confessions

fadiyez

Yıldız Yazar  · 13 Nisan 2018 Cuma

  1. toplam giri 260
  2. takipçi 2
  3. puan 2549

devleti şirket gibi yönetmek

fadiyez
adını hatırlamadığım bilim kurgu bir filmde dünyanın bir şirket tarafından yönetilmesi konu ediliyordu.şirket , insanları müşterleri gibi şirketin kazancını arttıran birer enstürüman gibi görüyordu.

allah'tan bilim kurgu filmiydi.

dün açıklanan yeni kabine listesi , dolu cv.ler ,özel sektör tecrübeli kabine üyeleri falan nedense aklıma bu filmi getirdi.

allah'tan o sadece bir filmdi.

ateşle ve söndür

fadiyez
çok güldüm .artı ,eksi olayı sözlükte bitmiş artık ateşledim,söndürdüm devri başlamış.sözlüğün başlarında sözlüğün jargonu olsun diyen yazarlara rahmet okuyorum .her ne kadar komik olsa da olumlu bakıyorum .her sözlüğün kendine bir jargon oluşturması lazım

yıldızlıların zeki ama yılgın olmaları

fadiyez
türkiye ortalamasının üzerinde öğrencilerin zekaları kesinlikle tartışma konusu değildir.yıldızlılara ait, internet üzerinde kendimizi ifade edebileceğimiz kaç platform var .sözlük bizim için güzel bir mekan ama yıldızlıların bu yılgınlığıyla sözlüğü yıldızlı olmayanlar dolduracaktır.

başlık yıldızlıların , tepeden tırnağa yılgınlıklarının sözlükte iyice kendini göstermesi sonucu açılmıştır.

kutsal bilgi kaynağının boş beleş bir yer olması

fadiyez
bonboşların , bir forum sitesi gibi kullandıkları ekşi sözlük artık funny dışında herhangi bir tat vermiyor.
aynı başlık altında birbirine benzeyen girdiler var ve bu durum bot kullanımının azıcık abartıldığını gösteriyor.kaliteli yazar bitmiş ,tanım yok ,bol kasıntı adam ve kadın var ve bana artık hede demek düşer.bu da hede ,o da şu da ama siz artık kutsal falan değilsiniz ,olsanız olsanız funny bilgi kaynağı olabilirsiniz.
sözlüğü twitter'a çeviren yazar ve botlardan artık ıgggh gelmesi nedeniyle kaliteli yazarlar uzaklaşıyor ,ekşi'ye de 7|24 bot kullanmak kalıyor sanırsam.gerçek insanların yazdığı bir sözlük olarak kalsaydı keşke.

yıldız sözlük modları , kalitenin bozulmasına izin vermeyin ,buralar yeşillenecektir.

abartılı maaş alan meslekler

fadiyez
danışmanların maaşı daha fazla .bırakın cumhurbaşkanı danışman maaşını ,bakan ,milletvekili ve hatta belediye başkanı danışmanı olun .oturduğunuz yerden, bu böyle olsa şeklinde bir yazı döşeyin alın binlerce doları .
en son jölelinin maaşı 50 bin dolar falan dediydiler .

total station

fadiyez
Yıldız sözlük hesabını satan bir yazar ,foruma ilan vererek hesabını 250 türk lirasına satmış.eksi hesap kadar degerliymiş .sen neymişsin be yıldız sözlük ,bir hesap bu kadara satılabiliyormuş.bizim hesaplarda para eder herhalde.

yüz kızartan yıldız teknik haberleri

fadiyez
Okulun pr çalışması hangi ellere bırakıldıysa acilen görevden alınmalı ve okulun paspaslarından başka hiçbir şeyin sorumluluğu verilmemelidir kendisine ,hoş onu bile yapacağından şüpheliyim .diğer üniversiteleri kıskandıran haberlerimiz çıksın bizi utandıracak haberler değil .bu tarz haberler ytüye yakışmıyor .keşke bu tarz olaylar olmasa hadi oldu bunun haber olması engellense iyi olurdu .
Başlığın ilk yüz kızartan haberi inşattan .
Doç.dr uzantılı bir hocanın sigara içtiği için alalade bir şekilde uyardığı kız öğrenci ,uyarış şekline tepki gösterdiği için hocadan yumruk yemiş ,araya giren diğer öğrenciler de yumruklardan nasiplerini almışlar. Hoca şova devam edip ben hocayım o ise öğrencim.o bir kız değil ,insan bile değil demiş.
İki taraf birbirlerinden şikayetçi olmuş.
Edit:link
https://www.superhaber.tv/yildiz-teknik-universitesinde-kavg-ytu-yumruk-atan-ogretim-gorevlisi-haber-144000

argo

fadiyez
argonun oluşması için, sözcüklerin alışılmışın dışında bir anlamda kullanılması, yeni anlamlarla donatılması yeterlidir. Aktarılacak bilgi, sözcüklerin anlamlan değiştirilerek gizlenmiş olur.Kullanım amacında gizlilik yatan argo, yapı bakımından genel dilden ayrılmaz. Bu özel dilde, ortak dilden bağımsız biçimler yaratılmaz, dilbilgisi kuralları da değiştirilmez
Argo sözcükler çoğu zaman, genel olarak kullanılan dilde var olan bir sözcüğe başka bir anlam yükleyerek türetilir. Örneğin çalışkan ve saf öğrenci anlamına gelen inek ve para anlamına kullanılan arpa sözcükleri böyle türetilmiştir. Yabancı dillerdeki sözcük ya da sözcük parçalarını değiştirmeden ya da bozarak alıp Türkçe'deki sözcük parçalarıyla birleştirerek türetilen argo sözcükler de vardır. Örneğin, Türkçe'deki atma sözcüğünü Fransızca tion ekinden bozma syon'la birleştirerek oluşturulan atmasyon, uydurma, yalan haber anlamına gelir.
Kimi argo sözcükler ise Türkçe'den ya da yabancı dillerden yararlanıp uydurma, yakıştırma, benzetme yoluyla türetilmiştir. Boş, değersiz anlamına gelen pofyoz, yalan karşılığı kullanılan maval ya da aptal anlamındaki keriz bu tür argo sözcüklerdir. Sözlük hazırlayanlar, dilbilimciler, öğretmenler ve uzmanlar arasında hangi sözcüklerin argo olduğu konusunda bir anlaşma yoktur. Çünkü, argonun birçok sözcüğü öbür dil grupları arasına karışmıştır. Ama, kesin bir ayrım yapılamasa da argoyu insanlar arasındaki senli benli konuşmada kullanılan dilden, halk dilinden ve kaba konuşmadan ayırmak gerekir.
argonun gelişmesinde külhanbeylerin, eski dönemlerin itfaiyecileri olan tulumbacıların ve ayak takımının büyük rolü olmuş
Argo kullanımının nedenlerinden biri de, konuşmaya ya da yazıya canlılık getirmesidir. Pek çok argo sözcükte şaka ya da mizah duygusu gizlidir. Edebiyat alanında argodan, gülünç durumlar yaratma, gündelik dile yaklaşma, dile yeni ve canlı bir boyut getirme gibi amaçlarla yararlanılır.
Argonun yazı diline geçmesi, gizliliğin ortadan kalkmasına neden olur. Argo sözcükler herkesçe kullanılır hale gelince argo olmaktan çıkar. Kimi argo sözcükler yalnızca belli bir süre kullanılır, daha sonra kaybolup gider. Bu değişkenlik ve kendini yenileme argonun başlıca özelliklerinden biridir. Buna karşılık kimi sözcükler de günlük dile kabul edilir. Eskiden argo olan sözcükler zamanla gündelik dilde kullanılmaya başlar. Örneğin, eskiden argo sayılan ve tembel, kaytancı anlamında kullanılan hayta sözcüğü günlük dilde yaygın bir kullanım kazanarak argo olmaktan çıkmıştır. Bu olguya aşağı yukarı bütün dillerde rastlanır. Tümü de Latince'den türemiş olan Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca'daki pek çok sözcük, kitaplarda kullanılan klasik Latince'den değil, halkın günlük yaşamında kullandığı Latince'den ve Roma ordusunun argo sözcüklerinden kaynaklanır. Sözgelimi, Fransızca'da baş anlamına gelen tite sözcüğü Latince'de baş anlamına gelen caput sözcüğünden değil, Latince bir argo sözcük olan ve testi ya da toprak kap anlamına gelen testa'dan türemiştir. Eskiden daha çok ağızdan ağıza yayılan argo sözcükler, günümüzde çeşitli kitle iletişim araçları aracılığıyla çok kısa sürede yaygınlık kazanıyor


malum sözlüğün aktrol kaynıyor olması

fadiyez
Nerde o eski malumcular serzenişini yapanların sayısının artması, artık oralarda değil burada yazıyor olmamın sebepleri arasında ak trollerin oraları ele geçirmesi önemli bir sebeptir. Kanzuk galiba aydın doğan gibi orayı akpli birilerine sattı.
AKP yi eleştiren girdilerde bile AKP'ye oy devşirme çabası açıkça görülüyor.muhalefet adaylarına söven konular birbiri ardına açılıyor. Sonuç oralar benlik değil.yıldızı ele geçiremedikleri açıkça görülüyor.

yıldız sözlükten siktir olup gitmek

fadiyez
(bkz:azıcık yazanın sözlüğü sahiplendiğini sanması) sonrası beklenen tepkidir .yazık ,ben çok sonra geldim .kim yazarsa yazsın ben eğlenceme bakıyorum sen de öyle yap .sözlük dediğin bir insanın fikri ,zikriyle değil ya .herşey senin istediğin gibi olsun diye atıyorsan kendini ortaya ,gidip kendine blok açar ,sen çalıp sen oynarsın .yok sözlükte yaparım diyorsan o zaman bunun şekli bu değil kuzucum .
bir yazara değil sözüm ,bu tarz düşünen varsa kimse kırmızı halı falan beklemesin .burası da bal gibi eksi olur , herkes yazar

çaylak

fadiyez
dostum bu kurallar statü için ,ast -üst belirtmek için konmaz .size çaylak demem sizi daha az yazarda yapmaz. bu durum trollerin önüne geçmek ,dileyenin hesap oluşturup diğer yazarları rahatsız etmesinin önüne geçmek için konan kurallardır ve bütün sözlüklerde de durum budur .
sözlükte çaylaklıktan çıkmak için konan kriteri bilmiyorum ama yazdıkça yazar seviyesine gelinir, gördüğüm kadarıyla siz de yazan yazarlardansınız .çaylak statüsünü kısa sürede aşarsınız

sözlükte kafa arkadaşlıklar kurmak

fadiyez
sözlüklerden sevgili kaldırmaya çalışan yazarlara tepki başlığıdır .buradan 3 yazar arkadaşla tanıştım ve özelde de buluşuyoruz . sözlük ortamına sevgili düşürülecek ortam diye değil de ,sağlam arkadaşlar edinebilirim mantığıyla bakmak daha iyi olur diye düşünüyorum .hem kimse kimseyi de rahatsız etmemiş olur

reis tarikatı

fadiyez
güzide memleketimin , tarikat severlerini kızdırmamaya özen göstererek yepyeni tarikatı açıklıyorum .' ha bir eksik, ha bir fazla ' zarar yok .bu memleket hepinize bakar .
reis tarikatından önce , diğer tarikatleri bilmek lazımdır.
menzil tarikatı
tarikatın mensupları birbirlerine sofi ,lo diye seslenirler .belli bir kılık kıyafet ,saç sakal mecburiyeti yoktur.her kesimden müntesipleri vardır .fakir sofileri sarma sigaraya bayılır .sizi yakaladılar mı bilgisi olan olmayanı , sizi sofi yapmak için uğraşır , malum irşad faaliyeti farzdır.

ismailağa tarikatı
tarikat eğitim faaliyetlerine binlerce kursta eğitim vererek devam ediyor.kurslardan mezun olan hocalar yurdun dört bir yanında irşada devam ediyorlar.sarık ,cübbe ,şalvar yazılı olmayan kurallar manzumesine göre mecburidir.saçlar ve bıyık itinayla kısacık olmalı,sakllar olabildiğince uzatılmalıdır .malum sünnet.

süleymancılar tarikatı
eğitim faaliyetlerine devam ediyorlar ,yurdun birçok yerinde kursları ve yurtları mevcuttur. kendilerine özgü bıyık kesimleri ve mahmutpaşa'dan alındığı belli olan takımları içinde diğer fanilerden ayrılırlar.

reyiz tarikatı
reis tarikatı da denmektedir . kefencileri ile meşhur olmuşlardır.kuralları tek adam tarafından koyulmaya devam eden ve kurucusu hala hayatta olan tek tarikattır.üyelerde bıyık mecburidir.soylu ,sayın bakanımız bıyığın kendine yakışıp yakışmadığına aldırış etmeksizin ,reyis efendinin talimatıyla bıyık bırakmıştır.görüntüsüyle bulunduğu ortamı aydınlatır.
sigara kesinlikle yasaktır. görev adamı olmak , tarikatın olmazsa olmazlarındandır.makam ve mevkiye önem vermemeyi esastan kabul etmek ,başgan olamazsanız feryat figan etmemek ve bir kenarda oturmayı iyi bilmek ,olmazsa olmazlardandır..mevcut tarikatler arasında en fazla üyeye sahiptirler .jetlere taş atmayı ve tank egsozuna çaput tıkamayı iyi bilirler .darbe marbe sevmezler.
maduro ,venezuela


yıldız sözlük'ü efsane yapacak nesil

fadiyez
ekşi'yi efsane yapan nesil için şunları yazan yazar arkadaşa selam yolluyorum .
yıldız'ı efsane yapacak neslin özelliklerini toplayacağımız başlıktır. aşağıda yazılı olan efsane nesil için yazılanları ölçü kabul etmeyiniz .

hem gazoz kapağı hem de misket oynayarak sokağı görmüş, hem de meraklı gözleriyle bilgisayar gelişim evrelerinin hepsinin tanığı olmuştur. windows'un tüm sürümlerinden tutun da pes'e kadar...commodore'a saygı duyar, kara kutuya tapar. atari salonlarına da da jeton sallamıştır ankesörlü telefona da. nokia'nın ericsson'un en takoz telefonlarını da kullanmayı bilir, şu anki androidlerin en babasını da. kendisinden önce ki romantik politik nesle pek benzemez. o darbeyle ve erotik filmlerle beyinleri köreltilmiş 10 yaş büyük nesil gibi bastırılmış değildir. lakin cumartesi geceleri show tv izlemenin değerini bilir.

bir önceki nesil teksas'ı tommiks'i bi bok sanıp çocukluk kahramanı yapmışken, bunlar rambolarla rockylerle büyümüştür. hatta aralarında terminatör 2'yi sinemada izlemişler dahi vardır. kendilerinden 10 yıl sonra doğmuş bebeler gibi de salt teknoloji dünyasına gözlerini açmamışlardır. ruhları onlar gibi makineleşmemiştir. bir teknoloji devrimine tanık olmuşlardır lakin eski zamanları da görmüşlerdir.

estonya feribotu sendromu

fadiyez
1980 yılında Almanya MayerWerft tersanesinde inşa edilen Estonya Feribotu battı 852 yolcu öldü.137 kişi bu kazadan kurtuldu.Kıyıya yakın bir mesafede su alması nedeniyle yatarak batan feribot,gemi mühendsleri tarafından aileleriyle görüşüp geçmişlerini incelediler.

Ölenlerin %98'inin çok iyi yüzme bildiklerini belirleyen uzmanlar son olarak kazadan kurtulanlarla görüştüler.Ortaya çıkan sonuç şuydu:
Feribot 28 Eylül gece 00.50'de sert dalgalar nedeniyle su almaya başladı.Feribota giren sular 50 cm yüksekliğe ulaştı ve feribot yan yatmaya başladı.

Su miktarının artmasıyla birlikte tahliye işlemi başladı. Ancak 987 yolcudan sadece 137'si su almaya başlar başlamaz feribotu terk etti. Geri kalan 852 yolcu ise, gemi kaptanının “Panik yapmayın; dünyanın en güçlü feribotundasınız” sözlerine kanarak su boşaltma işlemini izlediler.

Saatler ilerledikçe feribot daha da yattı ama 852 yolcu izlemeye devam etti saatler 01.50'de tamamen sulara gömüldü.Feribotun su aldığını ve yan yatmaya başladığını görmelerine rağmen son saniyeye kadar izleyenler psikoloji ders kitaplarında “Estonya Feribotu Sendromu” olarak yeralmıştır.

Halen o insanların davranış şekillerine psikoloji bilimi mantıklı bir açıklama getirememiştir. İşte Türkiye'de de bugün Estonya Feribotu Sendromu yaşanıyor.
Gerek Türkiyedeki gerekse dünyadaki ekonomi uzmanları Türkiye'de bir krizin geldiğini, şu an yaşanmaya başlandığını örneklerle anlatıyor.

Faizlerin yükselmesi, dövizin Merkez Bankası'nın çabalarına rağmen düşmemesi, işsizliğin artması, her yıl artan dış borç, 70 milyonluk ülkenin 60 milyonunun borç batağında olması ve daha birçok kriter, Türkiye'de yaşanması muhtemel bir ekonomik faciayı işaret ediyor.
Açıklanan verilerde görüyoruz ki tüketici ve konut kredilerinde rekor kırıldı. Halk, bankalardan sanki bedava veriliyormuş gibi kredi çekip 200 bin liralık evi 400 bin liraya aldı , bir televizyonu olan ikincisini 12 ay taksitle aldı.5 yıldızlı tatilköyünde 5 gün tatil için 12 ay borçlandı.

Bir tarafta sıcak paranın artık gelmemesi nedeniyle ekonomiyi bir türlü derleyip toparlayamayan bir hükümet, diğer tarafta felaketi görüp de “Bize bir şey olmaz” diyerek izleyen kahraman (?) Türk halkı.
Yabancılar bir gün sonrasını bile karanlık görüp gemiyi terk ederken halkımız tıpkı Estonya Feribotu'ndaki 852 kişi gibi batışı seyrediyor. Üstelik can yeleğini takmadan yani harcamalarını kısıp tasarruf yapmadan.
kimsenin vatanını terketmesine gerek yok ama bu şartları türk insanına dayatan iktidar partisine seçimlerde bir mesaj vermek hak olmuştur . poşeti bire parayla satan ,bunun 15 kuruşunu develetin kasasına aktaran ,devleti şirket gibi vatandaşını her istediğinde yolunacak kaz gören bir hükümetin yerine kim olursa olsun gelmelidir.bunu fransa'daki gibi sarı yelekliler gibi yapalım da demiyorum ama bu seçimde oy verecek olan yine bizleriz.her seçimi kayıpsız atlatmanın verdiği rahatlıkla vatandaşı yine yolabiliriz ve kimsenin sesi çıkmaz zihniyeti devam eder .

Bir gün Feribot Sendromu'nu inceleyen davranış psikolojisi uzmanları, Türk insanının rahatlığını ve cesaretini de analiz ederler...

sayın çevre bakanım arz ederim

fadiyez
poşeti 25 kuruştan 15 kuruşu çevre temizliğinde kullanılmak üzere .. icraatınızla gönüllere yerleştiniz ya sayın bakanım ,bana da size şu iki yüzlüğü arzetmek düştü , sayın gönüllerin bakanı .
ingiliz'in çöpünü işleyecek tesislerin kaynağı bu 15 kuruş mu yoksa ?
kısa bir hesap yapalım mı sayın bakanım ; kişi başı poşet kullanımı 440 poşet çarpı 85 milyon kişi *suriyeliler de dahil * çarpı 15 kuruş ,bizi hakkıyla ingiliz çöpçüsü yapar mı ?
https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45914071?SThisFB&fbclid=IwAR2gpC9SO4e0hNztz_22hwQphXOtDpMJV62bQyPdnj7dVVJBzefZ3xqcugY

inci ve inci avcılığı

fadiyez
-bana inci al aşkımmm
-görende anasının evinde inci tarlasında doğmuş sanacak seni.inci kaç para haberin var mı senin .mahmutpaşa'dan şöyle birebir çakma kolye alayım sana ha ,olur mu ?

komşu ziyaretinde komşu çiftin arasında geçen bu muhabbetten sonra inci ne kadar ,inci de ne yav soruları kafamda dolaşınca şöyle bir araştırayım dedim .işte sonuçları ;

İstiridye, midye ve salyangoz gibi yumuşakçalar, kabuklarının iç yüzeyini sedef denen beyazımsı, parlak bir maddeyle kaplar. İstiridye ve midyeler içlerine giren tanecikleri sedefle örterek incileri oluşturur. Ama değerli inciler yalnız inci istiridyeleri ya da midyelerinden elde edilir. Bir yerdeki inci istiridyelerinin tümünde inciye rastlanırken, başka bir yerdeki istiridyelerden tek bir inci bile çıkmayabilir. Ayrıca bazı yerlerde gelişen inci istiridyelerinin kabuk iç yüzeyini örten sedef, inciden daha değerlidir.
İstiridye ve midyelerin içine yabancı bir madde girmezse inci oluşmaz. Kum gibi örseleyici bir taneciğin etkisinden kurtulmak isteyen bu hayvanlar taneciği sedefle kuşatarak inciyi oluşturur. istiridyeler genellikle çamurlu, kumlu deniz diplerinde ya da dipteki mercanlar üzerinde bulunur. İnci istiridyesi 16 yıl kadar yaşar; ama en değerli inciler çoğu kez genç istiridyelerin içindedir. İnci üreten tatlı su yumuşakçaları Unio cinsinden midye türleridir.
İnciler damla ve yumurta biçiminde, yassı ya da yuvarlak olabilir. Düzgün bir biçimde gelişmemiş olanlara barok inci denir. Bazı inciler kabuğa yapışık durumda geliştiğinden yarım küre biçiminde olur. İncinin değeri ağırlığıyla birlikte artar. Ağırlık birimi olarak miskal (1 miskal=4,80 gr) ya da kırat (1 kırat=0,2 gr) kullanılır. İncinin değeri yalnız ağırlığına değil, parlaklığına ve rengine de bağlıdır. İnci çok eski tarihlerden bu yana değerli sayılmış, bazen elmastan bile üstün tutulmuştur.

Üstelik değerli taşlar arasındaki bu yerini dış etkenlere karşı oldukça dirençsiz olmasına karşın kazanmıştır. Bilinen en güzel incilerden biri, 1917'de Batı Avustralya'da Broome yakınlarında çıkarılan "Batı Yıldızı" adlı damla biçimli ve serçe yumurtası iriliğindeki incidir. Ünlü inciler arasında daha iri olanlar ve 20 miskal ağırlığına ulaşanlar da vardır. İnci istiridyelerinin bol bulunduğu yerler inci yatakları olarak bilinir.
En önemli inci yataklarından bazıları Ateşkes Kıyısı açıklarında ve Basra Körfezi'ndeki Bahreyn Adası çevresinde yer alır. Doğu incisi adıyla tanınan en değerli incilerin büyük bölümü Basra Körfezi ve Umman Körfezi'nden çıkarılır.

Hindistan ile Sri Lanka (Seylan) arasındaki Manar Körfezi'nde de zengin yataklar bulunur. Buradaki inci avcıları kayıklarla denize açılır, dibe dalmalarını kolaylaştıran ipe bağlı ağır bir taşla denize atlarlar. Yanlarına aldık-ları zıpkınlar köpekbalıklarına karşı kendile-rini savunmaya yarar. İnci avcısı görebildiği tüm istiridyeleri toplayıp bir sepete doldurur ve sepet iplerle yukarıya çekilir. İnciler yuvar-laksa, kolye ve benzeri süs eşyalarının yapı-
mında kullanılmak üzere ortalarından deline-rek yeryüzünün dört bir yanına gönderilir.

Beyaz incileriyle ünlü Avustralya çevresindeki inci yatakları, günümüzde en önemli inci merkezleri arasındadır. Burada genişliği 30 santimetreyi bulan istiridyelerin oluşturduğu inciler çok iri olmakla birlikte, Doğu incileri kadar güzel değildir. Bu istiridyelerin sedefle-ri, incilerinden daha değerlidir.
Güney Çin Denizi ve Borneo'nun kuzeydoğusundaki Sulu Denizi'nden, Filipin Adaları, Tahiti ve öbür Büyük Okyanus adaları çevresinden yeşilimsi ya da pembemsi beyaz renkte
inciler çıkar. Panama Körfezi'ndeki İnci Adaları çevresinde ve California Körfezi'nde de inci yatakları vardır. Tatlı su midyelerinin oluşturduğu inciler daha beyaz olmakla birlikte, deniz incilerinin parlaklığından yoksundur.
Bu incileri midyelere ABD, İskoçya, Almanya ve SSCB'deki ırmak yataklarında rastlanmaktadır.

Yeryüzünün birçok yerinde inci veren yumuşakçalar yaşar. Ama inci avcılığı son derece güç, midye ve istiridyelerden elde edilen
inci sayısı çok sınırlıdır. Bu nedenlerle çok eski yıllardan bu yana, inci midyeleri ve istiridyeleri sığ sularda özel olarak yetiştirilmiş, çeşitli yöntemlerle içlerinde kültür incilerinin gelişmesi sağlanmıştır.

Kültür incileri, istiridyenin içine bir tanecik yerleştirilerek elde edilir. 1900'lerin başında Japonya'da geliştirilen bir yöntem sayesinde çok başarılı kültür incileri üretilmiştir. Bu yöntemde istiridyenin içine bir sedef tanesi yerleştirilirken başka bir istiridyeden alınmış

eurovision 2018

fadiyez
İsrail'i favori gösterenlerin müzik zevklerine söylenecek çok güzel şeyler var.umarım seçilmez ,o nasıl bir kadın arkadaş.bir de seçilirse Eurovizyon benim için tamamen biter.

Çocukluğumuzda bütün ev halkı pür dikkat izler ,Türkiye çıktığında takımı gol atan taraftar moduna girerdik.ne günlerdi.şimdi eski heyecan kimse de yok.

peygamberdevesi

fadiyez
ön bacaklarını dua ediyormuş gibi göğe kaldırıp kıpırtısız durmasından ya da öne arkaya sallanmasından ötürü bir grup böceğe peygamberdevesi denir.

ama son derece yırtıcı olan bu böceklere duacı değil avcı olduklarını belirten bir isim daha yakışırdı.çünkü göğe açılan bacakları gelen avın üstüne kıvrılarak amansız bir kıskaca dönüşür.bacağın eklem yerleri birbiri üstüne kapanan iki uzun parçası testere dişine benzer çıkıntılarla donanmıştır ve yakaladığı kurbanı parçalayacak kadar güçlüdür.



peygamberdevelerinin yaklaşık 2 bin türü var ,bunların çoğu dönenceler arasında yaşarlar.ama 7-40 cm uzunluğa erişebilen bayağı peygamber devesi afrika'nın kuzeyinden avrupa içlerine kadar yayılmıştır.

içlerinde ateist olanı var mıdır ,bilmiyorum .(bkz:@ateist peygamberdevesi)



sıcak ülkelerde yaşayan çok daha iri türleri kertenkele ve kurbağaları avlarlar.peygamberdevelerinin birçoğu yeşildir ve bu sayede yaprakların arasında iyi kamufle olurlar.bazıları ise çiçeğe benzer ,oldukça parlak renkleri vardır.onları sinek sanan börtü böcek hayatının hatasını yapacaktır.

dişileri çiftleşmeden sonra erkeklerini yerler .

(bkz:yeni nesil vampir hatunlar)

yumurtalarını köpüklü bir örtüyle örterler.yavrular yumurtadan çıktıklarında kanatsızdırlar ama yine de erişkinlerine çok benzerler.

aztekler

fadiyez
kristof kolomb'un ,1492 'de amerika kıtasını keşfetmesinden de önce ,eski amerika halklarının en önemlisi azteklerdir.kendilerini meksika ya da tenoçka olarak adlandıran bu insanlar,bugün meksiko kentinin bulunduğu vadide yaşamaktalardı..nereden geldikleri kesin olarak bilinmeyen bir halklardı.aztek destanına göre aztlan adlı anayurtlarından ayrılarak 12 yada 13.yüzyılda meksika vadisine ulaşmışlardır.önceleri önemsiz bir kabile olarak yaşamışlar,bataklığın ortasında bir adada diğer kabilelerle savaşmamak için yaşamışlar.zaman geçtikçe ticaret yoluyla zenginleşerek ileri tarım yöntemleriyle bölgede yerleşik diğer kabilelere üstün oluyorlar.sonraları bataklık adalarını o kadar geliştirirler ki 150 bin kişinin yaşadığı bir ada başkentleri olur.zaman içinde de aztek imparatorluğunu kuracaklardır.
aztek imparatorluk sınırları guatemala 'ya kadar uzanmış ,bölge de aztek pramitleri yükseltmişlerdir .bir bağlantı bulunamamış olsa da piramitler mısır piramitleriyle benzerlik göstermekte olduğundan köklerinin mısır firavunlarına dayandığına inanılmaktadır.
alfabeleri olan zamanının çok ötesinde bir uygarlık kuran aztekler tarihlerini resim olarak taşlara işlediklerinden bugün haklarında fazla bilgiye sahibiz.doktorları ,ileri düzeyde cerrahi bilgilere sahip hastahaneleri vardı.aztekler bol tanrılı inanışa sahiplerdi ve insan kurban ederlerdi.
aztek imparatorluğunun sonunu getiren bugün uygar pozlar veren avrupa'nın gaddar ispanyol'u kaptan hernan cortes'in 600 kişilik ordusudur.

babil kulesi

fadiyez
tevrat'ın 1. kitabı olan tekvin'de babil kulesi öyküsü anlatılır.tufan 'dan sonra hepsi aynı dili konuşan yeryüzü insanları babil ülkesindeki şinar ovasına gelirler.burada bir kent ve başı göğe dayanan bir kule yapmak için tuğla toplamaya ve harç karmaya koyulurlar .onları gören tanrı insanların kendisiyle eşit olmaya çalışmalarını engellemek için birbirlerini anlamasınlar diye onları değişik diller konuşur duruma soktu.yapımı artık sürdüremeyen babil halkı dünyanın dört bir yanına dağılır.kurulan bu kente tanrı kenti anlamına gelen babil adı verilmiştir.

babil'lilerin yaptığı birkaç kule kalıntısıvardır fakat hangi kalıntının babil kulesi olduğu anlaşılamamıştır.babil kulesi 7 basamaktan oluşan ziggurat biçiminde bir yapı olduğunu savunan tarihçiler vardır.

valyrian çeliği

fadiyez
valyrian çeliğiyle yapılan game of trones kılıçlarının tam listesi

milli piyango sonuçları tam listesi gibi oldu ama idare edin



Dul Feryadı: Tobho Mott tarafından Buz kılıcından üretilmiş iki kılıçtan birisi. Bu kılıç Kral Joffrey I Baratheon'a büyük babası Tywin Lannister tarafından düğün hediyesi olarak verilmiştir.



Yeminkar: Tobho Mott tarafından Buz kılıcından üretilmiş iki kılıçtan birisi. Bu kılıç Sör Jamie Lannister için üretilmiştir ama daha sonra Tarth'lı Brienne'ye Jamie tarafından verilmiştir.



Yürekfelaketi: Tarly Hanesinin atalarından kalma büyük kılıç, şu anda Samwell'in babası Randyll Tarly'in mülkiyetinde.



Uzunpençe: Mormont Hanesinin atalarından kalma bir kılıç. Lord Kumandan Jeor Mormont tarafından Jon Snow'a verilmiştir.



Leydi Forlorn: Corbray Hanesinin atalarından kalma kılıç, şu anda Lyn Corbray'ın elinde.



Kızıl Yağmur: Drumm Hanesinin atalarından kalma bir kılıç.



Gece çöküşü: Harlaw Hanesinin atalarından kalma bir kılıç ve şu anda Harras Harlaw'ın ellerinde.



Buz: Stark Hanesinin atalarından kalma iki elli büyük bir kılıç. Eddard Stark'ın idamı ile beraber Kral Topraklarına kadar gidiyor ve orada iki uzun kılıç olacak şekilde tekrar üretiliyor.

Blackfyre: Aegon I Targaryen'ın kılıçı. Bütün Targaryen kralları tarafından önemsenmiş olan bu kılıç Aegon IV Targaryen tarafından önemsenmemiş ve piçi Daemon Blackfyre'e verilmiştir. Blackfyre Hanesinin ismi bu kılıçtan gelmektedir. Şu an nerede olduğu bilinmemektedir.



Şanlı Kükreyiş: Lannister Hanesinin atalarından kalma bir kılıçtır. Kaya Kralı Tommen II Lannister'in Valyria'ya yelken açması ve bir daha geri dönmemesi sebebiyle nerede olduğu bilinmemektedir.





Kara Kız Kardeş: Visenya Targaryen'ın kullandığı kılıçtır.Bilinen son sahibi Kankuzgun'dır.



Yetim Bırakan: Roxton Hanesinin atalarından kalma kılıcıdır. Bilinen son kullanıcısı Jon Roxtondur.

sirkler

fadiyez
çocukluğumun izmir'i ,ailemle birlikte gittiğim sirk en güzel anılarımdan biridir . internette sirkle ilgili arattığımda ,Sirkler Hayvanlar İçin Eğlence Değil İşkencedir, Şiddettir, Kafeslerde Hapsedilmektir, sirkler yasaklansın ,göz yumulan vahşet gibi başlıkları görünce ,gelecek nesilllerin sirkleri ancak okuyabileceklerini düşünerek ,bir kaynak olur ümidiyle sirklerle ilgili araştırma yazılarımı ,ki tamamen özgündür, sözlüğe bırakayım dedim .

sirk , müzik eşliğinde binicilik, hayvan terbiyeciliği, palyaçoluk, cambazlık, güç ve denge numaralarından oluşan görkemli ve canlı bir gösteridir. Sirkler büyüklük, içerik ve sunuş bakımından birbirinden farklıdır. Bununla birlikte başlıca ortak yanları, her yaştan izleyiciyi eğlendirirken onlara heyecanlı dakikalar yaşatmaktır.

Sirkin Tarihçesi
Eski Roma'da araba yarışlarının ve gladyatör dövüşlerinin yapıldığı daire ya da elips biçimindeki amfitiyatro ve stadyumlara circus denirdi. Sirk adı, Latince'de çember ya da daire anlamına gelen bu sözcükten türemiştir.
Eski Roma'nın en ünlü sirki, Roma kentindeki Circus Maximus. Bu dev yapı, bir araba yolunun çevresinde binlerce kişinin oturabileceği basamaklı sıralardan oluşuyordu. Roma sirklerinde çeşitli yarışlardan başka yabanıl hayvanlar, hokkabazlar ve ip cambazları da gösteri yapardı. İki, dört ya da daha çok sayıda at koşulan arabaların yarışları üzerine halk bahse tutuşur, Hıristiyanlar'ın yabanıl hayvanlara atıldığı, kölelerin birbirleriyle ölesiye dövüştürüldüğü kanlı ve acımasız gösteriler eksik olmazdı.
Günümüzdeki anlamıyla ilk sirk 1770'te Londra'da, usta bir binici olan Philip Astley tarafından kuruldu. Astley, "amfitiyatro" ya da "binicilik okulu" olarak adlandırdığı bu yerde öğrencileriyle birlikte müzik eşliğinde gösteriler düzenledi. Bu cambazlık gösterilerinde, merkezkaç gücünün etkisiyle, daire çizerek dörtnala giden bir atın sırtında düşmeden durmayı başarıyordu. Astley'e rakip olan Charles Hughes 1782'de Londra'nın hemen dışında Kraliyet Sirki'ni kurdu. Binicilerin, akrobatların ve palyaçoların yer aldığı bu gösteriyi ilk kez sirk olarak adlandırdı. Sirk adıyla bilinen bu türden gösteriler Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da da yaygınlaştı.
Astley ve oğlu, İtalyan Antonio Franconi ile birlikte 1770'lerde ilk Fransız sirkini kurdular. Sirk gösterilerine Lyon'da aslan terbiyecisi olarak başlayan Franconi, eğitilmiş kanaryalarla Fransa ve İspanya'da yaptığı gösterilerle ün kazandı. Yaşamı boyunca pek çok ülkeyi dolaşan Astley, Avrupa'da 19 sirk kurdu. Rusya'ya sirki tanıştıran ise Charles Hughes oldu, 1793'te Rus Çariçesi II. Katerina'nın onuruna bir at cambazlığı gösterisi düzenledi.
19. yüzyılda Avrupa'da kuşaktan kuşağa binici, akrobat ya da hayvan terbiyecisi yetiştiren sirk aileleri yaşıyordu. Bu aileler arasındaki evlilikler sonucunda sirkler daha da genişledi.
ABD'de ilk sirk 1785'te Philadelphia'da, John Bili Ricketts tarafından kuruldu. Kapalı bir yerde gösteri yapan Ricketts Sirki daha öncekiler gibi atlar, biniciler, akrobatlar ve bir de palyaçodan oluşuyordu. Ricketts, Philadelphia'yı merkez edinerek zaman zaman çevre kent ve kasabalarda gösteriler düzenledi. Böylece ilk gezici sirk ortaya çıkmış oldu. İlk sirklerde baş gösteriyi atlar ve at cambazları oluşturuyordu. Atlar günümüz sirklerinin de önemli bir öğesidir. Eğersiz ata binmekte usta olan biniciler, müzik eşliğinde ringi dolaşan atların sırtında çeşitli akrobasi numaraları yaparlar. Ayrıca binicisiz atlara komut vererek de onlara önceden öğretilmiş belli hareketler yaptırılır.
18. yüzyılın sonlarında atlardan başka hayvanlar da sirk gösterilerinde yer almaya başladı. Paris'teki Olimpik Sirk'te Henri Martin fil, aslan ve boğa yılanıyla gösteri yaptı. 19. yüzyılın ilk yansında yırtıcı hayvanlarla gösteriler yapan ABD'li hayvan terbiyecisi Isaac Van Amburgh, bir aslanın ağzına başını sokarak cesaretiyle dünya çapında ün kazandı.
1830'larda sirklere çeşitli hayvanlar katıldı. 1870'lere gelindiğinde artık her sirkin hayvanlara ayrılmış bir bölümü vardı. Daha sonra gösteriler, birinde sirk numaralarını, ötekinde hayvanların becerilerinin sergilendiği iki aynı çadırda sunulmaya başlandı. Yabanıl hayvanlar demir kafeslerde tutulurken, bazı hayvanlar için özel kafesler gerekiyordu. Örneğin zürafalar, uzun boyunların yolculuk sırasında incinmemesi için yumuşak bir malzemeyle kaplanmış yüksek tavanlı arabalarda taşınıyordu. Su aygırının arabasında ise onu alacak büyüklükte bir havuzun bulunması gerekiyordu. Ünlü Barnum-Bailey-Ringling Sirki'ndeki Büyük Gargantua adlı dev goril ise, doğal ortamına yakın koşullarda, havalandırma sistemi bulunan camdan bir vagonda yaşardı. Bu önlemlerle hayvanları doğal ortamlarından çok değişik olan yeni çevrelerinde sağlıklı ve güvenlik içinde yaşamalarına çalışılırdı.
Aaron Turner Sirki ABD'nin ilk gezici sirklerinden biriydi. 1830'larda ilk kez büyük bir çadırda gösteri yapmaya başladı. Turner' ın çadırının çapı 28 metreydi. Gösteri pistinin çevresine, sökülerek bir at arabasıyla taşınabilen birkaç yüz iskemle konabiliyordu.
1871'de Phineas Taylor Barnum, "Dünyanın En Büyük Gösterisi" olarak ilan ettiği bir sirk kurdu . Barnum daha önce New York'ta birbirine yapışık Siyamlı ikizlerin, 82 cm boyundaki bir cücenin, sonradan göz boyamak için yapıldığı anlaşılan, gövdesi balık, başı insan bir deniz-kızının sergilendiği bir "müze" kurmuştu. 1881'de rakibi James Bailey ile bir araya gelerek sirki dev bir kuruluşa dönüştürdü; unutulmaz gösteriler sergiledi.
1870'lerden sonra ABD'de demiryollarının gelişmesiyle gezici sirkler büyük bir hızla yayıldı. Bu yıllarda sirk sahipleri tren vagonları alarak bir yerden bir yere eşyalarım trenle taşımaya başlamıştı. 1884're Alman asıllı John, Charles, Albert, Otto ve Alfred adında beş kardeş Ringling Sirki'ni kurdu. 1908'e gelindiğinde Ringling adamakılı büyümüştü. Bundan bir süre sonra Barnum ve Bailey'nin Dünyanın En Büyük Gösterisi'ni satın alan Ringling Kardeşler, sahibi bulundukları başka sirklerle birlikte ABD'deki sirklerinin sayısını 11'e çıkarttılar. Barnum-Bailey-Ringling Sirki ününün doruğundayken ABD' de 20'şer metrelik 107 vagondan oluşan dört trenle dolaşıyordu.
Gösteriler iki futbol alanını kaplayacak büyüklükte ve 20 metre yükseklikteki büyük bir çadırda yapılıyordu. Bu çadırda yedi gösteri pisti vardı ve 12 bin izleyici alabiliyordu. Aynı anda birkaç gösterinin yer aldığı bir de sahnesi vardı. Ayrıca soluk kesici trapez gösterileri yapılıyor, gösteri çadırın içindeki görkemli bir geçit töreniyle son buluyordu.
Akrobatlar, palyaçolar, hayvanlar, hayvan terbiyecileri, yemek ve temizlik işlerinde çalışanlardan ve teknisyenlerden oluşan böylesine dev bir kadronun sorunları da, giderleri de büyüktü. İzleyici sayısının milyonları bulmasına karşın, giderler gelirleri aşmaya başlamıştı. ABD'de 1930'larda yaşanan büyük ekonomik bunalım Ringling'e ağır bir darbe indirdi. 1944'te çadırda 168 kişinin ölümüne yol açan büyük bir yangın çıktı. 1950'lerde sinemanın, daha sonra da televizyonun rekabeti karşısında, Ringling büyük çadır gösterilerini bırakarak artık spor salonlarında gösterilerini sürdüreceğini açıkladı.
Avrupa'daki sirkler hiçbir zaman ABD'dekiler gibi büyük olmadı. Bunların genellikle tek gösteri alam vardı. Çalışanlar çevredeki binalarda yaşıyordu. Avrupa'daki sirk aileleri gezici kumpanyalarla İran'a, Hindistan'a, Afrika'ya, Güney Amerika'ya ve Avustralya'ya kadar gittiler. I. Dünya Savaşı'ndan sonra gümrük ve pasaport engelleriyle gezi özgürlüğünün kısıtlanması sirklerin bir ülkeden ötekine geçmesini zorlaştırdı. 1852'de Paris'te kurulan Cirque d'Hiver (Kış Sirki), Londra' daki Bertram Mills ve Kopenhag'daki Schumann kalıcı sirklere örnektir.
Sirk gösterilerinin sanatsal bir düzeye ulaştığı SSCB'de sirklere eleman yetiştiren okullar vardır. Bu ülkede kalıcı sirklerin yanı sıra, yüzlerce gezginci çadır sirki bulunmaktadır. Sirkler uluslararası bir niteliğe sahiptir. ABD, İngiltere ya da herhangi bir ülkedeki büyük sirklerde çeşitli ülkelerden akrobatlar, palyaçolar yada hayvan terbiyecileri çalışır. Çin ve Japonya'da çok yetenekli akrobatlar, İngiltere, SSCB, Belçika ve İtalya'da biniciler, Almanya ve ABD'de hayvan eğiticileri, Meksika'da trapezciler sirk geleneğini kuşaktan kuşağa sürdürmektedir.

Sirkte Neler Var
Sirkler 18. yüzyıldan bu yana değişime uğradıysa da, 13 metre çapındaki pist her zaman ve her yerde aynı büyüklüktedir. Ayrıca sirk programları da genellikle birbirine benzer. Her sirkte palyaçolar, hokkabazlar, at cambazları, akrobatlar, trapezciler ve yabanıl hayvanların gösterileri yer alır. Dörtnala giden eğersiz atların sırtında akrobasi numaralan yapan biniciler vardır. Eğiticisinin uyarılarıyla yönlendirilen atlar binicisiz ve dizginsiz gösteriler yapar. Bir atlama, cambazlık ve denge sanatı olan akrobasi sirklerin vazgeçilmez gösterileri arasındadır. Önceleri sırık, tek tekerlekli bisiklet, top, ip gibi gereçlerle yapılırken, 1859'da Fransız akrobat Jules Leotard'ın trapezi buluşu ile akrobasi sirklerde olağanüstü bir ilgi görmeye başladı. Trapez, uçlarından iki düşey ipe tutturulmuş silindir biçiminde bir çubuktan oluşur. Akrobatlar çadırın tepesinden sarkıtılan trapezlerin birinden öbürüne atlar, izleyiciyi büyüleyen taklalar atarlar. Bu numaralar yapılırken genellikle güvenlik için çadıra bir ağ gerilir. Heyecanı yükseltmek için ağsız gösteri yapan trapezciler de vardır.
Ayrıca, büyük sirklerin hepsinde eğiticilerin yönetiminde yırtıcı hayvanların gösterileri yer alır. Bu numaralardan birçoğu eğiticilerin olağanüstü yetenek ve cesarete sahip olmasını gerektirir. Üstün beceri isteyen her işte olduğu gibi sirkin de yıldızları vardır. Van Amburgh'un bir aslan ve kaplan kafesine girerek izleyicileri şaşırttığı 1830'lardan beri, yabanıl hayvan gösterileri sirk gösterilerinin en heyecanlı anlarını oluşturur. ABD'li hayvan eğiticisi Clyde Beatty, 40 Afrika aslanını ve Bengal kaplanını aynı anda başarıyla yönetmesiyle ünlüdür.
20. yüzyılın ortalarında yedi kişilik Alman Wallenda ailesi telin üzerinde gösteriler yaparak yetenek ve cesaretleriyle seyircileri büyülemişlerdi. Bu akrobatlar yerden 12 metre yükseklikte gerili bir telin üzerinde bisikletlerle bir piramit oluşturuyorlardı. Bohemya' da doğan ve bir Alman sirkçi aileden gelen Lillian Leitzel fiziksel dayanıkhlığıyla ünlüydü. Leitzel çadırın tepesinden aşağı doğru sarkan bir ipe tek eliyle tutunarak akrobasi numaraları yapardı.
Sirklerin ilk kurulduğu günden bu yana palyaçolar gösteriye renk ve neşe katarak her zaman büyük ilgi uyandırmıştır . Sirk çadırlarının küçük olduğu dönemler¬de, palyaçolar konuşmaya ve şarkıya dayalı komiklikler yaparak insanları eğlendirirdi. 1870'lere gelindiğinde artık sirk çadırları palyaçoların seslerinin seyircilere ulaşamayacağı kadar büyümüştü. O zamandan beri palyaçoların çoğu, pantomim gösterileri yapar. Emmett Kelly ve Otto Griebling bu yüzyılın en ünlü iki palyaçosudur. Moskova Sirki'nde gösteri yapan Oleg Popov, sirkteki oyuncuların numaralarını beceriksizce taklit etmeye çalışırken izleyicileri kahkahaya boğar. Sirklerde bazı oyuncular da alışılmamış gösteriler yaparlar. 1897'de Barnum ve Bailey Sirki'ndeki Alar, ilk kez dev bir arbaletten "ok" gibi havaya fırlatıldı. Büyük Peters, boynunda bir cellat ilmeğiyle sirk çadırının tepesinden atladı. Zacchini ailesinden bir akrobat bir toptan, gülle gibi fırlatılarak ağa düşünce, izleyiciler neye uğradığını şaşırdı. 1950'lerde işaret parmağının üzerinde dengede durarak gösteri yapan Unus'un becerileri de herkesin hayranlığına yol açtı.
Sirk oyuncuları gibi başarılı sirk hayvanları da vardı. Bunların en ünlülerinden biri Jumbo adlı, yaklaşık 6,5 ton ağırlığında ve 3,5 metre boyunda bir fildi. 1882'den bir lokomotifin çarpması sonucu yaşamını yitirdiği 1885'e kadar Barnum ve Bailey Sirki'nin ilgi odağı oldu. Bugünün jumbo jetleri gibi büyük olan herhangi bir şeyi tanımlamak için kullanılan "jumbo" adı bu filden kalmadır.
Geçit Törenleri
Eskiden ABD'de sirkler mutlaka bir geçit töreniyle kente girerdi. Bayraklar ve çiçeklerle donatılmış arabalarda bandolar, kafeslerinin içinde yabanıl hayvanlar, hortumlarıyla birbirinin kuyruğuna tutunarak ilerleyen filler kent sokaklarında yol alır, bu renkli kalabalığın en arkasında, kömür ateşiyle elde edilen buharla çalışan koskocaman bir org sevilen marşları çalardı. Sirklerin sokaklarda gösteri yaptığı zamanlar geride kaldı. Ne var ki, Wisconsin'in Milvvaukee bölgesinde her yıl 4 Temmuz'da hâlâ bu türden bir geçit töreni düzenlenir. Atların çektiği çok sayıda güzel ve eski sirk arabası Wisconsin'deki Baraboo' da bulunan Dünya Sirk Müzesi'nden Mil waukee'ye getirilir.

vicdan azabı

fadiyez
vicdansızlar , vicdan azabı çekenleri anlamazlar .tıpkı iyinin yaptığı kötülüğün , kötü olanlar tarafından anlaşılamaması gibi .tam tersi durumda da iyi insan , kötü olanın yaptığı kötülüğü gördüğünde 'bunu neden yaptı ' modunda takılır .kötü insanlar vicdan azabı çekmezler .vicdan azabı iyilerin ajanda başlığıdır .

bedelsiz askerlik

fadiyez
15 bin artı 28 günle yine vatandaşı düşünmeyen adamların çıkarmaya çalıştıkları kanun tasarısı.28 şubata gönderme yaparak 28 gün ailesinden uzaklaştıracaksınız insanları öyle mi? siz allah'tan korkun ,28 şubatçılardan değil.
gelir düzeyine göre belirlenecek ücretle ,bedelli bekleyen herkesin yararlanacağı bir kanun çıkarmanızı beklemek , insanını düşünen yöneticiler olduğunuzu düşünmek bunlar abesle iştigalmiş.
aranızda ,insanlarını dinleyen kimse yok.çağırmışsınız kendi kulesinde yaşayan bürokratlarınızı ,şöyle olsun diye karar vermişsiniz yine .kuleden buralar nasıl görünüyor bilmem ama siz vatandaşınızdan uzak kanunlar çıkarmaya devam eder ,kendi gerçeklerinizi insanların gerçeklerinden üstün görmeye çalışırsanız ilk seçimde bunun karşılığını alırsınız.vatandaşınız için kanun çıkarın diye oradasınız ,yönetirken mağduriyetler bitsin diye yöneteceksiniz ya da ilk seçimde ,mağdur ettiğiniz insanlar oylarıyla sizi mağdur ederler .
15 bin ödemenin koymayacağı adamlar var ,ailesini zor geçiren adamlar da var ,okuldan yeni mezun olanlar da var .kanun çıkaracaksan 5 milyon mağdur varsa 5 milyonu da faydalanmalıdır.parası olan birkaç zengin değil.bu kanunu çıkararak seçim öncesi verdiğiniz vaadinizi yerine getirmiş değilsiniz,verdiğiniz sözü unutursanız ,gelecek seçimlerde hayatınızın şokunu yaşarsınız.
ahmet davutoğlu 7 haziran hezimeti sonrası gelir adaletsizliğini ortadan kaldıracağım diye söz vermişti,bana 6 ay verin halledeyim demişti.seçimi kazanınca verdiği sözü unuttu ve 6 ay sonra başbakanlıktan oldu .6 ay 1 gün sonra istifa etmek zorunda kaldı .çünkü sözünü unuttu ,insanını unuttu ve siyasetten silindi
siz iyi bilirsiniz ,her yerde de kullanırsınız ;
''Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır ''
bunu her yede söyleyen adama bir de ayet hatırlatayım ,belki yanlışından döner de göklerden gelecek gazabı ve bu gazapla gelen kararı yaşamaz

Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük öfke ile karşılanır. saff suresi 3. ayet



ben yalnızca uyardım ,sıra sizde

kış sporları

fadiyez
Kışları karlı geçen bölgelerde yaygın olan paten, kızak, kayak gibi sporların genel adıdır. Bu sporların bazılarını olimpiyatlardan felan az çok biliriz zaten.
Kızak, paten ve kayağın ulaşım için eskiden beri kullanıldığı ülkelerde yaşayanlar, doğal olarak kar ve buz üzerinde yapılan sporları severler. İngiltere gibi pek soğuk olmayan ülkelerde yaşayan insanlarsa, 19.yüzyılda temiz havanın, karlı dağların ve kış sporlarının tadını çıkarmak için İsviçre gibi dağlık ve karlı ülkelere gitmeyi tercih ederler.

mckinsey

fadiyez
ak troller ;Sultan Fatih, İstanbul surlarını döven topları Macar Urban'a döktürdüğü gibi
Başkan Erdoğan da dış güçlerin faiz ve döviz kurlarının kökünü ABD'li Mc-Kinsey'e söktürecek de derler.
Bahçeli Mc Kinsey'li yeni ekonomik program için bahar havası çok uzak değil demiş.

Bahçeli'nin bahsettiği bahar havasının ne olduğunu bu ülke Ecevit+Bahçeli+Yılmaz hükümeti Kemal Derviş'i ekonominin başına getirdiğinde de görmüştü.

Ey millet yorgan, odun, kömür, kazma, kürek ne varsa toplayın bu bahar başka bahar...

"Mckinsey'in ülkemizde çalıştığı İki iktidarda, ilk seçimde iktidarı kaybetmişti.
Özal iktidarı önce 1989 Yerel seçimlerini, sonra 1991 Genel seçimlerini kaybetmiştir. Daha sonra Ecevit koalisyonu ile tarihten silinmiştir."
sıra akp'ye gelmiş olabilir mi ? malum yerel seçimler yakın.

yıldız teknik üniversitesi " ytü "

fadiyez
Ytü ile ilgili olmayanların yıldız teknik üniversitesi özel midir diye sorularına muhattap olmuş biri olarak ,okulun tanıtımına biraz daha bütçe ayrılması gerekir diye düşünüyorum.yıldız sözlük gibi üniversitenin internet platformları da desteklenmelidir .
En iyi reklam ise ytülü olanlarca yapılır ama bizde beğenmeme timi güçlüdür

yüz yıl içinde toplumun hali

fadiyez
Bütün zamanlar içinde değişmeyen ,değiştirilemeyen insan sınıflandırması çok basittir .bu sınıflandırmanın ,bu yüzyıl ya da gelecek yüzyıllarda da değiştirilemeyeceğini varsayıyorum.
1. Avcı insanlar
2.toplayıcı insanlar
3.hem avcı hem toplayıcı insanlar

Avcı insanlar günümüzde daha çok ticaretle uğraşan daha önceki zamanlarda ganimet peşinde başka ülkelerle savaşan insan tipidir.paylaşmayı sevmezler.
Toplayıcı insanlar
aklınıza ev kadınları gelmiş olabilir ama günümüzde memur kesimi buna en güzel örnektir.memur kafası risk almayı sevmez .toplayıcı insanlar da risk almayı sevmeyen ama kazanmayı seven insan türüdür .
Hem avcı hem toplayıcılar toplumlara yol veren dahiler arasından çıkar .bu isimlere tarihsel kişilikler örnek verilebilir .sayıları azdır.
İnsan sınıflandırmasını yaptıktan sonra toplumların halinin ne olacağına dair tespitleri daha rahat yapabiliriz.
Edit

kur'an-ı kerim

fadiyez
inanç konusunu mantık ve bilimsel çerçevede sorgulamanın ne kadar saçma olduğunu ,azıcık düşünebilenler anlayacaktır.
bir takım din adamları ; kurandan bilimsel mucizeler bulmaya çıkarmaya çabalar ,inanmayanlar ise kuran'ın mantık ve bilimsel aykırılıklarını .
her iki tarafında yaptığı yanlış aynıdır.

inanmak sizin dediğiniz gibi birşey değil arkadaşlar.

görmediğiniz ve belki de hiç göremeyeceğiniz bir ilaha inanmanızı bekleyen bir din var .burada ispatta yanlış,anti inanç tezleride .islam inancında cennetlik olanlar ilahlarını görebilecekleri anlatılır.
ne demiş şeyh pir
inanmak ya da inanmamak ,işte bütün mesele bu

(bkz:shakespeare'in aslı şeyh pir'dir ve gizli müslümandır)

Amerikan Üniversiteleri