burçlar ve astroloji üzerine

PARS
Oxford Sözlüğüne göre astroloji: "Göksel cisimlerin hareketi ile göreceli pozisyonları ve bunların insan hayatı üzerindeki varsayılan etkilerin incelemesidir"

Türk Dil Kurumuna göre astroloji: "Yıldız falcılığı"

Tanımı bir kenara bırakacak olursak ilk astroloji kavramı 5000 yıl evvelinde mezopotamya'da ortaya çıkmıştır. Politeist inanca sahip olan sümer rahipleri inandıkları tanrılara bilimsel (!) temellik kazandırmak istemişlerdir. Bu sebeple her bir tanrı ve tanrıça için uzayda gördükleri nesneleri (yıldızlar ve gezegenler) bağdaştırmışlardır.
(resim
Çeşitli sümer tanrıları

Zamanla kaldeliler (onlarda da mezopotamya’da yaşayan başka bir halk) Güneşin de diğer gezegenler ve ay gibi bir eksende döndüğünü fark etmiştir antik dönemlerde dünyanın yuvarlak olduğu bilinen bir şeydi, hristiyanlık’la birlikte düz tepsi muhabbeti ortaya çıkmıştır. Sümer zodyağında 18 olan burç sayısını 12’ye indirirler. 12 zodyak işaretini yani her burcu 30’ar derecelik açılara bölmüşlerdir.
(resim
12’li zodiac sistemi

Evet, Bir Babil günü 360 birime bölünmüştü. Aynı birimler ile güneşin yörüngesini ölçmüşlerdi; bu 360 derece açıyı ifade eder. Astronomide ideal yıl on iki adet 30 günden oluşur ve bu da toplam 360 eder. Babiller, gerçeğin biraz daha karmaşık olduğunun farkındaydılar ve kaç ek birimin eklenmesi gerektiğinin. bu eklemenin yapılması gereken zamanı doğru bir şekilde tespit ettiler. Zamanlama çok önemliydi, ne de olsa savaşlar ve tarım buna bağlıydı.

Buraya kadar işin bir takım temelinden bahsettik. O dönemlerde astroloji böyle bir şeydi amma velakin günümüzde bile Astroloji'nin "Bilimsel" bir araştırma dalı olduğuna inananların sayısı –onca psikoloji ve genetik bilimine rağmen- çok fazla. Bazı kişiler için fala bakmak ya da burç yorumlarını okumak kendilerinde bir hobi olabilir fakat bazı insanlar da iş hayatlarından başka insanlarla yaşayacakları ilişkiye kadar birçok şeyi Astroloji'ye bağlı olarak değerlendirmektedir.

(resim

İsa’dan önceki yüzyılda akdeniz bölgesinde helenistik astroloji ortaya çıkmıştır. Buna neden olan faktör, büyük iskender’in fethettiği mısır ve babil kültürlerini kaynaştırmış olmasıdır. "Yükselen" kavramını ortaya atan ilk astroloji türüdür aynı zamanda.

Batı astrolojisi Helenistik astrolojinin bir uzantısıdır ve zodyak (yani Güneş, Ay ve gezegenlerin gökyüzünde üzerinden hareket ettikleri takımyıldızların kemeri, hep bahsediyoruz) üzerine kuruludur. Türkiye’de de bu yaygındır. Zodyak'ın kendisi Kuzey yarı-küre İlkbahar Gün dönümündeki "Koç"un (Aries) pozisyonundan başlar ki bu her sene 21 Mart tarihinde görülmektedir. Doğrusu bu böyle olmalıydı ama 5000 sene öncesinden gelmesiyle toplamda 1 ay kadar bir süre kayması yaşandı, bu yüzden artık güven verici değildir.

12 hayvanlı türk takv... pardon 12 burçlu batı astrolojisi:
Koç Burcu (Aries)---------------21 Mart - 20 Nisan
Boğa Burcu (Taurus)-----------21 Nisan - 21 Mayıs
İkizler Burcu (Gemini)----------22 Mayıs - 21 Haziran
Yengeç Burcu (Cancer)--------22 Haziran - 22 Temmuz
Aslan Burcu (Leo)--------------23 Temmuz - 23 Ağustos
Başak Burcu (Virgo)-----------24 Ağustos - 22 Eylül
Terazi Burcu (Libra)-----------23 Eylül - 23 Ekim
Akrep Burcu (Scorpion)-------24 Ekim - 22 Kasım
Yay Burcu (Sagittarius)--------23 Kasım - 21 Aralık
Oğlak Burcu (Capricorn)------22 Aralık - 20 Ocak
Kova Burcu (Aquarius)--------21 Ocak - 18 Şubat
Balık Burcu (Pisces)-----------19 Şubat - 20 Mart


Bundan başka bir de çin astrolojisi vardır. 60 senelik bir döngüye sahiptir ve çin takvimine bağlıdır.
(resim
12 Çin Zodyakı. Ortasında “ying ve yang” içeren Dao sembolü bulunur.


Astrologların yaptıkları okumalarla geleceğinizi tahmin ederek sizin için güzel bir iş hayatının olacağını ve daha iyi bir gelirinizin olacağını söylemeleri yaygın görülen bir şeydir. Sonuçlar her zaman aynıdır. Müşterisine çeşitli sorular soruyordu ve adlığı dönütlere göre cevapları hazırdı. Şüphesiz ki iyi bir gözlemciydi. Bir astroloğa göre astroloji tamamen bilimseldir ve fiziksel kanunlara bağlıdır. Fiziksel kanunlar benim de ilgimi çeker. Öyleyse biraz inceleyelim...

Şimdi atom ve uzay fiziğine giriş yapıyoruz. Fiziğin 4 Temel Kuvvetini Yeğin Nükleer Kuvvet, Zayıf Nükleer Kuvvet, Kütle Çekim Kuvveti ve Elektromanyetizma (fizik-2) oluşturur.

Yeğin nükleer kuvvet aralarında en güçlüsüdür. Elektromanyetizma'dan 100 kat, Zayıf Çekirdek Kuvvetinden 10 üzeri 5 kat ve Kütle Çekim Kuvvetinden de 10 üzeri 39kat daha kuvvetlidir. Yeğin etkileşimden dolayı Kuarklar ve Gluonlar birbirine bağlıdır. İlginçtir ki mesafe arttıkça kuvvetin kendisi e-t-k-i-l-e-n-m-e-z. Kuarklar belirli bir mesafeye kadar çekilince, boşluktan yeni bir kuark/anti-kuark yaratacak enerjiye sahip olur.

(resim

Arta kalan yeğin kuvvet ise atomik çekirdeğin içerisindeki hadronlar arasında görülür. mesafe arttıkça kendisi azalmaktadır ve 10 üzeri 15 metre ötesinde varlığı görülmemektedir. Sonuç itibari ile her ikisi de mikro dünyayı etkilemektedir. Makro evrende bir etkileri yoktur.

Zayıf nükleer kuvvete gelelim. Deminki “güçlü nükleer kuvvet”ti aynı zamanda. Zayıf etkileşim W ile Z bozonların (ara vektör bozonları) değişimiyle ortaya çıkar. Adına "zayıf" denir çünkü elektromanyetizma'dan 10 üzeri 11 kat ve yeğin kuvvetten de 10 üzeri 13 kat daha zayıftır. Daha çok beta bozunmasına yol açmasıyla bilinmektedir. Zayıf kuvvet, tat değiştiren tek kuvvet olarak lanse edilir. İşin ayrıntısını bir kenara bırakacak olursak, kendisi arta kalan yeğin kuvvetten 1000 kat daha küçüktür, bu sebeple herhangi bir iddiayı destekleyemez.

(resim
Bir W-negativ bozon yaymasıyla bu elektron(e-) ile anti-nötrino(νe)'ya parçalanır.

Newton’un kafasına düşen sözde elma (ki gerçekte böyle bir elma hiç düşmemiştir) ile tanınan kütle çekim kuvvetinden bahsedelim. Menzili sonsuzdur, yani mesafe kavramından söz edilmez. 2015 yılında okuduğum bir makaleye göre de kütle çekim kuvvetini oluşturan “dalgalar”ın varlığı da kanıtlanmıştır (einstein yine haklı çıktı).

Genel Görelilik açısından kütle çekim kuvveti uzay-zamanın kütle tarafından bükülmesiyle görülür ve serbest-düşen objeler de bükülen uzay-zamanda düz çizgiler üzerinde hareket etmektedir. Bu düz çizgilere "Jeodezikler" denilmektedir. Bir objeye kuvvet uygulandığında uzay-zamanda jeodezikten sapacağını belirtir. Dünya'daki her şey kütle çekim kuvveti üzerine kuvvet uyguladığından jeodezik'i takip etmez.

(resim
bükülen uzay/zaman

Menzili sonusuz olduğu halde gücü logaritmik olarak azalmaktadır. Kütle çekimi oldukça büyük olan Jüpiter gibi bir gezegen bile Dünya'nın yörüngesini etkileyememektedir (yanlış hatırlamıyorsam jüpiter’in günümüzde etkilediği tek gezegen mars’tır ve on yılda bir eksen kayması yaşatır). Çapı yaklaşık 2 ışık yılı kilometre olan güneş sisteminde ise dünya’yı sadece ay ve güneş etkiler.

Elektromanyetizmaya geldik. Bu kuvvet atomları bir arada tutan kuvvettir. Bu kuvvet mıknatısların çalışma prensibini açıklar. Bu kuvvet; elektron, pozitron ve diğer pek çok parçacığın çekirdeğin yörüngesinde kalmasını sağlar. Dalgalar halinde yayıldığını söylemeden de olmaz.

(resim
Dünyanın kendi manyetik koruma kalkanı vardır
Güneş sistemindeki gezegenler arasında pratikte en güçlü manyetosfer dünya’nındır. Jüpiter’in 14 kat daha güçlü olması, güneş’e olan uzaklığından mütevellit faydasızdır. Her neyse, dünya’nın da sahip olduğu pratikteki en güçlü manyetosferi, güneş ve diğer yıldızlardan gelen rüzgarlardan korumaktadır.

İyi bir tartışmacı daima haklı çıkmaya eğilimlidir. İyi bir astrolog da öyle. Hal bu iken şundan bahsedebilirler”. Açıkçası bilim, varsayımsal tezleri çürütmeye uğraşmaz. Ortada olmayan bir kavram çürütülmeye çalışılsaydı, daima yerinde sayacaktı. Ortada beşinci bir kuvvet bulunmamaktadır. Hadi kanıtlasın bakalım 5. Kuvvetini ki bilim ile muhatap olacak düzeye ulaşsın.

Haydi coğrafyaya girelim. Eksen devinimi denen bir kavram vardır. Dünya döner. dönme momentinin açısal hızı da dönen objenin asıl açısal hızını arttırır, bu da dönme eksenin yön değiştirmesine sebep olur. Buna “ekinoks devinimi” de denmektedir. Tam bir Tam bir 360 derecelik dönüş 25,800 yıl sürmektedir. Bu astroloji için şu demek: 25,800 yılı 360'a bölersek sonuç 72 çıkar. Başka bir deyişle, dönme aksın 1 derece kayması 72 sene sürmektedir. Dört bin yıllık Babillilerden beri astrolojinin kendisi güncelleştirilmediği için ekinokslar yaklaşık olarak 56 derece -4032/72=56- kaymıştır! Kısacası burcun "Oğlak" ise, bu hesaba göre aslen bir "Akrep/Yay" burcu oluyorsun.

(resim
Ekinoks devinimi böyle gösterilebilir

Aslen akrep/yay burcu olan kişi neden döllenme anı değil de doğum anına göre belirleniyor acaba? Ya da eleman diyelim ki saat 23.58’de doğdu ve 5 dakika sonra doğsaydı başka bir burçta doğmuş olacaktı belki de. Öyelyse işer biraz da (!) doktorların elinde gibi görülüyor.

Forer etkisi” denen bir kavram vardır. genel topluma hitap eden şeyler kişisel de algılanır çoğu zaman, bu da günlük burç yorumlarını okuyanların "tam da beni ifade ediyor yaa" demesine yol açabilmektedir. "Aklın Düşmanları" (Enemies of Reason) programını sunan Richard Dawkins bu konuda çeşitli araştırmalar yapmıştır. Meraklısı inceleyebilir.
Bazı astrologlar bu etkinin farkındadırlar. Günlük burç yorumlarının 7 küsür milyar kişide elbet denk geleceğini bilirler. Hal bu iken astrologlar arasında bile fikir birliği yoksa, bilimsel camianın buna tenezzül etmesine bile gerek yoktur. Bin yüzlü yıllarda bir gezegen patlaması yaşanmıştı ve dünyadan gözlenmişti. Bir kaç sene boyunca tıpkı bir yıldız gibi bir parlama vardı. Bu durumda epey bir insanın sözde burcu değişmiş oluyor herhalde ;)

Edit: astroloji gökyüzünde gözlemlenebilen cisimlere bağlanmıştır. Dünya'dan yalnızca dört galaksi çıplak gözle görülebilir ve bunların iki tanesi kuzey yarı kürededir.
alfa
'astroloji gezegenlere göre değil de galaksilere göre belirlenebilirse , o zaman işte tam da o zaman tutarlı sonuçlar verebilir mi?' sorusunu ortaya atan kimse olmamış hem de tarih boyunca .belki de bu yüzden astrolojiye inananların sayısı bu denli düşüktür.bayanlar arasında oranın fazla olması kısmen anlaşılabilir olsa da erkekler arasında oran oldukça düşüktür. eski zamanlarda saraylarda kadrolu astrologların olması ayrı bir konu
umbrella
"biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunmaktayız"

astroloji, fal, tarot vb bilimum batıl inanışlara inanmak yalnızca bilmemekten kaynaklanır. gezegenlerin her yıl belli miktar kayma yaşadığını dolayısıyla herhangi bir burcun hiçbir özelliğinin karaktere etki edemeyeceğini bilmiyor iseniz inanırsınız ancak. bilen inanmaz, inanan da bilmiyordur zaten.