuğu askere gitmiyor denmesinin de önüne geçilmiş olacaktır.
toplumsal ,ekonomik eşitsizliği gözönünde bulundurmak gerek diye düşünüyorum .
adım adım profesyonel askerliğe geçiliyor olması ,gelişmiş ülkelerin yıllardır yapmakta oldukları birşey .türkiye'nin de PROFESYONEL ASKERLİĞE GEÇİYOR OLMASIYLA askerliğin zorunlu değil isteğe bağlı yapılması yerinde olacaktır.

sözlüğün yeni rotası

posseiddon
üniversite sözlüğü olarak yola çıkan ve sonra yola üniversitesiz devam eden bir instela var ,bir uludağ var .yıldız sözlük'ün de kabuğunu kırma zamanı gelmişti.kararı alanları kutluyorum .bu vizyona sahip adamlar sözlüğü ilerletecektir diye düşünüyorum .

sözlüğün yeni rotası

alfa
sözlük'le ilgili yönetimin talebiyle yapılan toplantıda alınan kararları , yazar görüşüne açıyorum .

11.06.2018

a- yönetim ; üniversite genel sekreteri ile direk ,iletişim koordinatörü bekir beyle telefon üzerinden görüşerek ,sözlüğün mülkiyet haklarını bedelsiz olarak okula devretmeyi önermiştir .şirketimizin devir için öne sürdüğü tek şart ,sözlüğün yayına devam ettirilmesidir.genel sekreter devri önce kabul etmiş ,sözlüğün devamı şartı konuşulduğunda ise konuyu iletişim koordinatörüne yönlendirmiştir. bekir bey ile konu, telefon üzerinden konuşulmuştur . bekir bey konu hakkında gerekli görüşmeleri yaparak döneceğini söylemesine rağmen ,toplantının yapıldığı ana kadar ,geri dönüş yapmamıştır.

b- şirketimiz ,sözlüğü sosyal sorumluluk projesi olarak ele almış ve herhangi bir pazarlama çalışması yapmamıştır.

c-okul yöneticilerinin , sözlüğün mülkiyet haklarını almak konusunda isteksiz tutumları nedeniyle sözlükle ilgili yeni kararlar alınmıştır.

1-Yıldız sözlük ;bundan böyle ,1no medya yazılım Aş tarafından sürdürülen bir ticari proje olacaktır.

2- Yıldız Sözlük ,üniversiteden bağımsız bir projedir.

3- Sözlük ,üniversitenin sözlüğü olarak anılmayacaktır .

4- Sözlük yazarları her kesimden ve her görüşten olabilir .

5- Yıldız Sözlük profesyonel olarak yönetilecek olup ,işleyiş ve formatta bilinen sözlükler örnek alınacaktır.

6- Yıldız Sözlük ,yönetimsel olarak yazar görüşlerine açık fakat bilinen sözlüklerle aynı şablonda değerlendirilecektir.

7- Yıldız sözlük ;az yazarlı ve az yazılan butik bir üniversite sözlüğü olmaktan çıkaracak reklam ve pr çalışmaları yapılacaktır.


toplantıda sözlüğün devamı da konuşuldu. alınan kararları yazar görüşüne açarak sözlüğün yeni rotasını duyurmuş olayım .

düz dünya tartışmalarına nokta koyan adam

alfa
dünya düzdür ,nasa yalan söylüyor diye orada burada söylenen düz dünyacılardan mike hughes , evinin bahçesinde yaptığı mini roketle uzaya doğru uçmuş .uzaya dediysem adam bildiğin çölün ortasına düşmüş .emekli limuzin şöförü adamın roketi nasıl yaptığını merak etsem de adamı takdir ettim.



doların iç piyasada yasaklanması gerekliliği

posseiddon
''dolarla bize saldırıyorlar'' diyen cumhurbaşkanımıza bir danışmanlık hizmeti benden olsun.öyle başdanışman maaşı olarak ta binlerce dolar isteyecek değilim ama şunu ekleyeyim o danışmanların sana bu fikri vermezler ;

iç piyasada yastıkaltı tutulan doların miktarı tahminen 200 milyar dolar .
şirketler ve kurumlar da ise yine tahminen 400 milyar dolar .dolarla iç piyasada yapılan işlem tutarı tekrar yapılan işlemlerle 1.5 trilyon dolar .
http://www.hurriyet.com.tr/1-5-trilyon-dolar-turkiyeyi-yonetir-mi-136624


''dış işlemlemlerde doların kullanılması serbest piyasa için gereklilik '' hoş ben öyle düşünmüyorum ama öyle kabul edelim .dış işlemler için bir veya birkaç banka yetkilendirilir ,merkez bankasıyla birlikte dış işlemlerde doları akıllıca yönetirler.

iç piyasada doların kullanılıp kullanılmaması piyasaları etkilemeyecektir ;üç beş borazancıbaşı, borozana başlasa ne olur.

sıkı dur o zaman ;

kısa bir süre ,6 ay gibi bir süre verilerek doların iç piyasada tutulması ,kullanımı ,dolaşımı ve ticareti yasaklansa ne olur ?

olacak olan şu ; 200 milyar dolar yastık altından,400 milyar kamu ve şirket hesaplarından ; kanunla öngörülen bankaya götürülürek türk lirasına çevrilir.
merkez bankası min .600 milyar dolar karşılığı türk lirası basar .basılan para karşılıksız olmayacağı için enflasyon etkisi olmaz .

sonuç mu ?

piyasalar taze ve nakit parayla coşar
türkiye bir çırpıda 600 milyar dolar zenginleşir
borç sarmalı biter
doların tl karşısında ne kadar eriyebileceği ise hayal gücünüze kalmış.

bak bir çocuğun anlayacağı kadar sade anlattım ,ekonomi kurmayların bile anlayacaktır yani

fakat senin o danışmanların için birşey demeyeceğim .

yıldız sözlük ekonomiye yön veriyor arkadaşlar ,diğer sanal sözlükler gibi boş peleş paylaşım yerine az ve öz ,anlayana sivri sinekle sazın dostluğunu hatırlatmaya gerek var mı ?

eklemekte fayda var ;türkiye bunu yapar da başarılı olursa , peşinden en az 15 ülke aynısını yapacaktır.gerisi mi ,onu da trump düşünsün


edit:sen önce ekonomiyi öğren derler adama .yastık altında ve şirket kasasında kullanılmayan doların değerlendirilmesinden bahsediyorum ve bu miktar yıllar içinde tasarruf edildiği sanılarak dış ticaret açığına artı etki yapmış .bu miktar piyasaya kazandırılırsa döviz arzı artacaktır.dış ticaret açığımızı sıfırlayacak ve kısa dönemde artıya geçirecektir.600 milyar diyorum bak ,dolar diyorum
(bkz:y ve x saçmalığı)
arz artarsa döviz düşecek ve aşağıda ki yazar zarar edecektir.
öyle sanıyorum ki tasarruflarını dolara bağlamış .

eurovision 2018

alfa
bu yıl Portekiz, Lizbon'da düzenlenen 2018 Eurovision Şarkı Yarışması Büyük Finaline 26 ülke katıldı.
yarışma programına göre sahne sırasına göre ülkeler
01. Ukrayna
02. İspanya
03. Slovenya
04. Litvanya
05. Avusturya
06. Estonya
07. Norveç
08. Portekiz
- mola
09. İngiltere
10. Sırbistan
11. Almanya
12. Arnavutluk
13. Fransa
14. Çek Cumhuriyeti
15. Danimarka
16. Avustralya
- mola
17. Finlandiya
18. Bulgaristan
19. Moldova
20. İsveç
21. Macaristan
22. İsrail
23. Hollanda
24. İrlanda
25. Kıbrıs
26. İtalya

seçimin 2. turunda yarışacak adaylar

alfa
akp 'nin kurulduğu günden beri en zorlanacağı seçimin arefesindeyiz.ekonomik veriler creme de la creme açısından harika olabilir ama mahalle esnafı ,taksici gibi küçük esnaflardan bu kadar dert dinlediğim hiç olmamıştı .hepsinin ortak söylediği şu '' bu seçimlerde bir şeylerin değişmesi gerektiği '' hatta bazıları daha ileriye giderek '' kesin değişir'' demekteler. akp yönetimi bu döngüyü emekliye 2 maaşla atlatabileceğini düşünmesi halkın nabızını tutamadığı anlamına gelir .ekonomide gerileme erken seçim kararı aldıracak kadar kötü. akp kendi yarattığı zenginlerden kafasını çevirip çarşı pazarın derdini dinleyerek çözüm geliştirmezse bu seçimlerde istemediği sonuçlarla karşılaşır. piyasada para dönmüyor diye yakınan esnafa inat 40 milyar tl toplayacak emlak barışı adımı atılması ,piyasada para bırakmamak anlamına gelecektir. toplanan 40 milyar tl tekrar iç piyasaya yönlendirilmeyecektir.emlak ,vergi affı getireceksen vatandaşın cebinde kalan parayı toplayacak şekilde değil gerçek af çıkarmak daha mantıklı olur .seçim ekonomisi denen olgu akp iktidarıyla tarihe karışmış durumda .seçimde bile devlet kazansın mantığı güdülür olmuş.
akp + mhp ittifakına doğu kökenli akp seçmeninin sıcak bakmadığıda bir sır değil .recep tayyip erdoğan karizmasıyla götürülecek bir seçim çalışması bu seçimlerde ters tepebilir.
yakın siyasi tarihi yaşayan ,bilen ,okuyanlar ;adalet partisinin,anap'ın ,dyp'nin hızlı bir erime yaşadıklarını bilirler. parti yıpranması bir realite.akp iktidarında küskünlerin sayısıda azımsanmayacak sayılara ulaşmış durumda.
ekmelettin faciası sonrası temkinli hareket eden muhalifler şimdiye kadar taktiksel bir hata yapmış değiller .bu seçim süpriz sonuca hazır olmak gerek .

gereksiz başlık

alfa
zaman içinde kül kahvesiyle ilgili bilgi arayanlara kaynak olabileceğini ve altına entry girmek isteyenlerin girebileceği başlıklardır .kahve çeşitleri olarak tek bir başlıkta toplanmasını isteyen yazarlar ve daha dolu başlık bekleyenlerin haksız olduğunu söylemekte bu başlıklara kızmakta anlamsız .
yazar ister farklı başlıkta , ister tek başlıkta girdi girebilir .
gündemde üstüste kahve başlıklarının çokta şık durmadığını söylerseniz sonuna kadar katılırım ve açılan başlığa gereksiz başlık diyerek entry girmekte şık olmamış derim

gereksiz başlık

umbrella
üstteki entryleri gereksiz buldum. yıldız sözlük yazarları yıldız sözlük kurallarını ihlal edecek sakıncalı içerikler hariç istedikleri konularda, istedikleri kadar başlık açabilirler ve bunun için birinden izin almak zorunda da değiller.

1 mayıs işçi ve emekçiler bayramı

alfa
(bkz:#41038 )

1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü.

1 mayıs 'ın bir tarafın bayramı gibi gösterilmesinden de bir tarafın sahipleniyor olmasından da rahatsızım . 1 mayıs ezilen sömürülen herkese ait .ne sağ ne de sol görüş burada yancılığa kaçmadan bayramı bayram gibi kutlamalıdır .tarihte o olmuş bu olmuşsa ne olmuş , bazı şeyler değişmeli ve bugünün aydın gençlerinde bu ışık var diye umuyorum

Amerikan Üniversiteleri