niccolo machiavelli

yıldız sözlük
İtalyan siyaset adamı ve yazar, 1469 yılında Floransa'da doğdu. Floransa Cumhuriyetinde ulusal milis örgütünü kurmaya çalıştı. Yaşadığı dönemde İtalya siyasi ve askeri açıdan büyük sorunlar içerisinde olmasına karşın ekonomik ve kültürel açıdan çok gelişmiş durumdaydı. Ve aynı İtalya'da "Rönesans" doğmak üzereydi.

Siyasal düşünce tarihinde "amaca ulaşmak için her şey meşrudur" görüşünü savunan makyavelist siyasal sistemi oluşturmuştur. Bu sistem, yönetmek için her yolun geçerli olduğu görüşüne dayanır ve hiç bir ahlaki değeri dikkate almaz. Ancak ahlaki açıdan bir suçlama sayılabilecek bu görüşün, siyasal açıdan bir gerçekliği de dile getirdiğini yadsıyamayız. Makyavelizm, siyaset biliminde hala geçerliliğini sürdüren bir anlayış, yüzyıllardır eskimeyen bir olgudur.


Machiavelli'nin gerçekliğe dayanan siyasal düşüncesi "Discorsi Sopra La Prima Deca Ti Livio" (Titus Livius'un İlk On Yılı Üzerine Konuşmalar 1513-1519) adlı yapıtında yavaş, yavaş biçimlendi. Bu yapıtında Vico'dan önce "çevrimsel bir tarih kuramı "m ortaya koydu. Buna göre monarşi Tiranlığa yol açıyor, aristokratlık oligarşiye, demokrasi de anarşiye dönüşüyordu. Bunun üzerine monarşi yeniden ortaya çıkıyordu (Büyük Larousse 1994.


1524 yılında yazdığı "İl Principe" (Hükümdar) en ünlü eserinde yönetime ilişkin yönetimin halk rızasına dayanması, yetkinin yönetilenlerin kabulüne dayanması, yönetimin sorumluluğu, liderlik teknikleri yönetimin sürekliliği, rüşvet ve kayırmanın sakıncaları konularına değindi. Çeşitli devlet tiplerini, bu devletlerin çeşitli kuruluş biçimlerini (güç, hainlik, talih vb.) ve bu devletleri korumanın çeşitli yollarını inceledi. Hükümdarın erdem ve kusurları, sevgi mi yoksa korku mu uyandırması, sözünü tutması mı yoksa tutmaması mı gerektiği gibi sorunları hep bu açılardan ele aldı. Machiavelli "Hükümdar"da siyasal olayları bir kimyagerin kimyasal tepkileri incelediği gibi inceledi (Bağdatlı .

"İl Principe"de ileri sürdüğü görüşler şunlardır:

"Hükümdarlıklar ya soydan geçmedirler -ya da yenidirler." (s.15)


"Soydan geçme hükümdarlıklarda yapılacak şey ataların koydukları ölçülerin dışına çıkmamak ve zaman içerisinde suyun akışına uymaktan ibarettir." (s. 16)

"Eğer hükümdarlık büsbütün yeni değil de başka bir hükümdarlığın parçası gibi ise-bu durumda tümüne birden karma hükümdarlık denebilir. Silahlı gücünüz ne olursa olsun bir ülkeyi ele geçirmek için o ülke halkının sizden yana olmasına ihtiyacınız vardır." (s. 18)

"Fethedilen devleti elde etmenin 3 yolu vardır. Çarelerden biri, işgal edilen devlete bizzat gidip yerleşmek; bu daha sürekli bir egemenliği sağlar, Türkler öyle yaptılar. Diğer bir çare ülkenin kilit bir-iki bölgesine göçmen yerleştirmektir. Diğer bir çare de göçmenlerin yerine askerlerden yararlanmaktır; Bunda devletin masrafları çok fazlalaşır." (ss.20-21)

"Adetleri kendi ülkesinden farklı olan bir ülkeyi ele geçiren hükümdar, kendisinden daha zayıf komşusu devletlerin koruyucusu ve lideri olmalı, kuvvetli olanları zayıflatmaya çalışmalıdır. Kendinden daha güçlü devletin ayak basmasını mutlaka önlemelidir."(s.21)

"Fethedilen devletlerin kendi yasaları içinde özgür yaşama gelenekleri varsa bu devletleri elde tutmak için birinci yol onları yıkmaktır, ikincisi bizzat gidip yerleşmektir, üçüncüsü de devleti kendi yasaları ile bırakmaktır. Fakat bu durumda devleti haraca bağlamak, burada kendisine bağlı bir yönetim kadrosu oluşturmak gerekir." (s.31)

"Sıradan bir insan iken hükümdar olmak ya yetenek ya da talih işidir. Güçlüklerin çoğu ya birincisinin ya da ikincisinin yardımı ile ortadan kalkar." (s.33)
"Sıradan bir kişi iken talihin yardımı ile hükümdar olanların çok az güçlükleri olur. Fakat hükümdar olduktan sonra yerlerini korumaları çok güçtür. Bu hükümdarları yerlerinde tutan iki şey, onları oraya getirenlerin iradeleri ve talihleridir." (s.37)


"Hiçbir yeteneğe ve talihe sahip olmadan, sıradan bir insanı hükümdarlığa getiren iki yol ya kötülük ve cinayet veya yurttaşların yardımıdır." (.45)

"Bir ülkeyi ele geçiren kişi, uygulamak zorunda olduğu sert önlemleri her gün tekrarlamamak için bir anda hepsini uygulamalıdır. Yapılacak bütün kötülükler bir anda yapılmalı, böylece daha az acı verir; buna karşılık iyilikler azar-azar yapılmalı, böylece tadına daha iyi varılır, (ss.48-49)

"Bir yurttaş yurttaşlarının yardımı ile hükümdarlığa gelirse, bu hükümdarlığa sivil hükümdarlık denir. Bunun için kurnaz olmak yeterlidir." (s.50)

"Akıllı hükümdar, yurttaşlarını her zaman ve her durumda kendisine muhtaç bırakmalıdır. Onların sürekli olarak bağlılığını sağlayacak tek yol budur." (s.53)

"Dinsel hükümdarlıklar ya talih yada yetenekle elde edilir. Bunlar o kadar güçlü kurumlardır ki ne şekilde yönetilirlerse yönetilsinler hükümdar her zaman yerini korur." (s.57)

"Bütün devletlerin başlıca temelleri iyi kanunlar ve iyi ordulardır. İyi orduların bulunmadığı yerlerde iyi kanunlar bir işe yaramayacaktır. Paralı ve yardımcı askerler faydasız ve tehlikelidir. Bir hükümdar kendi askerine sahip değilse hiçbir zaman güvenlik altında olamaz, kaderin oyuncağı olur." (ss.60-69)


"Askerlikle uğraşmaktan çok eğlenceyi seven hükümdarların devletlerini kaybettikleri görülür. Pratik olarak askerlerini her zaman harekete hazır halde tutunmanın yanında hükümdarın av ile ilgilenmesi, böylece vücudunu yorgunluğa alıştırması gerekir." (ss.72-73)

"Varlığını sürdürmek isteyen bir hükümdarın iyi olmamayı öğrenmesi ve koşulların gereklerine göre davranmayı bilmesi gerekir." (s.74)

"Hükümdar olma yolundayken cömert gözükmenin yararı vardır. Başa geldikten sonra bir hükümdar cimri diye tanınmaktan fazla yüksünmemelidir. Yeter ki halkı soymasın, kendi-kendini savunabilsin, yoksulluk" ve itibarsızlığa düşmesin. Dünyada cömertlik kadar insanı bitiren bir şey yoktur." (ss.77-78)

"Her hükümdar zalim değil, merhametli gözükmeyi istemelidir. Bununla beraber bu merhametin yerinde kullanılması gerekir. Hükümdar kolay inanıp harekete geçmemeli, kendi gölgesinden de korkmamalıdır." (ss.79-80)

"İhtiyatlı bir hükümdar, kendine zararı dokunuyorsa, verdiği sözü tutmaz. Söz vermesini gerektiren şartlar değişmişse yine sözünde durmasına gerek yoktur. İnsanlar iyi olsalardı bu davranış biçimi kötü olurdu. Fakat insanlar kötü olduklarına ve onlar verdikleri sözlerde durmadıklarına göre siz de verdiğiniz sözde durmak zorunda değilsiniz." (s.84)

"Hükümdar kendisini küçük düşürecek ya da nefret uyandıracak davranışlardan kaçınmasını bilmelidir. En önemlisi uyruğunun mallarına ve ırzlarına dokunmamaktır. Çünkü * genellikle insanlar mallarına ve onurlarına dokunulmazsa rahat dururlar." (s.87)

"Hükümdarlar kin yaratacak davranışları başkalarına yaptırmalı, kendileri sadece halkta iyi duygular uyandıracak işlerle uğraşmalıdırlar. Hükümdar seçkinleri korurken halkın nefretini çekmemelidir." (s.90)

"Bir hükümdar ülkesine yeni bir ülke kattığı zaman bü ülke halkını kendisinden yana olmuş olanların dışında silahtan arındırması gerekir." (s.99)

"Büyük girişimlerde bulunmak ve kişiliğiyle ilgili saygın örnekler vermek vermek kadar hiç bir şey hükümdarı değerli kılamaz." (s. 103)

"Hükümdar hiç bir zaman başka birine saldırmak için kendisinden daha güçlü birisiyle işbirliği yapmamalıdır. Aynca hükümdar, her sanat dalında başanlı olmuş kişileri benimseyip övmeli, böylece erdemden yana bir insan olduğunu göstermelidir." (s. 106)

"Hükümdarın bakanlarını seçmesini bilmesi küçük bir iş değildir. Bir bakam iyi tanımak için şaşmaz bir kural vardır. Sizden çok kendini düşünüyor, yaptığı tüm işlerde kendisine bir pay ayırıyorsa bu kişi hiçbir zaman iyi bir bakan olamaz; ona hiçbir zaman güvenilmez. Hükümdar bakanını gözetmeli, ona ikbal ve zenginlik sunarak kendisine bağlanmasını sağlamalıdır." (ss. 108-109)

"Dalkavuklardan korunmak için, doğruyu size söylemelerinden yüksünmeyeceğinize insanları inandırmanız gerekir. Fakat size herkes doğrulan anlatabildiği zaman da saygınlığınız azalır. Bu
nedenle hükümdann üçüncü bir yol bulması; ülkesindeki akıllı insanları seçerek onlardan sadece kendi sorduğu sorular konusunda bilgi alması, geri kalanlara kanşürmaması gerekir." (s. 110)

"Çoğu kişi dünya işlerini insanların değiştiremeyeceğine, bunların karşı konulmaz bir şekilde talihe ya da Tanrının isteğine bağlı olduğuna inanır, Bununla beraber, irademizin sonsuz olduğunu kabul etmeden, işlerimizin yansım talihe bağlayarak diğer yansının bizim elimizde olduğuna inanıyorum." (s. 115)

"Zamana ayak uydurabilen hükümdar mutlu, uyduramayan ise mutsuz olur." (s. 116)

Machiavelli'nin her türlü ahlaksal kaygıdan arınmış: kendi kurallarını

kendi koyan.
bu başlıktaki tüm girileri gör