acı çekmek

yildizrobotics
Zor olandır. Bazı insanlar, daha doğrusu insanların çoğu genelde basit şeylerden acı çekerler. Daha büyük bir acı çekmedikleri için o acıdan çok zarar görürler. Anneleri babaları vefat ettiğinde bu insanlar yıkılırlar. (Beni etkilemez mesela, babam ölse sevinebilirim bile. Anneannem ve dedelerim öldüğünde de hiçbir şey hissetmedim)

Benim acım mental. İnsanlar kanser hastalarını, kolu bacağı olmayanları örnek verir hep. Benim acım asla geçmeyecek kadar büyük bir acı, dediğim gibi, mental. Tüm doğmuş 120 milyar insan arasından en çok acı çeken tek insan olabilirim, yani en kötü ihtimalde bile ilk 5'e girerim.

Kimileri abarttığımı düşünüyor ama sadece 1 gün benim hayatımı yaşayın, bunları yaşamak yerine İslam dininde anlatılan cehennemde 2-3 yıl geçirmeyi tercih edeceğinizi beyan edersiniz.

Yani maalesef ki acınası durumdayım, bazen de yazıp rahat etmek durumundayım ama eskisi gibi fazla kirlilik yaratmadan, insanlara yönelik (Kadınlık konuları gibi) algı yapmadan bu işi yapıyorum.

Namaz kılmak beni kurtaramaz, Allah'a inanmak beni kurtaramaz. Bir tür meditasyondan ileri gitmez ve çok kısa süreli rahatlamalar yaratır. (O da yaratırsa) Bazılarımız İslam'a inanıyor ve sorunun imansızlığımdan kaynaklandığını düşünüyor, inanın ben de olduğunu düşündüm ama değil, yani içimde Cin falan da yok. Eğer sorun imansızlık olsa dinsiz olduğu halde çok mutlu olan ve mantığı her şartta sağlam olan insanlar da olmazdı. Ayrıca dinleri reddetmek durumundayım, salt mantıksızlığa kendimi mutlu olmak için inandıramam.

Ve acınası bir şekilde belirtmek zorundayım ki, en azından gerçekleri kabul ediyorum, sapık ve aşağılık biriyim, öyle kötü şeyler yapmış olduğumdan değil, düşüncelerim salt kötülüğe sahip olabiliyor. İnsanların tanımladığı kötü tanımları vardır, ben salt kötülüğün ne olduğunu biliyorum maalesef.

Benim durumumda biri düzelemez, 2019 yılındaki teknoloji, bilim ve ilim bile beni düzeltmek konusunda çaresiz. İlim bu konuda yeterli başarıyı sağlayamayacaktır da. Tarihte geriye gitmek veya tarihi geriye sarmak bence tamamen imkansız. Ölüyü diriltmek bile mümkün (Açıklayacağım) ama bu tamamen imkansız. İşte benim düzelmem de bu oranda imkansız. Hayır, düzeltebilirler ama düzelen kişi tamamen başkası olur, ölüyü diriltmek de bu yüzden imkansız diyorum zaten, bambaşka biri olur.

Bu durumda yapmam gerekenler belli. Okul bu dönem bitmese bile atılmadan önce bitirmek (Kendimi kasmadan, acı veriyor), evimde sıkılmadan oturmayı öğrenmek, arada bir şeyler yapmak. Evlenemem, evlenmem. Kuvvetle inanıyorum ki yaşlılığıma kadar yaşayabilirsem başarılı huzur evleri olacaktır veya ötanazi yaygınlaşmış olacaktır. Bunları yapmak için de düşlerimden kurtulamalıyım, ileride bir şeyleri başarabileceğim düşünden kurtulmalıyım. Olmayacak, asla olmayacak. O yola çıksam illa bir yerde patlak verir, öyle diyeyim. Yükseklerdeki gözümü olduğum yere çekmem durumunda basit şeyler de keyif vermeye başlayacaktır. Kitap okumayı seveceğim, oyun oynamayı, film seyretmeyi. Bunlarla hayatım geçecektir. Arada sırada da spor yaparım, düzgün de beslendikten sonra hayatımın geri kalanı böyle geçebilir. İnsanlar beni aşağılıyor, sen halen yerinde sayıyorsun, bak biz neler yaptık diyorlar. İnanın bana yerinde saymam benim başarabileceğim en büyük şey. Bir de daha da dibe battığımı düşünün. Suç işlediğimi ve ömür boyu işkenceye mahkum olduğumu düşünün, sanırsam şu durumumda yerimde saymam daha iyi, ne dersiniz? Hayatımı kendi ellerimle sonlandırmayı düşünmüyorum, bu şekilde yaşayacağım. Annem öldükten sonrasından korkuyorum, sadece annem var. O zamana kadar ya alışmayı öğreneceğim ya da dilerim ki yaşıyorsam bile huzur evine yerleşme yaşım yaklaşır. İnsanlar benim yaşımda birini annesiyle yaşadığı için aşağılıyor, halbuki neler başardığımı bilemiyorlar. Benim ruhumun çektiği acının boyutlarının tüm alemlerden daha büyük olduğunu bilmiyorlar. Çok şey başarıyorum, bu şekilde yaşamayı sürdürerek yine de çok şey başarıyorum. Ruh diyorum ama belki de 2016 Ağustos'ta ettiğim intihardan (3 gün bilincim kapandı ve 1 dakika gibi bile gelmedi) sonra ruhum vücudumdan ayrıldı ve sadece bedenim ve beynimin yarattığı bilinç kaldı. Böyle bir şey vardır belki, bilemem. Zaten Maladaptive Hayal Kurma ve Derealizasyon hastalıkları (Başka hastalıklarım da var) kombo yaptığı için yaşadığımı hissetmiyorum. (Gerçek anlamıyla, mecazi olarak değil, tuhaf bir his)

Bu sebeple insanlardan beklediğim tek şey anlayış, kimseye hayatımı anlatmıyorum artık. (Forum ortamlarında bile azalttım) İnsanlardan rahatsız oluyorum, çok kalabalık ortamlarda öleceğimi sanıyorum. (Otobüs gibi, bu sebeple taksiye çok para harcıyorum zaman zaman. Taksiciyle konuşmayınca da surat asıyor ama ben acı çekiyorum) Zira anlattığımda küçümsüyorlar, sadece bir saniye bile benim yerimde olsalar hayatlarının geri kalanında bir duvara boş boş bakarlar. Bu sebeple de bir diğer hastalığım da sosyal anksiyetedir.

İçimi tamamen döktüm, bu yazı burada kalsın. İnsanlar acılarının ne kadar basit olduğunu anlasın, dünyanın en büyük acısının nasıl olduğunu size betimledim yeterince, bu konuda da en azından bir fikriniz olur. Bu yazından sonra sanırsam sadece temel konularda yazacağım, dahasına gerek kalmadı da.