nazım hikmet

anjinapektoris
tam ismiyle nazım hikmet ran.

1902-1963 yılları arasında yaşamış , ülkemizin başına gelmiş en harika şeylerden biridir. yazdığı her şiir , her cümle insana beyin orgazmı yaşatır. siyasi duruşunu sevmeyenler bile gizli gizli okur kendisini. doğduğu topraklardan çok uzaklarda ölmüştür. ayrıca sevdiğim kadının en sevdiği şairdir.



BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:

-Seni seviyorum,

ama nasıl,

avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp

parmaklarımı kanatarak

kırasıya

çıldırasıya...

Erkek kadına dedi ki:

-Seni seviyorum,

ama nasıl,

kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,

yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,

yüzde hudutsuz kere yüz...

Kadın erkeğe dedi ki:

-Baktım

dudağımla, yüreğimle, kafamla;

severek, korkarak, eğilerek,

dudağına, yüreğine, kafana.

Şimdi ne söylüyorsam

karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..

Ve ben artık

biliyorum:

Toprağın -

yüzü güneşli bir ana gibi -

en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..

Fakat neyleyim

saçlarım dolanmış

ölmekte olan parmaklarına

başımı kurtarmam kabil

değil!

Sen

yürümelisin,

yeni doğan çocuğun

gözlerine bakarak..

Sen

yürümelisin,

beni bırakarak...

Kadın sustu.

SARILDILAR

Bir kitap düştü yere...

Kapandı bir pencere...

AYRILDILAR...
yazmayan yazarların sözcüsü
Nazım hikmet yalnızca askıyla barınmaz bu ülkenin ruhunda,anarsist ruhuyla da barınır
En güzel siirinden birini de deniz gezmise yazmıstır:

Delikanlım!.İyi bak yıldızlara,onları belki bir daha göremezsin....
Belki bir daha yıldızların ışığında kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..
Delikanlım!.Senin kafanın içi yıldızlı karanlıklar kadar güzel,korkunç,kudretli ve iyidir.
Yıldızlar ve senin kafan kâinatın en mükemmel şeyidir .
Delikanlım!.Sen ki, ya bir köşe başındakan sızarak kaşından gebereceksin,ya da bir darağacında can vereceksin.
İyi bak yıldızlara onları göremezsin bir daha
Delikanlım!.Belki beni anladın,belki anlamadın.Kesiyorum sözümü.
Sevmek mükemmel iş delikanlım.Sev bakalım...
Mademki kafanda ışıklı bir gece var,benden izin sana,sevsevebildiğin kadar..
sütü seven kamyoncu
beni en çok etkileyen şiirin de yazarıdır kendisi:

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
kullanıcıadıbulamadım
Evet saatinde Vera yazıyordu ama Pirayeyi de çok sevdi Nazım.Ayrıca Pirayeye yazmış olduğu mektupların her biri ayrı güzeldir.



Sevgili Piraye;

Balık koskoca okyanusun derinliklerini avucunun içi gibi bilse de, bir lokma uğruna, atılan oltaya can feda. Bırak benim de avucumun içi gibi bildiğim o koca kalbin de bir hata yapma hakkım olsun.

Şimdi sen yoksun

ağlıyoruz arkadaşlarımla,

ağlıyoruz arkadaşlarım bulutlarla.

Yağmur yağıyor mu oraya bilemeyiz ama, biz ağlıyoruz Piraye.

Bu balık nefes alıp verdiği suyun altında boğuluyor, bu kelebek ölümü dört gözle bekliyor.

O balık nerede boğuluyor biliyor musun?

Önümde ki beyaz sayfalara haykıramayıp yutkunduğum, içime ağlayıp, içim de biriktirdiğim denizin için de boğuluyor. Bu kelebek intihara kalkışıyor.

Bırak bir hata yapma hakkım olsun. Yaşadığım deniz de can veriyorum. Kalemim kan kaybediyor, kalemim ağlıyor Piraye.
PARS
İbrahim Balaban hapisteyken Hikmet Ran ile arkadaş olmuştur (ressam Balaban). Dini bir bayram sabahında Nazım'ın iyi giyindiğini ve tıraş olduğunu gören balaban, buna anlam verememiş ve sebebini sormuştur. Aldığı cevap ise:

-"Bunlar bizim bayramlarımız değil ama bizim bayramlarımızdır." olmuştur.
Conqueror
Piraye'ye ithafen "Biz bașka severdik bu yüzden bașka sevmedik." diyen ama yaklașık on iki sevgilisi olan türk edebiyatının efsane șairi,mavi gözlü dev.
noname
Mavi gözlü dev lakabıyla tanınan şair.Mayakovskiden etkilenmiştir. Kalemi güçlü bir yazar ama aşk hayatı konusunda biraz gel gitleri olan bir yazardır kendileri efenim.
En sevdiğim şiiri de aşağıdadır.
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
10th of november
seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

dünyanın en güzel sesinden,

en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...

fakat artık ümit yetmiyor bana,

ben artık şarkı dinlemek değil,

şarkı söylemek istiyorum.
0 /