-->

okçuluk

alfa
Bundan on binlerce yıl önce henüz mağaralarda yaşayan atalarımız, barınmak, yiyecek bulmak, ısınmak ve diğer insanlardan ya da yırtıcılardan korunmak zorundaydı. Kendinden güçlü ve büyük hayvanlar karşısında tek çaresi kaçmak veya saklanmak olan insanoğlunun alet kullanma kabiliyeti geliştirmesi son derece önemli sonuçlar doğurdu.
Taş fırlatarak daha geniş bir alanın kontrol edilebileceği keşfedildiğinde ise günümüz dünyasını birçok açıdan etkileyecek bir fikrin tohumları ekilmiş oldu. Taşları daha isabetli ve güçlü atabilmeyi sağlayan basit sapanlar, ihtiyaca göre geniş menzilli mızraklar ve ardından belki de bu ikisinden ilham alan oklar meydana getirildi. Yay aracılığıyla daha büyük bir hızla ve daha uzağa atılabilen okun, çağdaşı olan diğer silahlar arasında üstünlük sağlaması ise uzun sürmedi.Bununla beraber ok ve yay eski Türk toplumlarında bir hükümdarlık sembolü olarak da kullanılmıştı. Özellikle Selçuklu döneminde basılan paraların neredeyse tamamında ok ve yay sembolleri yer almaktaydı. Ok ve yay, Osmanlı döneminde de önemini korumaya devam etti. Fatih Sultan Mehmed'in okçuluk müsabakaları için kurduğu ve içinde okçuluk tekkesini barındıran alan, bugün hâlâ Okmeydanı olarak bilinir. Semtin çevresindeki caddelerde, uzun mesafelere atılan okların yerini belirtmek için dikilen nişan taşları bulunur.

Eski Kafa Eğitim