feminizm

Karisikkulaklik
XVIII. yüzyılda Fransa’da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akım.


Asıl amacı kadınları yüceltmek olmayan, kadınla erkeğin eşit olduğunu anlatmaya çalışan fikir akımı. Ama ülkemizde bunun ne olduğunu anlamadan sadece kadınları yüceltmeye çalisan ici boş feministler yüzünden yanlış algılanmaktadır ve eleştiri oklarına maruz kalmaktadır. Feminizm fikir olarak erkeklerin haklarını da destekler ve o hakların ortak olduğunu, kimsenin kimseye üstün olmaması gerektiğini savunur. Kadının üstünlüğünü savunmaz.
Ateist peygamberdevesi
Feminizm (féminisme) sanıldığı gibi eşitliği savunmaz. Eğer eşitliği savunuyor olsa idi ismi farklı olurdu.
Féminin = dişi
Féminisme = dişicilik
Yani demem o ki amacı erkek ve kadın bireylerin eşit olduğunu savunmak değil, kadınların üstün olduğunu savunmaktır.
Son olarak diyeceğim şudur: Değerli kadın bireyler, feminizm falan boş iştir, esas olan karşılıklı saygı duyan bireylerdir. Insanlar ikiye ayrılır ama erkek ve kadın olarak değil iyi ve kötü olanlar olarak.

Edit: beni değil dilbilimi eksiliyorsunuz hanımlar.
noname
Kadın ve erkek eşitliğini savunan, ataerkil toplum yapısını eleştiren akımdır. Fransada ortaya çıkmıştır

Feminizmde yanlış algılanan noktalara değinmek istiyorum: Feminizim kadın ve erkek eşitliğini savunur, erkeği aşağılamaz
Feministler erkek düşmanı değillerdir.
Feminizmin karşı çıktığı nokta, ataerkil düşünce yapısıdır erkek düşmanlığı değil
Feministler saldırgan bir yapıya sahip değiller veya erkeklerden nefret etmiyorlar.
Nearyone
Feminizm değil, eşitlik diyeceksin! Madem kadın erkek "eşitliğini" savunuyor neden feminizm deniyor? Kadınlar nasıl ki bayan denmesine karşı, ben de buna karşıyım.



Feminen=kadınsı

Kelimesinden türeyen bişeyi kabul edemem (!)
username
Ülkemizde maalesef çok farklı taraflara çekilebilen bir ideolojidir. Feministler lezbiyen, dişiligini kaybetmis ya da erkek düşmanı değildir. kadınların zaten sahip oldukları hakları(!) erkeklerle eşit düzeyde kullanabilmesini amaçlar ki bu gayet doğal bir taleptir.
SabutayTürk
türkiye'de her şeyde olduğu gibi suyu çıkarılan akım. yurt dışında olay nasıl ilerliyor bilmiyorum ama genel olarak bu arkadaşlar her yerde soyunuyorlar. her soyunduklarında aklıma gelen şey şu: "kadın erkek eşitliğini savunduklarını söylüyorlar, soyunuyorlar, çünkü bedenlerini silah olarak kullandıklarını söylüyorlar fakat unuttukları şey, soyunarak, sadece "meme" var mı? diye düşünen erkekleri sevindirmek ve kadın bedenini aşağılamaktan başka bir şey yapmadıkları". Evet, feministler soyundu dendiğinde genelde erkekler "meme" var mı?, diye ilgilenirler.

Feminist arkadaşlar, söyleyeceğim tipteki feministlerden değilseniz kızmayın, sizde biliyorsunuz öyle olduklarını, itiraf edin. türkiye'de ne kadar feminist gördüysem "çirkin". Toplumun güzel olarak gördüğü kadınlardan değiller, ilgisizlikten muzdarip, ilgiye muhtaçlar, erkekler onları dikkate almıyor ve buna sinirleniyorlar. Sonuç olarak da çözümü feminizmde buluyorlar. Geneli işsiz, kimisi uğraş olsun diye yapıyor kimisi trollükten. Hepsinin ortak özelliği hiçbir şey yapmayıp ortalıkta "namus mu? , kirletmeden duramam, erkeğin kalbine giden yola sıçayım, lilith'in sürtükleriyiz, tam namuslu olacağım bir gülme geliyor" gibi saçma sapan, kadını daha da aşağılayan, ahlaksız pankartlar açıp sloganlar atmak. okuma yazma bilmeyen, 60-70 yaşında nenenin eline "inadına mini etek giyeceğim" pankartı vererek mi kadın erkek eşitliğini sağlayacaksınız?

farklı bir açıdan ortak yönlerine bakmakta da fayda var. hdp seçim propagandası yaparken çok kullandı feministleri. feminist eylemlerde lgbt falan da yer alıyor, destekçilerin arasında komünistler, solcular, hdp'liler, ezildiğini iddia eden kürtler de yer alıyordu. hepsine belli bir yere kadar saygım var fakat çoğunluğunun ortak özelliği her şeyin suyunu çıkarmak, olayı goygoya vurmak... yukarıda bahsettiğim ideolojilere sahip insanların da genel özellikleri ciddi şeylerin suyun çıkarmaktan ibaret, parantez açmakta fayda var, bahsettiklerim türkiye için geçerli.

adliye girişinde aranması sebebiyle soyunan feminist avukat ne yapıyordu, amacı neydi, aramaların sebebi açık değil miydi, herkes aranırken, erkek avukatlar orasını burasını elletirken onun özelliği ne, bir tek onun mu vücudu var? işte feminizm reklamdan, kullanılmaktan ibaret, " türkiye'de".

not: çok eksilenecek, eksilenmeyeyim diye çekincem yok, bir kere doğruyu yapıp eksilemek yerine cevaplayın, saygılar.
jenjenrosso
Kadinlara saygili olmama ragmen Turkiyede'ki feministlerin bokunu cikarmasindan oturu antifeminist olup cikmis durumdayim.
Feministlik normalde esitligi esas almasina ragmen ülkemizdeki femenlerin cogu kendi ustunlugunu ilan etmis durumda
fyfaen
eğer kadın erkek eşitliğini savunuyorsa yanlış yapıyor dediğim akım. zira eşitlik ancak ve ancak iki eş varlık arasında mümkün kılınabilir. kadın ve erkek gibi fizyolojik olarak farklı yaratılmış iki varlığın eşit olmasını istemek garip olacaktır. söz konusu "adalet" istenmesi ise orası ayrı. adilliği kim istemez? kadın haklarını savunmaksa derdimiz en önde savunanlardan biriyim ama gelip de bana "elmayla armut eşittir" demeyin, reca ediyorum bu bahsi kapatalım.

bazı feminist arkadaşların kendini ifade etme konusunda başarılı olmadıklarını, ayrıca biraz da fevri olduklarını söylemek zorundayım. alınmaca darılmaca olmasın lütfen.swh
beardman
kendi özgüven eksiklerini feminist adı altında gidermek isteyen topluluktur. bu bireyler kendini feminizm olmadan toplumda var olmaları düşük bir ihtimaldir bence. kısacası bu akıma mensup bir çok kişi kendilerini feminizm ile özdeşleştirip kendi bilincini kaybediyor. ayrıca feminizmin bir kimlik olduğunu itiraz etmeyeceğinze göre baudrillard dan şu sözü paylaşmakta bir beis görmüyorum:

Kimlik özgürleşmiş varlığın; ancak boşluk ortamında özgürleşmiş ve kim olduğunu artık bilmeyen varlığın sahiplenme takıntısıdır.
Neşeli tavşan
Lisede feminist bir arkadaşım lafa şöyle başlamıştı "tabii ki feminizmi savunuyorum hepimiz eşitiz blabalabalajal..." ve şöyle bitirmişti " ay bi kere kadınlar her türlü erkeklerden üstündür biz özel varlıklarız hıh " bence bu Türkiyede algılanan feminizm için çok güzel bir örnek. Dolayısıyla ben artık feministim demeye korkar oldum. Çünkü sırf örnekteki hemcinslerimden dolayı karşı cinsin içi boş saldıtılarına uğruyorum ve canım sıkılıyor. Ayrıca girl power tişörtlü feministlere iki çift lafım var. Dünya kadınlara sizin süslü tişört ve şekilli sloganlarınızla saygı duymayacak tam olarak şöyle saygı kazanılır;

- Kadından cumhurbaşkanı olmaz

Olacaksın

-Kadın iş kuramaz

Kuracaksın

-Kadınlar bilimden anlamaz

Buluşu yapıp masaya koyacaksın

-Kadından kaptan olmaz

Olacaksın

Bu liste çok uzar

Kız gibi, kadın yapamaz, sen kızsın anlamazsın gibi kalıplar fon kartonuna yazılan sloganla yok olmaz, bunu ancak bir şeyleri başararak ortadan kaldırabilirsin.
bendeöyledüşünmüştüm
Özellikle ikinci dünya savaşından sonra savaş esnasında, erkeklerin cephede olmasından dolayı, kadınların ekonomiye katkıda bulunmaları feminizmin güçlenmesine yol açmıştır. Kadınların da erkekler gibi her alanda başarılı olabileceği, erkekler kadar güçlü olabileceği, özgürce, himaye altında kalmadan hayatını devam ettirebileceği düşüncesi, kadınların haklarını savunma isteği ile feminizm can bulmuştur. Kadınlar duygusal anlamda erkekler kadar net ve kesin karar veremeyebilir. Bedensel olarak bir erkeğin yapacağı her işi yapamayabilir. Aslında kadınların aradığı eşitlik mahkemede, mecliste,sandıkta,evlilikte saygı görmek,değer görmek... Elinin hamuru ile sen karışma ya da kadının saçı uzun aklı kısa olur gibi aşağılayıcı sözlere maruz kalmamak. Başarılarının desteklendiğini görmek, kariyer yapabilmek, geleceğini hayalleriyle kendi elleriyle kendi istekleri doğrultusunda inşa edebilmek... Kız çocuklarını okutmak için bunca faaliyetin sürdürülmesi şimdiye kadar kadın erkek eşitliğini sağlamak adına farkında mısınız?Yüzeysel düşünmemek lazım.
layetezelzel
ne yazıkki ülkemizdeki bir kısım destekçisinin işi fanatizme taşıyarak yanlış anlaşılmalara sebep verdiği durumdur.



olması gerekenden saptırılarak adalet anlayışı yerine kadının üstünlüğü ve erkeğin aşağılanması şeklinde işlenen bir konu haline getirildi. normalde kimsenin kimseye yapmaması gereken hareketleri bir kadın bir erkeğe yaptığı zaman meşru görecek bir kitle ortaya çıktı.



aynı zamanda bahsettiğim destekçilerinin bu fikre olan fanatikliği neticesinde bazı markaların,kişilerin veya tarafların bu durumu zaman zaman kendilerine avantaj sağlama niyetiyle kullanmaları olayın beni üzen taraflarından biridir.



en üzüldüğüm tarafı ise bu düşünceyi destekleyen ve topluma katkı sağlamayı amaçlayan saygı duyulası kişilerin bu yanlış anlaşılmaların içinde dezavantajlı konuma düşmesidir.



bilinçsiz insanlar tarafından kötü etkilenmiştir kısaca.
Yüzyüzeykenkonuşuruz
teoride destek versem de genelde aşırıya kaçırıldığını düşündüğümden uygulamada destek vermediğim fikir akımıdır. tamam kadın, eşcinsel hakları falan önemli ama dünyanın tek sorunu buymuş gibi davranılınca hoş olmuyor.

bir lgbt eylemine binlerce kişi gidiyor, abd eşcinsel evliliği serbest bıraktı diye herkes profil resmini değiştiriyor. çünkü moda. aynı duyarlılığı daha önemli konular için de göstermek lazım. zira üzgünüm ama kimin kimi siktiğinden daha önemli meseleler var

Örneğin ; hayvan hakları , açlık sorunu , çevre kirliliği , hastalıklar , tecavüzler (kadın / erkek farketmeden kadınlarında erkekleri istismar ettiği unutmadan ) vs
dmytrochygrynskiy
Feminizm, kadınların birçok toplumda geleneksel olarak engellenegelen vatandaşlık haklarını kazanabilmek için savaş vermesidir.



Feminizm hareketlerinin tarih boyunca kadınlara sağladığı faydalar:





- Kadınlar birçok fabrika işini erkekler kadar iyi yapabiliyor.

- Bir aile erkek yerine bir kadın tarafından desteklenebiliyor.

-Kadınlar evlendiklerinde kontrolü kocalarına vermek yerine kendi varlıklarını koruyabiliyorlar.

-Anlaşmalar içine girebiliyor, kanuni evraklar imzalayabiliyorlar.

-Feminizm, kadınları toplumsal ve ekonomik anlamda erkekle eşitlemeyi amaçladı.

-Kadınların, tercihleri aşamalı olarak genişledi.

-Günümüzde kadın doktorlar, yargıçlar ve şirket yöneticileri var.

-Bir kadını itfaiyeci ya da inşaatçı olarak görmek alışılmadık bir durum değil.

-Ayrıca bazı Batı ordularında kadınlar ön saflarda yer aldılar.





-Bunlara rağmen kariyerle annelik arasında denge bir çok kadın için hala sorun.

-Ve ne var ki, kız çocuklar hala daha az eğitim alabiliyorlar. Ve bu eğitim erken yaşlarda sona eriyor.
dmytrochygrynskiy
Bu arada 2015 yapımı Suffragette filminde kadınların İngiltere'deki oy hakkı mücadelesi anlatılıyordu. (Carey Mulligan, Helena Bonham Carter ve Meryl Streep var başrollerde)



Neyse, o filmin sonunda hangi ülkede, hangi tarihte kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındığı yazıyordu:

1893 - Yeni Zelanda

1902 - Avustralya

1913 - Norveç

1917 - Rusya

1918 - Avusturya, Almanya, Polonya

1920 - ABD

1932 - Brezilya

1934 - Türkiye

1944 - Fransa

1945 - İtalya

1949 - Çin, Hindistan

1953 - Meksika

1971 - İsviçre

1974 - Ürdün

1976 - Nijerya

2003 - Katar

2015 - Suudi Arabistan



Not: Türkiye'nin tarihine dikkat ettiniz mi? Fransa, İtalya ve İsviçre'den önce bu hakkı kadınlara tanımış. İnsan gurur duymadan edemiyor. Günümüze bakın halbuki. Nerden nereye...
0 /