şizofreni

wish you were beer
Şizofreni, beyindeki kimyasal madelerin iletiminde bir bozukluk olması ve beyin yapısında bazı farklılıkların görülmesiyle ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır. Hastalığın aktif (alevlenme) ve pasif (iyileşme) dönemleri vardır. Her ne kadar tedavi edilebilir olsa da bir çok hastada ise tamamen düzeltilemez. Kişinin hayat şartlarını ve kalitesini, çevreyle olan iletişimini çok zorlaştıran bir durumdur. Toplumda bilinenin aksine şizofren hastaları çevrelerine zarar vermez. Yani aniden saldırganlaşması söz konusu değildir.



Bu hastalık, toplumda çok sık konuşulan bir hastalık olmasa da oldukça yaygındır. Dünyada 60-65 milyon, ülkemizde ise 600 binden fazla şizofreni hastası vardır. Yani dünyada her yüz kişiden birinde şizofreni hastalığı görülür. Genelde 16-25 yaş arasında ortaya çıkar. Başlama yaşı ne kadar düşerse hem beyinde hem de kişilik üzerinde hasar o kadar fazlalaşır. Bu da hayatı daha da kötü bir hale getirir.
Kayra
Gerçeklerden kopmak. Dereceleri farklıdır, dönem dönem olanları da vardır. Şizofren olmak için gerek ve yeter şart sesler duymak ve/veya olmayan şeyleri görmek değildir. Herhangi bir ses duymasa bile kişinin kendinde tanrıyla konuştuğu inancı oluşabilir. Buna binaen bu konuşmanın aracıları da olduğunu iddia edebilir. Kendisini alemlerin elçisi sanabilir. Hezeyanlar çok ağır olabilir ve işin daha kötüsü bu insana milyarlar inanabilir. Şizofreninin çok ağır bir hastalık olduğu doğrudur, tedavi edilmesi zordur. Bazı hastalar hastalığın etkilerini eşik değerinin altına düşürebilirler. Bu farkındalıkla alakalıdır.
Ateist peygamberdevesi
Dilimize fransızcadan girmiş bir sözcüktür.



Fransızca-türkçe sözlükte kendine şu şekilde karşılık bulur:



Schizophrénie: usyarılım, şizofreni; gerçeklerle olan ilişkilerin büyük ölçüde zayıflaması; düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli bozulmaların ortaya çıkması gibi belirtiler gösteren bir ruh hastalığı.
umbrella
Böyle birine denk gelmiştim.
Ağacın dalından havada uçan kuşa kadar her şeyin onu dinlediğini, öldürmek istediğini, zarar vermek istediğini düşünüyo.
ertesi gün, geçen gece söylediği şeyleri ise hatırlamıyo. korkunç bir hastalık.
yildizrobotics
Bir aralar bende olduğundan şüphelendiğim hastalık. Sonradan sadece şizofreni tanımına girecek kadar basit bir hasta olmadığımı öğrendim, ben sadece şizofren değildim.

Yıllarca (Özellikle lisede) ağır dereceli OKB ile savaştım, çok ama çok savaştım, galip çıktığımı sandım ama başka hastalıkların temelini oluşturdu sadece.

Ağır dereceli bir paranoyağım maalesef. Her şeyi kurgularım. Kuruntum çoktur. Bunlarla savaşmak için yeni ilaçlara başladım (Anti psikotik) ve şimdi gerçekten iyi gibi durumum.

Şizofreni ise var da diyebiliriz, yok da. Bunların yerine benzer olan maladaptive daydreaming ve derealizasyon var.

Bipolar gibi bir sinirli, bir mutluyum mesela. Bu da var.

Tüm bunların en iyi tanımı ise (bkz:Atipik Affektif Bozukluk)

Kısacası her hastalıktan fazla ya da az da olsa biraz biraz var. Bugüne kadar (27.5 yaşıma kadar) hapse girmemem bence çok büyük başarı. Hayatımı devam ettirdiğim her saniye çok büyük bir başarı örneği. Bu başarılar bana bir ömür yeter. Benim çalışmamam lazım, bunu biliyorum. Keyif, sefa ve tembellik içinde insanlardan (Çoğundan) uzakta durarak hayatımı tamamlamalıyım. Çalışırsam kafayı yerim çünkü, benim hastalıklarımın tamamını tetikler. Babam bu konuda yardımcı oluyor ve prim günlerimi kendi fabrikasında beni bir çalışan gibi göstererek tamamlıyor. Emekli de olacağım yani. Sağ olasın. Bu durumda okumamın bir anlamı yok, evet ama diplomayı olur da alırsam bu da ayrı bir başarı örneği olacak. Bu kadar ağır hasta birinin okul bitirmesi çok büyük bir mucize olur çünkü ve sadece 12 kredim kaldı. Evlilik falan hayal tabii, 2-3 haftada bir parayla yapıyorum bazı şeyleri, başka türlü olmayacak çünkü ve hastalık konusunda da çok titizim. Yani normal insanlarla yapmamla onlarla yapmam arasında risk açısından fark yok.

Bu kadar ağır hasta olmamın bir getirisi de askeri muafiyet tabii. Çok hastayım ve askerlikten muaf olmam gerekliydi.

Şu anda uğraşacağım tek şey bilek güreşi. Dahasına gerek yok. Arada da enstrümanlarla uğraşırım. Yeterli.
prangasparadise
bomboş duran gözlerin arkasında bilmezler ki ne kadar canlı bir hayat yatıyordur..bu kişiler hayatın kendisine sunamadıklarını kendi hayal dünyasında yoğurarak hayal gücünde bütün ele geçirilemeyen arzuları yaşamaya çalışırlar..hayatın, kişilerin arzularını karşılayamaması sonucu oluşan bir ruh hastalığıdır