soneler

umbrella
sone 66, can yücel çevirisi;

vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen'e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

sone 66, talat sait halman çevirisi;

bıktım artık dünyadan, bari ölüp kurtulsam:
bakın, gönlü ganiler sokakta dileniyor.
işte kırtıpillerde bir süs, bir giyim kuşam,
işte en temiz inanç, kalleşçe çiğneniyor,
işte utanmazlıkla post kapmış yıldızlı şan,
işte zorla satmışlar kızoğlan kız namusu,
işte gadre uğradı dört başı mamur olan,
işte kuvvet kör-topal, devrilmiş boyu bosu,
işte zorba, sanatın ağzına tıkaç tıkmış.
işte hüküm sürüyor çılgınlık bilgiçlikle,
işte en saf gerçeğin adı saflığa çıkmış,
işte kötü bey olmuş, iyi kötüye köle;
bıktım artık dünyadan, ben kalıcı değilim,
gel gör ki ölüp gitsem yalnız kalır sevgilim.