confessions

alfa

Admin  · 9 Ocak 2018 Salı

  1. toplam giri 632
  2. takipçi 12
  3. puan 6133

yildizsozluk.net

alfa
yildizsozluk.net eski temamızla yeniden açıldı . Yazar alımları şimdilik kapalı .
com.tr versiyonuna dileyen yazar olabilir , fakat yildizsozluk.net için bu ,o kadar kolay değil . net için yazar alımları ile ilgili duyurular daha sonra yapılacak
şimdilik şu kadarını söyleyebilirim ;
com.tr 'de yazar olmak ve yazdıklarıyla kalitesini ortaya koymak gerekecek .
fikirlerinizi bekliyoruz. ne de olsa fikirler paylaşılmak içindir ,içinizde tutmayın .
https://yildizsozluk.net

öğrenci milletinden yazar olmaz

alfa
Sozluģe herhangi bir kisilik atfetmek ,olduģundan , olacagindan ,olabileceginden daha ùtopik anlamlar yuklemek sözlüğün geleceğini etkileyecektir.sözlüğün 2005 ten bu zamana dek süreli kesintilerinin nedeni budur.
O yazarın yazdığına kulp arayanlar , bu yazarın yazmasıyla sözlükten kaçtılar geçmiş dönemlerde .
Ütopik sözlük çabası yerine dolu bir sözlük tercih ederim .

yıldız sözlük'ün doğum günü

alfa
Yıldız Sözlük'ün doğum günü kutlu olsun arkadaşlar.yıldız Sözlük 15 yaşına girdi.
2004 ilk temamız


2007 yazarlar buluşmasından bazı görüntüler


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto


yildizsozluk/foto

Bütün eski yazarlara selamlar ,Umarım 15 yıl sonra bir yazar arkadaşta bizden bahsedecektir.
Nice 15 yıllara Yıldız sözlük

yıldız sözlük ilanlar

alfa
Üniversiteli yazarlar için kullanışlı bir bölüm olacağına inanıyorum. Ev arayan ,ev arkadaşı arayan ,eşya satan -almak isteyen ,not alışverişi vs her konuda ilan verilebilecek . Sözlükte olmasını istediğiniz özellikler için çekinmeden mesaj çekin .

çaylak

alfa
çaylak hesapları üzerinde kısıtlamalar kaldırılmıştır .yeni yazarlarımız serzenişlerinde haklılar.artık mesaj çekebilecekler,başlık açıp yorum yapabilecekler

güze mektup

alfa
Dediler ki "Güz mektup bekler."
Demedim ki "Mektup güzün kendisidir."
Güz mektup beklemez ama güzün, mektup bekleyen çoktur. Hem de yaz gibi mektup bekler onlar. "Yaz gibi" deyince, gözünüzde yaz avlularmdaki ağaçların serinliği altında uyku, içinizde yeni yıkanmış taşlardan yalınayak geçme arzusu, balkonlarda kabak, patates, domates, biber ama en çok da patlıcan kızartmasının kokusu belirir... Yoğurdu da yazarsam artık güz darılacak, mektup bana mı yaza mı diyecek haklı olarak, tabii yoğurtsuz olmaz!
Eylül yazın sonu değildir. Biraz bizim memleket gibidir, Batı ile Doğu arasında; bazen köprü, bazen arafta, çoğu zaman ikisine de yaranamayan ama iki kaderin de güzelliğini taşıyan, yaşayan, yaşatan bir ülke, bir cumhuriyet gibidir eylül. Güz Cumhuriyeti diyelim. Bayrağı gazel olan. Ve dalların incecik uçlarında dalgın dalgın dalgalanan.Eylül yazın sonu değildir ama yazın mektup beklemek en zorudur. Taşrada hele denizsiz, mavişiz taşralarda uzun, sıcak, sarı günler geçmek, mektup gelmek ve akşam olmak, olsa da gözlere uyku girmek bilmez! Mektup gelmez, eylül gelir. Eylülün gelişi aslında yolunu dört gözle beklediğin, olsa iki kalple de bekleyeceğin, mektubunun yanıtı değildir, daha da güzel bir şeydir. Bir tesellidir. "Eylülde Gel!" diye sesle değil, yürekle söylenen, öyle özlenen şarkılar gibidir. Mektubun gelmedi sen gel, sen gelmedin selamın gelsin, selamın gelmedi... O da gelmediyse pulun gelsin demektir! Eylül, güze de sayılır sayılmasına ama yazın gecesine de sayılsa yeridir. Yazın uykusuna, yazın rüyasına. Yaz yaşanır, rüyası eylüle kalır. Güzün mektubu ise bir yaprağa sarılır, mektup bir yaprak olur, dalından usulca kopar, rüzgar onu önüne katar, caddelerde sokaklarda gezdirir, hüzünle buluşturur, sonbaharla tanıştırır, büyütür olgunlaştırır. "Yaşamın pembe yönleri" klişesini sürdürelim; yeşil, mavi, beyaz renklerini değil yalnızca, sarı, kahverengi, bej, haki bazen siyah yönlerini de gösterir yaşamın.
Güzün mektubuna adres gerekmez. O çünkü adımıza gelmez. İçimize yazılıdır, bizde gizli bir posta kutusu vardır ki biz bile bilmeyiz yerini. Turgut Uyar'ın "Durursa anlaşılır saatin kaç olduğu" dediği gibi, mektup gelince buluruz kalbimizin yerini. Güzdür, kalp zamanıdır, kalbin eve dönme zamanıdır. Kalbin kendi evine.
Güzdür, bilinmez ki hangisi mazruf hangisi zarftır? Güzdür, insanın mektup olup puldan kanat takıp kendi içine konmak için yer aramasıdır. İnsanın yalnızlığını mevsime özgü sanma yanılgısıdır. Sanır ki onu mevsimler yalnız bırakmaktadır. Sansın. Değil mi ki insan baştanbaşa bir yanılgı olmasa da, hep avunacak bir şeyler arayan ve bulduğunu sanandır?! Güzdür, sokaklarda bir mektup bolluğu yaşanmaktadır, güzün mektubu hepimizedir, fakat üzerine basmamak gerekir. O yaprak kılığmdaki mektubu lütfen yerden alın, ister defterinizin arasına koyun, ister cebinizde unutun! Unutmayın o gazel sizindir!

okçuluk

alfa
Bundan on binlerce yıl önce henüz mağaralarda yaşayan atalarımız, barınmak, yiyecek bulmak, ısınmak ve diğer insanlardan ya da yırtıcılardan korunmak zorundaydı. Kendinden güçlü ve büyük hayvanlar karşısında tek çaresi kaçmak veya saklanmak olan insanoğlunun alet kullanma kabiliyeti geliştirmesi son derece önemli sonuçlar doğurdu.
Taş fırlatarak daha geniş bir alanın kontrol edilebileceği keşfedildiğinde ise günümüz dünyasını birçok açıdan etkileyecek bir fikrin tohumları ekilmiş oldu. Taşları daha isabetli ve güçlü atabilmeyi sağlayan basit sapanlar, ihtiyaca göre geniş menzilli mızraklar ve ardından belki de bu ikisinden ilham alan oklar meydana getirildi. Yay aracılığıyla daha büyük bir hızla ve daha uzağa atılabilen okun, çağdaşı olan diğer silahlar arasında üstünlük sağlaması ise uzun sürmedi.Bununla beraber ok ve yay eski Türk toplumlarında bir hükümdarlık sembolü olarak da kullanılmıştı. Özellikle Selçuklu döneminde basılan paraların neredeyse tamamında ok ve yay sembolleri yer almaktaydı. Ok ve yay, Osmanlı döneminde de önemini korumaya devam etti. Fatih Sultan Mehmed'in okçuluk müsabakaları için kurduğu ve içinde okçuluk tekkesini barındıran alan, bugün hâlâ Okmeydanı olarak bilinir. Semtin çevresindeki caddelerde, uzun mesafelere atılan okların yerini belirtmek için dikilen nişan taşları bulunur.

yıldızca

alfa
yıldızca ,yıldızlı yazarların oluşturduğu içerikleri, okunabilir bilgiler ,haberler,versuslar ,testleriyle güzel bir site oldu .sosyal içerik paylaşım platformlarından farklı olarak daha doyurucu bilgiler var .içerik eklemek isteyen herkes , istediği konuda yazılarını ,hiç silinmemek üzere paylaşabiliyor .
https://yildizca.com/

yıldız sözlük'te uygulanan sansür

alfa
azalarak çoğalalım öyleyse .sözlük experliği yapmaksa konu , 1999 'lu ekşi ile 2017'li yıldız'ı kıyaslamamak gerekir .yeni sözlük,zamanla yolunu bulacaktır .
sansür diyerek sözlüğü bitirdiğini sanan yazar arkadaşa , yeniden girdiği entrynin silinmemesi yeterli cevap olacaktır.
bir yıl sonra yıldız sözlük; 2 binin üstünde yazara ,12 bin başlığa ,50 bin girdiye,günlük 15 bin okuyucuya ulaşmış .daha iyi olacaktır .
kasmaya gerek yok ,dileyen istediğini yazar ,dilemeyen boş tespitlerle dikkat çekmeye çalışır .bir yaşında sözlüğe yüklenerek kendinizi fazla zorlamayın ,üstte yazara 1999'lu sözlükte ''iyi sözlükler '' diliyorum .

duyuru

alfa
sözlükle maceram devam ediyor . eğitimimle birlikte yıldız sözlük adminliğini sürdürmeye gayret göstereceğim .bütün yazar ve okuyuculara yeniden merhaba .

duyuru

alfa
30 ağustos 2018 tarihi sonrası yurtdışı eğitimim nedeniyle adminlik görevimden ayrılıyorum .adminlik görevim sırasında yıldız sözlük'ün gelecek yıllarda da yayına devam etmesi için gerekli olan çalışmaları tamamladım .
bu süreçte ;
sözlüğün okuyucuları 4 katına çıktı , her geçen gün sözlüğün hitleri arttı ve artmaya devam ediyor.
yoğun günlerde onbinlerce insan sözlüğe giriş yaparak siz yazarların paylaşımlarını takip ediyor.sözlük , hatrı sayılır bir ' sadık' okuyucu kitlesiyle yoluna devam ediyor.
yıldız sözlük sunucu taşıması gerçekleştirildi ve amazon sunucu optimizasyonu önümüzdeki hafta tamamlanıyor .
sözlüğün uzun yıllar yayında kalması adına çabalarım sonuç verdi ve sözlüğün kesintisiz bir şekilde yazar ve okuyuculara açık kalmasının garanti olmasını sağladım .
sözlüğün dünyanın en prestijli sunucularından olan amazon sunucularında barınması için gerekli çalışmalar başladı ve önümüzdeki hafta sunucu taşıma işlemi tamamlanacak

sözlük yazılımının tamamlanması sürecinin uzun sürmesi nedeniyle , benden sonraya kaldı ama yazılım diğer birçok sözlükten daha mükemmel özelliklere sahip olacak şekilde hazırlanmaya devam ediyor.2 ay gibi bir zaman sonra yeni yazılım devreye alınacak .
değiştirilecek yazılım nedeniyle ios ve android uygulamalarımız 2 ay sonra düzenlenecek ve mümkün olan en kısa sürede indirilebilir olacak .
bu süreçte elimden geleni yapmaya çalıştım , eksiklerim varsa affola
iyi sözlükler

yıldızca

alfa
Yıldızca ,yeni TEMAya geçti.umarım beğenirsiniz .yıldızca ‘da içerik paylaşımı kolaylaştırıldı .sade ve okunabilir bir arayüz seçildi . anket bölümü en kısa sürede TEMAya entegre edilmiş olacak

kola derin sondajı

alfa
Rusya'nın Norveç bölgesi sınırı yakınlarındaki Kola Yarımadası'nda 24 Mayıs 1970'ten beri kazılan kola derin sondajı, Dünya üzerine yapay olarak açılmış dünyadaki en derin deliklerden birisidir.
1980 tarihinin sonlarında Avrupa da yayılmaya başlayan bu efsane Rusya’da geçmesine karşın ilk olarak Finlandiya'daki Ammennusatia gazetesinde yayınlanmıştı. Daha sonra dünyanın her tarafına yayıldı.
1989’da Sovyet Birliğinin dağılmasından sonra, KGB’ye ait birçok dosya Amerika ve İngiltere istihbarat timleri tarafından incelemeye alınmıştır. 1990’da bu dosyalardan bir tanesi Londra Whitehall D11 departmanına fakslanmıştır. Dosyada anlatılanlar öylesine olağan dışıydı ki çok zaman geçmeden basına sızmıştır. Rusya'nın step bölgesinde büyük ve geniş bir çukur bulunmuştu. Rusya Federasyonunun kuzeyinde, Murmansk Oblastı sınırları içinde kalan toprak parçası olan Kola Yarımadasında. Hem çukurun nasıl açıldığını öğrenmek hem de dünyanın nasıl oluştuğuyla ilgili ipuçları elde etmek ve yer kabuğunu mümkün olduğunca derine inerek incelemek için jeologlardan oluşan bir grup bilim insanı bu iş için görevlendirildi.
Böylece Kola derin sondajı Sovyetler Birliği tarafından Kola Yarımadasında yapılan bilimsel sondaj kuyusu olarak tanımlandı. Malzemelerini alıp bölgeye gelen bilim adamları çukurun yakınlarında bir kamp kurup araştırmaya başladılar. Çukur oldukça genişti ve dünyanın katmanları hakkında detaylı bilgi edinebilmek ve detaylı veri için daha derine inen bir çukur açmaya karar verdiler. İlk sondaj faaliyetleri 24 Mayıs 1970 tarihinde başlamıştır. En derin sondaj 1989 yılında 12.262 metreye ulaşmıştır. O dönemde delinen en derin sondaj olma özelliğini kazanmıştır.Sondaj çalışmaları  için kullanılan dev bir matkap olan sondaj makinesi çukurun tabanına yerleştirilerek delik açılmaya başlatıldı. Yaklaşık 50 santim çapındaki delik aşağıya doğru ilerledikçe çıkartılan toprak, kaya parçaları, mineraller ve bazı madenler kamp yerindeki  laboratuvarda inceleniyor,araştırmalar yapılıyor notlar alınıyordu. Sondajın gidebileceği en ileri noktaya kadar gitmesini istiyorlardı. Bu sayede daha önce keşfedilmemiş bilgilere ulaşabileceklerdi.Bu da bilim dünyası için bulunmaz bir nimetti.14 yıllık çalışmaların ardından deliğin boyu 12 kilometreye kadar ulaşmıştı. Biraz daha deldiler ve dev matkabın ucu çok aşırı bir hızda dönmeye başladı. Bilim adamları ve beraberinde gelen uzmanlar bu seslere çok şaşırmışlardı. Bilim adamları bir yer altı mağarasına gelmiş olacaklarını tahmin ediyorlardı. Başka ekip üyeleri ise dünyanın merkezine ulaştıklarını düşünmeye başlamışlardı. Her nereye gelmişse gelsin matkap boşa dönüyordu, kırılacak, delinecek bir şey yoktu.Deliğin amacı, Dünya'nın en dış katmanı olan kabuk tabakası içerisinde gidebildiğimiz en derin noktaya kadar ulaşmaktır. Ne yazık ki bu proje, fon yetersizliğinden ötürü 2005 senesinde durdurulmuştur, kazı alanı ise 2008'den beri terk edilmiş haldedir.Bu arada delikten sıcak hava ve uğuldamalar gelmeye başlamıştı.  İlk olarak sıcaklık ölçülecek idi. Dünyanın merkezine yaklaştıkça yüksek ısı bekleniyordu ama deliğe indirilen hassas ısı ölçü aletlerine göre aşağısı 1200 dereceydi.Bu bekledikleri ısının çok üzerinde bir değerdi. Aletin bozuk olabileceğini düşünülerek başka cihaz indirildi ve yine aynı sonuç elde edildi.Grupta bulunan yer kabuğu konusunda Dünyanın en yetkin ismi olan Dr. Dimitri Azzakov olay yerine bir grup uzmanla sondaja devam etmesi amacıyla gönderilmiştir. Dr Dimitri şöyle demiştir: “Bir anda matkap deli gibi dönmeye başladı, bu bir mağaraya ve boşluğa geldiğimizin göstergesiydi. Termometreler 1200 derece gibi inanılmaz bir sıcaklığı gösteriyordu. Bu beklediğimizden de fazlaydı. Sanki dünyanın merkezinde cehennem ateşi vardı.'' olarak belirtmişti.Azzakov sondaj çalışmalarının durdurulmasını ve kendisine ısıya dayanıklı elektrik kabloları verilmesini istedi. Bu kabloların ucuna uzay araçlarında kullanılan ısı kalkanlı hassas mikrofonlar yerleştirerek kuyudan aşağı sarkıttı. Bir saat kadar sonra, kayıtta parazitler oluşmaya başlamasıyla Azzakov mikrofona bağlı hoparlörü açtı. Bu sayede erimiş kayaların oluşturduğu basıncın ve gerginliği duymayı bekliyordu. Ama kendisiyle beraber beş kişilik ekibinin duyduğu tek şey yüzlerce insanın çığlıklarına benzer seslerdi.
Azzakov sesleri kayıt altına aldı.. Olay yerine tetkike gelen bir emekli subaya Azzakov şunları söylemiştir “Sanki yerin altında insanlar vardı ama açıkçası bu mümkün değil.” En azından hali hazırda birisi herkesin aklındaki dile getirdi “Eğer ateist olmasaydım, cehennemin seslerini duyduğumu söyleyebilirdim.”Baikonur uzay merkezinden ısıya dayanıklı bir kamera getirilmesini istedi. Azzakov saygı gören bir bilim adamı olduğu için Venüs gezegenini gözlemlemede kullanılan kameranın bir benzeri 3 gün içinde askeri bir helikopterle kendisine gönderildi.Kayıt edilmiş seslerin , helak edilen kavimlerin helak sırasında çıkardıkları sesler olarak düşünenler de var ,o sesler yecüc ve mecüclere aittir diyen de .Yapılan araştırmalar, o derinlikteki kayaçların sismik hızlarının ve davranışlarının farklı olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni, o derinlikteki kayaçlar üzerindeki aşırı yüksek basınç ve sıcaklıktır. Daha ilginci, araştırmacılar bu derinlikteki kayaçlar içerisinde su tespit etmiştir. Bu kazılar yapılana kadar, hiçbir bilim insanı o derinlikte su bulmayı beklemiyordu. Bu keşif önemlidir, çünkü bu sayede Dünya'nın erken oluşumundan itibaren suyun gezegenimizin yapısında bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak yeryüzündeki sıvı suyun kaynağı bu su olamaz; çünkü o katmanların üzerini örten geçirgen olmayan bazı diğer katmanlar, suyu orada hapsolmuş halde tutmaktadır.
Sondaj sahası bugün Rusya Federasyonu jeoloji laboratuvarları kapsamında kamu mülkiyetindedir. 2003 yılı itibarıyla 8.578 metredeki 214 mm çapındaki sondaj aktif konumda olmasına rağmen 2005 yılında kaynak yetersizliğinden kapatılan işletme 2008 yılından itibaren terk edilmiş, teknik malzemeler hurda olarak satılmıştır. Söz konusu derin sondaj deliğinin ise dinamitle patlatılıp, kapatıldığı söylenmektedir.
0 /

Eski Kafa Eğitim