0 /

giordano bruno

umbrella
nazım hikmet'in "sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa" sözlerinin vücut bulmuş halidir.

zamanının skolastik düşünceli kilisesi tarafından kafir ilan edilir. engizisyon mahkemesi sapkınlığı bırakırsa hayatını bağışlayacaklarını söylemelerine rağmen düşüncelerinden taviz vermez. kopernik sistemine göre evrenin merkezinin dünya olmadığını anlatan düşüncelerini söyleyerek rönesansın önünü açtı. dünya'nın evrenin merkezinde olduğu ptolemaios modeline karşı çıktı.
mahkemeye "ölümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz" dedi ve diri diri yakıldı.

vatikan 2000 yılında giordano bruno'dan özür dilemesine karşın katoliklerden hala ses seda çıkmıyor. bu çağda bu ısrar trajik...

insan düşünme yetisini kazandığından beri, kimi düşünceleri taşımak ve dile getirmek risk haline geldi. bu riski göze almak, doğal olarak bir kahramanlığı gerekli kıldı. yeni ve farklı düşünceler için yapılan kahramanlığın bedeli ise, hep ağır oldu. dönemine göre boğazlanmanın biçimi değişegeldi; boğulmak, asılmak, derisi yüzülmek, kurşuna dizilmek, başı vurulmak, linç edilmek, yakılmak...
ateşli düşüncelere sahip olmak, ateşle oynamaktır.
yüzyıllardır kanıtlanageldi ki, dünyanın dün olduğu gibi bugün de ateşle oynayanlara ihtiyacı var. düşüncelerinden dolayı yakılmışlar, insanlığa meşale olurlar.

kilisedeki soytarıların esamesi bile okunmuyor. nolalı giordano bruno ise gerçek bir kahraman olarak zihinlerimizde yaşıyor.

tanrı iradesini hakim kılmak için
yeryüzündeki iyi insanları kullanır;
yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi
düşüncelerini hakim kılmak için tanrıyı kullanırlar


bir kahraman olarak anılmaktan her zaman nefret ettim. ama geleceğin genç gönüllerinde, ateşi tutuşturacak bir alev gerekliyse, beni kahraman yapmalarına da dayanabilirim.


saygı duyulası.

ilahi komedya

umbrella
dante alighieri, önce "komedya" adını vererek yazıyor fakat decameron'un (pier paolo pasolini filmleştirdi) yazarı giovanni boccaccio tarafından "ilahi komedya" olarak düzeltiliyor. ilahi komedya, 14233 dizeden, Cehennem, Araf ve Cennet bölümlerinden oluşan kutsal manzumedir. ölüp öteki dünyaya giden Dante, yol göstericisi Vergilius'un peşisıra Cehennem ve Araf'ı, 9 yaşındayken bir kez, 17 yaşındayken de ikinci ve son kez görüp aşık olduğu ve evlendiği eşine rağmen ömrünün sonuna kadar zihninde kendisine sadık olduğu Beatrice ile Cennet'i gezip sonunda bir enerji dalgası olan Tanrı'yı görmesiyle sona eren yolculuğunu anlatıyor.

Cehennem 10 bölümden oluşur, her ölümcül günah kendi bölümünde, kendine göre cezalandırır. ilki limbus denilen, dürüst yaşam sürmüş ancak hıristiyanlık'tan önce yaşadığı için "vaftizden yoksun kalmış" ruhlar (aman ağzımızın tadı bozulmasın Ali Rıza Bey, diyerek etliye sütlüye karışmayanlar) oluşturur. ikinci dairede şehvet düşkünleri, üçüncüsünde oburlar, dördüncüsünde cimriler ve savurganlar, beşincisinde öfkeliler cezalandırılır. beşinci ve altıncısında ağır suçluların bulunduğu ve sonsuza dek ateşte yanacak olan dite kenti bulunur. altıncı dairede sapkınlar, yedinci dairede başkalarına, kendilerine, tanrı'ya saldırıda bulunanlar, sekizincide kadın tellalları, din sömürücüleri, rüşvet yiyenler, hileciler, hırsızlar, ikiyüzlüler, bölücüler, simyacılar, kalpazanlar cezalandırılır. dokuzuncu dairede akrabalarına, vatanlarına, konuklarına, kendilerine iyilik yapanlara ihanet edenler bulunur. lucifer ise yarı beline dek buzlara gömülüdür.

vergilius ile dante'nin, cehennem yolculukları boyunca karşılaştıkları kişiler arasında filozoflar, şairler, politikacılar, din adamları, kraliçeler, ünlü papalar, kardinaller, imparatorlar, floransa'nın ünlü kişileri yer alır. bu kişilerin her biri, günahı ile orantılı ceza çeker. cehennem'in alt dairelerine indikçe ceza artar.

dante'nin yolculuğu, tanrı'nın ışığına ulaşmasıyla son bulur.

tanrı'yı bir enerji kaynağı olarak değerlendirmesi ile diğer yazarlardan ayrılır; bilimselle kutsal arasındaki seçimini bilimden yana yapar.

evreni ptolemaios'un görüşüne göre tasarlar yani dünya evrenin merkezindedir.

dünya öylesine yozlaşmış, zıvanadan çıkmış, çivisi çıkmıştır ki, cehennemde çekecekleri azabı yeryüzünde işledikleri suçlar ile insanların kendileri belirlemiştir. bu yüzden cehennem şöyle başlar;

"yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi,
çünkü doğru yol yitmişti."

kampüs cadıları

umbrella
feminizm anlayışları: "bir siyasi parti hariç bütün erkekler katildir."

kadınlar günlerinde "anne babamı boşa", "kadının cebinde yoksa parası, bedenidir kumbarası" gibi kendi cinsiyetine hakaret eden pankartlar taşırlar.
pkk'nın katlettiği aybüke öğretmene ses çıkarmayan, erkek düşmanı, terör propagandası yapan yapmacık grup.

öyle düşünceler ile feminist falan olunmaz. feminizmin getirdiği özgürlüğü istiyorsanız beraberinde gelen sorumluluğu da üstlenmek zorundasınız. "hem hak sahibi olayım hem de evlenip boşandıktan sonra eşime eşek muamelesi yapıp semer vurarak kendime nafaka bağlattırayım" düşüncesi kadar çağdışı ve utanç verici bir düşünce yok.

kampüslerde istedikleri erkeğe gidip şiddet uygulayabileceklerini savunuyorlar fakat günün birinde biri kalkıp kendilerini dövse "ama biz şiddete uğruyoruz, bu haksızlık" deyip ağlayacak kadar da ikiyüzlü ve faşisttirler.

içsel sıkıntılarını belli bir x grubuna kanalize edip düşmanlık kurarak tatmin ediyorlar.

belli bir cinsiyetin değil; insan haklarının yanında olun.

resmen utanç kaynağı... okulda da sanat ve tasarım fakültesi tuvaletleri kapılarına broşürler yapıştırıp yazılar yazıp vandalizm yapıyorlar. seviye bu işte.

anti feminist değilim. bu oluşumun feminist olduğunu da düşünmüyorum. amacım argumentum ad hominem yaparak karalamak da değil aslında. daha çok ideolojik pozitif ayrımcılık faşizmi istiyorlar. istedikleri şey eşitlik de değil.

kampüs cadıları mısınız
kumpas cadıları mısınız
bir karar verin artık.

aşk

umbrella
rick and morty 1. sezon 6. bölümde pozitivist, nietzscheist, varoluşçu (nihilist değil) ve mizantrop rick'in morty'e söylediği aşka bakış açısını içeren sözleri ve tavsiyeyi buraya bırakıyorum.



bak, morty, hevesini kırmak istemem ama insanların "aşk" dediği şey, insanları çiftleşmeye zorlayan kimyasal bir reaksiyon. çok sert vurur, morty, sonra yavaşça söner gider seni de sorunlu bir evlilikte mahsur bırakır. ben yaptım. annenle baban da yaptı. döngüyü kır, morty. aramızdan sıyrıl. bilime odaklan.

aşı yaptırmaya mecbur değilim hareketi

umbrella
aşı karşıtlığı özünde göç/mülteci karşıtlığı tutumu da barındırır çünkü türkiye'den silinmiş birçok hastalık mültecilerle ve kuzey afrikadan/asyadan dolan göçmenlerle ülkeye tekrar kazandırılıyor. önlem için yapılan her aşının nüfusun belli kısmında bazı yan etkileri olabilir. karşı çıkılması gereken şey aşıların azaltılması değil; lüzumsuz sığınmacılara hostluktur. host olunacak ise bile bu şekilde olunmaz.

vücudun kendini sakınamayacağı virüsler için aşı olmak makul bir tutum ama ergenliğe ulaşmış her gence hpv aşısı yapmak, her kış mevsiminde grip aşısı olmak kadar basit bir mevzu değil.

aşı olmanın ve olmamanın zararları ve yararları üzerine bir ton komplo teorisi, kıyamet senaryosu yazılabilir. önemli olan elinde kanıt/bilimsel veri sunarak konuşmak.

grip aşısı da yaptırmak istemeyenler tabiiki bu özgürlüğe sahipler ama o zaman şu hareketi de savunmalılar;

--- kamu spotu ---

(bkz:aşı yaptırmıyorsan çektir olup gidebilirsin hareketi).

--- kamu spotu ---

aşı yaptırmama özgürlüğü kimsenin çocuğuna hastalık bulaştırma hakkını beraberinde getirmiyor.
0 /