confessions

albino aborjin

Çaylak  · 24 Kasım 2018 Cumartesi

  1. toplam giri 57
  2. takipçi 1
  3. puan 637

siz diye hitap eden hocalar

albino aborjin
okuduğum üniversitede kimi hocalarım odasına gittiğimde ya da bir öğrencisiyle diyaloğuna tesadüf ettiğimde 'beyefendi' diye hitap ettiklerine rastlıyorum. ilk senemde hocam, odasına gittiğimde bana beyefendi diyince çok mutlu olmuştum. sınıfa hitap ederken ya da sınıftan tek bir kişiye yöneldiğinde 'siz' diyen hocalarım olduğu için çok mutluyum. hoca-öğrenci ilişkisinde öğrenciyle disiplin, terbiye hususunda mesafeli gibi duran hocaların, bilgiden cayılmaması ve ona karşı lümpenleşilmesinin öüne geçme amacı güden bu tavır nezdinde bilgiyi sürekli bir aktarabilme yönetimine sahip olduğunu düşünüyorum.

trevanian

albino aborjin
doğum 12 haziran 1931 - 14 aralık 2005
en sevdiğim yazar. asıl adı roodney william whitetaker.
ömrü boyunca adını sakladı. trevanian, nicholas seare ve benat lecagot mahlaslarını kullandı. yaşamının son yıllarında akciğerinden rahatsızdı, ingilterede vefat etti, mezarı bilinmiyor.
ben kendisinin trevanian takma adıyla yazdığı kitapları okudum sadece.çünkü kendisine belli tip kitaplar yazmasını dayatan tehditkar paragöz yayımcılar şibumi benzeri kitaplarının dışında bir kitap yazmasını istemiyordu rww'nın. şibumi kitabıyla sanırım amerikada yaşamı içerisinde en çok okunmuş 5 kişi arasına girdi rww ve buradan ekmek yiyenler de oluyordu. bir kitabında bu dönemin amerikasının yayımcılarını da eleştirmiştir (inci sokağı diye hatırlıyorum). kendisi -sanırım yine aynı kitaptaydı- farklı türle ilgilendiğinden aşk, edebiyat, polisiye, masal, editörlük vs bahsediyor bu türlerden de yazmak istediğini söylüyordu, buna binaen 'trevanian' dışında mahlasları da ekledi imza koleksiyonuna. tekrar söylüyorum ben kendisinin trevanian takma adıyla yazdığı kitapları okudum sadece. çünkü günümüzde dahi, türkçe basımlarda dahi nicholas seare isimlerinin üzerine 'trevanian kitabıdır' etiketi yapıştırılıyor. şahsi yorumumu resmi ve disiplinli kalmam gerektiği bir tanıtım yazısında paylaşmamın sebebi bu yazarı okuyacaksanız önce onu -tanımak mümkün değil- içerisinde bulunduğu durumları anlayın diyedir.
neyse
değil bir insan sarrafı değil bir doğayı anlamış filozof; kendisi hayatın jestlerinden ve mimiklerinden psikanalizini yapmış kendisini adı kadarıyla bildiğimiz gizemli bir yazar. tıpkı şibumusindeki nicholai hel gibi.
ilgi ve alakasından dolayı kullandığı tıbbi terimlerden tutun, mağaracılığın ince detaylarına, dünyanın farklı farklı yerlerinden roman mekanları seçip bir yöreye özgü ahlaktan dedikoduya kadar şeyleri kavramış(hele hele zorlu bask kültürü ve dilinden verdiği örnekler) ve kitaplarına o yörenin vatandaşıymışcasına uygun yerlerde adeta 'adet olduğu üzere' der gibi de aktarmıştır.
doğu mistisizmine kafa yormuş, insanı ve yaşantısını ezberlemiş bir adam.
yazım yanlışları için üzgünüm, uykuluyum, hatırladığım kitaplarının adlarını paylaşıyorum aşşağıda. aklıma bir şey gelirse ekleme yapacağım.

-şibumi
-katya'nın yazı
-infazcı
-kasaba
-hesaplaşma
-kaba saba masallar
-bir sokak satıcısı adına apoloji
-ölüm dansı -editör-

clint eastwood'un oynadığı the eiger sanction filmi, yazarımızın infazcı kitabıdır. kitaba aykırı olan noktalar var. rww'ı anladığım kadarıyla kendi adıyla dahi yazmamış olduğu bu eserleri sinemaya da vermek istemiyordu. madem bir aykırılık yapıyorsunuz kitapla bir gidin bari derim. 85% kitaba bağlıydı kitap ama
söylemeden geçmeyeyim. clint eastwood abimize saygımız ne kadar büyükse de trevanian'ın yarattığı karakteri -şaheseri- çok az yansıtabilmiş.

anus mirabilis

albino aborjin
mucize yıl. bir john dryden şiiridir , şiir ve bu kelime her şeyin güzel gittiği yıldan bahseder. 1492'yi işaret eder bu yıl. granada'nın düştüğü amerika'nın keşfedildiği, ispanyolların altın çağıdır bu yıl.

depresyondan kurtulma yolları

albino aborjin
ortam değiştirin. gözünüz hangi renk tonlarına alıştıysa -medeniyet grisi, sahte yeşil- tam tezatı olanlara gidin ya da asıl olanlarına. doğaya çıkın ya da kalabalık bir caddede sakince insanları izliyor gibi yapıp kendinizi izleyin. depresyon, bence sadece bir kaç perspektiften kuşatır insanı, böyle zamanlarda farklı açılarınızdan da dokuyabilirseniz kendinizi tazelendiğinizi hissedeceksinizdir, bitmediğinizi, gardınızı aldığınızı vs.
siz, o içinde bulunduğunuz durum ya da ruh halinden ibaret değilsiniz, bir şeyler hissedebilmeyi tekrar öğrenin, bir şeyler hissettirecek şeyler bulun.

çaylak

albino aborjin
24 yaşındayım, 11 yaşımdan beri de hissimi tasvir etmeğe uğraşırım, çaylak diyecekseniz gündem paylaşan ekşi bebelerine diyeceksiniz, içi boş cümleyi etkileyici paylaşan meta-narrative tapan adamlara diyeceksiniz. zerre umrumda değil de şurada bir işimizi halletmek meramımızı anlatmak için araç olacak bir şeyden 'statüm' vesilesi ile mahrum kalıyorsam kiminle neyin muhabbetini yapıyoruz. iktisadi ruh rolleri mi, kapitalist karakter örnekleri mi, bu çaylak-üstad, silver-gold-diamond muhabbetlerinin krtiği yapılalı çok olmadı mı? ya hu ne çaylağı?
machiavelli tarzında buna savunu yapacaksanız en azından umut var vs derim de haklı bakmam yine de. ne nüfus ne bir şey, krizi idare etmek süreklilik delaleti sadece toplumsal ortamda olur. şahsım için değil bir vizyon olarak; seviyelendirmeyi geçin artık derim. her gittiğim sözlük spot, sözlük vs ortamında söylerim bunu.

çalışkan öğrencilerin başarı sırrı

albino aborjin
sayısal bölümleri katmadan konuşuyorum, tecrübem dahilinde.
ÇALIŞKANLIK yok, devletin ideolojik aygıtına öküz gibi uymak var. bir dönemde bir öğrenci 8 ve 8+ dersler alabiliyorsa kimse kusura bakmasın, insanın kendine bakmamasıdır bu. çalışkanlık dediğin, döneme 4-5 ders düştüğü bir sistemde sadece sana sunulan kaynaklar ve yönlendirmelerle kalmayıp senin de ekstralarınla bilgiyi keyifli ve sürekli hale getirebilmendir.
8 ders alıyoruz, ders ortalaması a2'den yukarı olan bir kişinin normal insan olduğunu görmedim. -lütfen 'normal insan kurgu mudur/değil midir'e girmeyelim- 2 kelimeyi yan yana getiremiyor, sosyal ortamlarda aşırı uyumsuz, tutarsız, her taraftan ilkellik akıyor-kaplumbağa tıslıyor ya da kabuğuna fırlıyor-, birader teori konuşalım biraz ya hu demek üzere tipli, ee hafta sonu ne yaptın desen, hiiç ders çalıştım çok sıkıldım ama bunun bilimsel bir yanı ya da benzediği bir ünlü kişisi kuramı da oluyor muhakkak.
yarın öbür gün bu adamlar bir de bizim üstümüz yöneticimiz oluyor, halkın yöneticisi oluyor, memur oluyor. nitelikli öküz yetiştirmek bu, sitem etmiyorum elbette, insanlar kendi elleriyle özgürlük adını verdiği doxalar aracıyla istediği boku yiyebilir ve halka doğru yellenebilir. bunlar olağan bunlara şaşırmak çağımızı anlamamak ve zırva ve zırva. bu tarz insanları konuşturmaycaksınız, 8 dersi meşrulaştırmalarına izin vermeyeceksiniz, ha az çalışıyordur çok çalışıyor, gayet rahattır sosyaldir hiç farketmez, öküzlüğü yüzümüze haykıran bir şey elbette olağan olabilir ama meşruluğu toplum atfeder meşru olmasına izin vermeyeceksiniz.
2 /

Amerikan Üniversiteleri